Ana səhifə

Üzümsü meyveler grubuna giren türler içinde en önemli yeri tutan çilek


Yüklə 22.5 Kb.
tarix23.06.2016
ölçüsü22.5 Kb.


1. GİRİŞ

Üzümsü meyveler grubuna giren türler içinde en önemli yeri tutan çilek (Fragaria ananassa Duch.) çok yıllık, otsu bir bitkidir. Diğer birçok meyve türünün henüz pazara sürülmediği aylarda pazarda bulunabilmesi, albenisi ve C vitamini içeriğinin oldukça yüksek oluşu, bu meyvenin ABD, Kanada, Japonya ve Avrupa pazarlarında çok tutulmasına ve yüksek fiyatlarda satılmasına neden olmuştur (Anonymous, 1997).

Türkiye’deki çilek üretiminin yaklaşık % 80’i İçel, Bursa ve Aydın illerinden sağlanmaktadır. Aydın Ege Bölgesi çilek üretiminde, gerek ekiliş alanı bakımından gerekse üretim bakımından ilk sırayı almaktadır. Aydın İli 2001 yılı verilerine göre, 313 ha ekiliş alanı ve 10.675 ton çilek üretimine sahiptir (Çizelge 1). Büyük oranda üretimin yapıldığı Sultanhisar ilçesi 257 ha ekiliş alanı ve 9.000 ton çilek üretimiyle Aydın ili çilek üretiminde en büyük paya sahiptir.

Çizelge 1. 2001 yılı verilerine göre çilek dikim alanı ve üretim (Anonymous, 2001)






Çilek Dikim Alanı (ha)

Üretim (ton)

TÜRKİYE

9700

117.000

EGE

653

17.840

AYDIN

313

10.675

Çilek yetiştiriciliği ülkemizde genellikle örtü altında yapılmakta ve dikilen fideden iki yıl ürün alınmaktadır. Çilek yetiştiriciliği şu aşamaları kapsamaktadır.

a-Oluşturulan sırtlara çilek fidelerinin dikimi (genellikle ağustos ayı), b-Yabancı otlar ve diğer zararlı faktörlerden korunmak amacıyla toprağın siyah polietilen örtü ile malçlanması (eylül ayı), c-Çevre koşullarından korunmak amacıyla sırtların iki metre yüksekliğindeki plastik tünelle kapatılması (ocak ayı), d-Hasat (mart-haziran)

Çilek alanlarındaki problemlerden en önemlisi bitki koruma ile ilgili olanlarıdır. Bunlardan bir tanesi de yabancı otlardır.

Yabancı otlar çilekte, bazı hastalık ve zararlıların (özellikle kırmızı örümcek) konukçusudurlar; salgıladıkları maddelerle çilek bitkisinin gelişimini engellerler; malçlama öncesi sırtlardaki malçlama sonrasında da bitki diplerindeki yabancı otların elle yolunması ve sıra aralarında çapalama nedeniyle işgücü kaybına neden olurlar; malçlama naylonunu delerek zarar verirler. Ayrıca hasat sırasında çilek toplayan işçilere engel olurlar; çilek bitkisinin havalanmasına engel olurlar. Bu nedenle Botrytis cinerea ve Phytopthora spp. gibi hastalıklar oluşur. Bütün bu zararlarıyla birlikte verim düşüklüğüne neden olurlar. Çilek alanlarında yabancı otlarla özellikle ilk iki aylık dönemde mücadele edilmediği taktirde % 65 verim kaybı söz konusu olabilmektedir (Pritts and Kelly, 2001).



Boz ve ark.(2002)’nın yaptığı survey çalışmasında Aydın ili çilek alanlarında malçlama öncesi sırtlarda problem olan yabancı otlar Portulaca oleracea L. (Semiz otu), Amaranthus spp. (Horoz ibiği türleri), Cyperus rotundus L. (Topalak), Heliotropium spp. (Bozot türleri), Cynodon dactylon (L.) Pers. (Köpek dişi ayrığı), Digitaria sanguinalis (L.) Scop. (Çatal otu), Raphanus raphanistrum L. (Yabani turp), Chenopodium spp. (Sirken türleri), Setaria spp. (Yapışkan ot türleri), Echinochloa crus-galli L. (Darıcan), Solanum nigrum L. (Köpek üzümü), Sorghum halepense (L.) Pers. (Kanyaş), Sonchus sp. (Eşek marulu türü) ve Tribulus terrestris L. (Demir dikeni) olarak belirlenirken, malçlama sonrasında Conyza canadensis (L.) Cronq. (Şifa otu), P. oleracea, C. rotundus, Amaranthus retroflexus L. (Kırmızı köklü tilki kuyruğu), Matricaria chamomilla L. (Hakiki papatya), Poa annua L. (Salkım otu), Polygonum aviculare L. (Çoban değneği), Stelleria media (L.) Vill. (Serçe dili) ve Chenopodium spp. önem kazanmıştır.

Bu yabancı otlarla mücadelede nadasa bırakma, ekim nöbeti, elle yolma, çapalama, çiftlik gübrelerinin yeterli miktarda fermente edilmiş olması, alet ve ekipmanların temizliğine dikkat edilmesi ve sıra aralarının organik malçlarla kaplanması gibi yöntemler kullanılabilir. Ülkemizde çilek yetiştiriciliğinde kullanılan ruhsatlı herhangi bir herbisit bulunmadığından Aydın’da çok az da olsa methyl-bromide kullanılmasına rağmen bu kimyasalın çevreye verdiği zarardan dolayı 2008 yılında kullanımdan kaldırılacağı belirtilmiş ve alternatif arayışına gidilmiştir.

Bunlardan birisi olabileceği düşünülen solarizasyon, nemli toprağın şeffaf plastik örtüyle kaplanarak güneş ışınları aracılığıyla ısıtılması sonucunda bazı yabancı otların, toprak kökenli hastalıkların ve nematodların kontrol edilmesi işlemidir. Hastalık ve zararlıları kontrol etmesinin yanı sıra toprakta eriyebilirliği artan NO3, NH4, Ca, Mg++ ve K’nın bitkilerde alınımını kolaylaştırmakta ve bitkinin vejetatif gelişiminde, ürünün kalite ve kantitesinde artışa neden olmaktadır. Solarizasyonun etkisi toprak sıcaklığına, solarizasyon zamanına ve süresine, maksimum ve minimum hava sıcaklıklarına, rüzgar hızına ve süresine, toprak tekstürüne, rengine ve nem içeriğine ve kullanılan örtünün özelliklerine bağlıdır (Stapleton, 1997). Çilek yetiştiriciliğinde genelde ağustos ayında fide dikimleri gerçekleştirildiği için yazın sıcaklığın en yoğun olduğu aylar olan haziran-temmuz aylarında solarizasyon yapılabilmekte, ardından da fide dikimleri gerçekleştirilmektedir.

Solarizasyonun yabancı otlar üzerindeki öldürücü etkisi uygulama yapılmış topraktaki sıcaklık yükselmesi sonucu meydana gelir ve genellikle tohumla çoğalan tek yıllık yabancı otlar üzerinde daha etkilidir. Uzun epikotilli veya tohumları sıcaklığa tolerant olanlar daha az duyarlıdırlar (Elmore, 1991).

Solarizasyonun yabancı otlar üzerine etkisinin değerlendirildiği farklı lokasyonlarda yapılan çalışmalar incelendiğinde, çilek alanlarında yapılan surveylerde rastlanılan aynı cinse ait yabancı otlardan bazılarının solarizasyona duyarlı olduğu görülmektedir. Bunlar; kışlık tek yıllık yabancı otlardan Anagallis arvensis L.(Fare kulağı), Capsella bursa-pastoris (L.) Medik. (Çoban çantası), Heliotropium suaveolus Bieb., Hordeum leporinum Link. (Yabani arpa), Lactuca scariola L. (Yabani marul), Lamium amplexicaule L. (Ballıbaba), Mercurialis annua L. (Köpek lahanası), Papaver dubium L. (Meşkük haşhaşı), P. annua, Polygonum equisetiforme Sibth and Sm., R. raphanistrum, Sonchus oleraceus L., S. media ve Urtica urens L. (Isırgan otu) olarak belirtilmiştir. Yazlık tek yıllık yabancı otlardan, Amaranthus spp., Chenopodium spp., Datura stramonium L. (Şeytan elması), D. sanguinalis, E. crus-galli., Fumaria spp. (Şahtere türleri), Malva sylvestris L. (Ebegümeci), Polygonum persicaria L. ve T. terrestris duyarlı bulunmuştur. Surveylerde çok sık rastlanan C. canadensis solarizasyona orta derecede dayanıklı bulunurken, P. oleracea yapılan çalışmalarda farklı sonuçlar vermiştir. Çok yıllık yabancı otlardan Convolvulus arvensis L. (Tarla sarmaşığı) ve C. dactylon genelde duyarlı bulunurken, en çok rastlanılan yabancı otlardan olan C. rotundus yapılan çoğu çalışmada dayanıklı bulunmuştur. S. halepense’nin ise tohumları bitkinin kendisinden daha duyarlı bulunmuştur (Elmore, 1991).

Mısır gluten unu (MGU), mısır nişastası ya da şurubunun üretimi esnasında ıslak öğütme işlemiyle veya endospermin enzimatik muamelelerle çıkarılma işlemi sırasında nişastanın ve tohum özünün geniş bir kısmı ile birlikte kepeğin ayrılmasından sonra mısırdan geriye kalan kurutulmuş kısımdır. Enerji ve protein içeriği yüksektir ve genel olarak % 60-62 protein içermektedir (Anonymous, 1982). Yapılan çalışmalarla herbisit etkisinin olduğu belirlenmiş ve Amerika’da 5.030.268 sayılı patent numarasıyla 1991 yılında patent almıştır (Christians, 1991). MGU, 1994 yılının Ağustos ayında da #56872-1 nolu ruhsat numarası ile A-Maizing Lawn ticari ismiyle EPA (Environmental Protection Agency) tarafından ruhsatlandırılmış ve özellikle organik tarım yapılan alanlarda sorun olan bazı yabancı otların kontrolünde kullanılmak üzere ticari olarak satılmaya başlamıştır. İçeriğindeki beş farklı dipeptidin (glutarninyl-glutamine, glycinyl-alanine, alaninyl-glutamine, alaninyl-asparagine ve alaninyl-alanine) kök gelişimini engelleyici etkisi bulunmaktadır (Liu and Christians, 1994). MGU’nin sadece çimlenmekte olan tohumların kök gelişimini engellediği, olgun kök sistemine sahip bitkilere zarar vermediği belirtilmiştir (Christians, 1993).

Karasu, koyu kırmızı renkli toplam katı madde miktarı yüksek, asidik, organik madde, N, Ca ve Mg besin elementlerince zengin bir zeytin alt ürünüdür. Yapılan bazı çalışmalarda gübre olarak kullanılabileceği belirtilmiştir (Işıklı, 1992). Boz ve ark. (2001)’nın buğdayda karasuyun kullanımı ile ilgili olarak yaptıkları çalışmada karasuyun yabancı ot yoğunluğunu % 37-87 arasında değişen oranlarda engellediği belirtilmiştir.

Aydın ilinde bulunan 170 zeytinyağı fabrikası tarafından her yıl yaklaşık olarak 650.000 m3 sıvı halde zeytin karasuyu üretilmektedir. Bu çalışmayla her yıl yoğun miktarlarda üretilen ve çevre kirliliğine neden olan karasuyun yoğunluğunu azaltmak için tarım alanlarında kullanılabilirliği de değerlendirilmektedir.



Bu çalışmanın amacı; Aydın İli çilek alanlarındaki yabancı otların belirlenmesi ve bu yabancı otların mücadelesinde ve .çilek veriminde solarizasyon, karasu ve mısır gluten unu ile bazı kombinasyonların etkinliğinin saptanmasıdır.



Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©kagiz.org 2016
rəhbərliyinə müraciət