Ana səhifə

Uzun bir tatilin son gününde tekrar merhabalar… Geçen hafta tarihle bütünleşmiş olan Barselona gezimizin dönüşünde gördüklerimi sizlerle paylaşacağımı belirtmiştim. Gerçekten oldukça güzel bir gezi oldu


Yüklə 8.06 Kb.
tarix17.06.2016
ölçüsü8.06 Kb.
Uzun bir tatilin son gününde tekrar merhabalar… Geçen hafta tarihle bütünleşmiş olan Barselona gezimizin dönüşünde gördüklerimi sizlerle paylaşacağımı belirtmiştim. Gerçekten oldukça güzel bir gezi oldu. Toplam üç buçuk günümüz olmasına rağmen Barselona’nın tadını tam anlamıyla çıkardık dersem yalan olmaz doğrusu. Gerçi şansımıza hava bol yağışlı ve soğuktu; ama yinede güzeldi.

İlk olarak birazcık şehrin tarihinden bahsetmek istiyorum. Bir çoğunuz biliyorsunuzdur; ama bilmeyenler için bence oldukça ilginç. Tarih dersini pek sevmeyenler bu paragrafı atlayabilirler… Darılmam vallahi… İspanya kurulmadan yüzlerce yıl önce Barselona Katalan bir asilzade aile tarafından kurulmuş. Kendi dilleri, gelenekleri ve kültürleri olan bir imparatorlukmuş. Bu imparatorluk Sicilya ve Sardinya adalarını da içine alıyormuş. 1939’a kadar varlığını sürdüren imparatorluk birinci dünya savaşından sonra egemenliğini kaybetmeye başlamış. Veee, İspanya’nın diktatörü Fransico Franco’nun 1975 yılında ki ölümünden sonra da, Barselona İspanya’nın içinde sanki ayrı bir ülke kimliğine bürünmüş... Bilindiği gibi İspanya bazı özel bölgelerden oluşuyor. Bu bölgelerden biri bahsettiğimiz Katalan bölgesidir. Katalan bölgesinin başkenti de Barselona’dır. Barselona deniz kenarında olmasından dolayı ticaretin yoğun olduğu ve ekonomik olarak gelişmiş bir şehirdir. İç savaş sırasında en çok direnen bölge Barselona olmuştur. Ekonomik açıdan gelişmiş olduklarının farkında olan Katalanlar kendi dilleri olan Katalanca’yı İspanyolca’dan ayrı bir dil olarak burada konuşmaya devam etmişlerdir ve hala da devam etmektedirler. Ayrıca, Barselonalılar kendi geleneklerini, dillerini, kültürlerini de korumakta ısrar etmişlerdir. Bu sebepten dolayı, Barselona’da “özgürlük” çok önemli bir yerdedir. Barselona merkez olan Madrid’e karşı bir başkaldırı ve bir özgürlük ifadesi içinde olan bir şehirdir. Bu yüzden de, tamamen İspanya’dan ayrılıp kendi ülkelerini kurma savaşını hala vermektedirler. Barselonalılar kendilerini önce Katalan olarak kabul ederler. Onlara sorarsanız eğer, size İspanya kurulmadan önce Katalanya’nın var olduğunu, kendi mutfaklarının, dillerinin, bayraklarının ve kültürlerinin farklı olduğundan söz edeceklerdir. Madrid’den daha kozmopolit, İspanya’dan daha Avrupai olduklarını ifade edeceklerdir. İspanya’yı bir ülke olarak değil de, eyaletlerden oluşan bir birlik olarak görmeyi tercih ederler.



Kısa bir tarihçeden sonra gelelim gezimize… Barselona’ya sabahın erken saatlerinde vardığımızda ilk olarak bir şehir turu yaptık. Oldukça zengin kültürlerle bütünleşmiş olan bu şehir sanki bir açık hava müzesi gibiydi. En çok ilgimizi çeken “Sagra de la Familia Kilisesi (Temple of the Holy Family)” oldu. Bu kilise Barselona’nın en tanınmış sembolü olarak bizlere anlatıldı. Upuzun kuleleriyle gökyüzüne uzanan devasal kilise adeta Tanrı’ya elini uzatmaya çalışıyor gibi büyük bir şehvetle karşınızda duruyor; ve siz bakmaya doyamıyorsunuz. Kilisenin batı tarafından baktığınızda oldukça sade olan bir yüz ve çarmıha gerilmiş bir İsa figürü görüyorsunuz. Etrafını dolaştığınızda kilisenin doğuya bakan tarafında, yani güneşin doğduğu yönde, İsa’nın doğuşunu anlatan figürlerle karşılaşıyorsunuz. Bu kilisenin yapımına 1882 yılında Villar tarafından tasarlanarak başlanmış. Fakat, Villar'ın gözden düşmesi üzerine 1883 yılında kiliseyi tamamlama görevi Gaudi’ye verilmiş. Gaudi ani ölümüne kadar kilisenin yapımıyla uğraşmış; ancak tamamlayamadan ölmüş. Gaudi bu kilisenin sadece bir giriş ve bir kuleden oluşan ön cephesini yapabilmiş. Bugün kilisenin yapımı çeşitli yardım fonlarıyla yeterli para olmadığından yavaş bir şekilde hala devam etmekteymiş. Fakat, bütün bunların yanında bu kilisenin bitirilmesine halk da karşı çıkmaktaymış. Sebebi ise, Barselonalıların bu kilise bittiğinde bütün halkın günahlarından tamamen arınacağına inanmaları ve bunu da haksızlık olarak görmeleriymiş. Gotik tarzın örneği olan bu ünlü kilise hala tamamlanamadığı için “Bitmeyen Kilise” olarak da bilinirmiş. Gaudi'nin, “La Pedrera” adıyla bilinen ilginç mimariye sahip olan apartmanı gibi daha bir çok eserini de şehirde görmek mümkün tabii.
Eveeet, Barselona’yı tamamen anlatmaya bu hafta yetmedi. Bu yüzden tarih dersi olmadan daha zevkli bölümleriyle Barselona hikayemize haftaya devam edeceğiz.

Lale ÇALIK


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©kagiz.org 2016
rəhbərliyinə müraciət