Ana səhifə

Ülke 10 yillik eylem plani


Yüklə 95.34 Kb.
tarix09.06.2016
ölçüsü95.34 Kb.
05 Mart 2011 DÜNYA ENGELLİLER BİRLİĞİ ÇALIŞTAYI/İSTANBUL

DEB EYLEM PLANI

Raportör : Prof. Dr. Nur TUNALI TÜRKMEN / Yeni Yüzyıl Üniversitesi

Raportör : Canan KOCA / Teknik Müdür / Dünya Engelliler Vakfı

Raportör : Hatice DEĞİRMENCİ / Uluslar arası İlişkiler Sorumlusu / Dünya Engelliler Vakfı

ÜLKE 10 YILLIK EYLEM PLANI

EVRENSEL TASARIM KRİTERLERİ o ENGELSİZ ŞEHİR PLANLAMASI

o ENGELSİZ ŞEHİR KILAVUZU

o ENGELSİZ ŞEHİR YÖNETMELİĞİ

o SOSYAL UYGUNLUK VİZESİ

ENGELSİZ PROJELER

FİNANS MODELLERİ


KATILIMCILAR

TÜRKİYE/PROF.DR. MENSUR AKGÜN

TÜRKİYE/PROF.DR. NUR TUNALI TÜRKMAN

TÜRKİYE/NECDET ÖZTÜRK

TÜRKİYE/METİN ŞENTÜRK

TÜRKİYE/AYÇA HAYKIR

TÜRKİYE/PROF.DR. HÜLYA KAYIHAN

TÜRKİYE/ BAHATTİN ŞENGÜL

TÜRKİYE/AV. TURAN HANÇERLİ

TÜRKİYE/EMEL KAPANOĞLU

TÜRKİYE/ AYHAN NEHİRLİ

TÜRKİYE / GÜLBEYAZ ÖGEYİK

IRAK MUOWFFAK.T.ALKHAFAJI

SUDAN/ DR. YOUSIF ISMAIL

SUDAN/ ELSAMAWAL FARAOQ HASSAN

SUDAN/ ABDELRAHMAN KHALIFA AHMED MOHAMMED

HOLLANDA/HANNEKE VON BRUGGEN

HOLLANDA/PEGGY ANN

KOSOVA/ KANITA APUK

GİNE/DIOP ALPHA BOUBACAR

ALMANYA/HAFİZE ŞAHİN

KUVEYT/NORA ALZAHRI

AVUSTRALYA/ PATRICK MAHER

FRANSA/EROL KILIÇASLAN

RUSYA/MARAT SHEYKHADINOV

SAN MARINO/ MIRKO TOMASSONI

İNGİLTERE/MUHAMMED SOHAIL NASTI
TÜRKİYE/PROF.DR. MENSUR AKGÜN: Hanımefendiler, beyefendiler başlayabilir miyiz? Kahve molasından önceki yaptığımız tartışmalarda tüzüğün altyapısını, tüzüğün ne şekilde olması gerektiğini tartıştık. Yönetmeliği tartıştık. Normları tartıştık. Şimdi de bir eylem planımız olacak tabii ki. Bu eylem planının üzerinden biraz geçip, onun genel ilkeleri üstünde de tartışma yapabilirsek, sanıyorum bundan sonraki adımımızı daha sağlıklı bir şekilde atabileceğiz. Buyurun, Necdet Bey.

TÜRKİYE/NECDET ÖZTÜRK: Teşekkür ederim, Sayın Hocam. Efendim, DEB hukuki normlarını, yönetmelik hükümler kısmını başlıklar halinde birlikte paylaştık. İkinci başlık konusu olan uygulamalar kısmını arz edeceğim. Ama bundan önce biz birlikte STK’lar olarak toplanarak şunu demek istiyoruz. Şu aşama bu aşamadır. Biz ihtiyaçlarımızı ve haklarımızı korumak, ifade etmek ve bir çatı altında Küresel bir oluşum oluşturmak niyeti ile bir araya geldik. Ve biz DEB’i kurmak iradesini gösteriyoruz. Bunun için bundan sonra 3 Ekim 2011 tarihine kadar kurulacak olan bu birliğin ortak akılla ve hepimizin iradesi ile içeriği, biçimi şekillenecek, 3 Ekim 2011 tarihinde buluştuğumuzda da, o tarihe kadar olan çalışmalarımızı olgunlaştırıp ve inşallah bu DEB’ni kurmuş olacağız. Nasılla nedeni, neden aşaması kavramlarını birbirinden ayrı tutarak değerlendirmenizi rica ediyorum. Teşekkür ediyorum. Uygulamalar başlıklarını arz ediyorum hocam:

TÜRKİYE/METİN ŞENTÜRK: Ben bir söz alacağım bir ara ama sözünüz bittiği zaman.

TÜRKİYE/NECDET ÖZTÜRK: Verelim mi efendim?

TÜRKİYE/METİN ŞENTÜRK: Yok, önce siz devam edin.

TÜRKİYE/PROF.DR. MENSUR AKGÜN: Siz devam edin isterseniz, sonra.

TÜRKİYE/NECDET ÖZTÜRK: Uygulama konu başlıkları:

Faaliyetlerin proje, finansman ve sektör bazında tasnifi



Faaliyetler

Eğitim

Sağlık

Uyum ve rehabilitasyon

İş ve istihdam

Engelliliğin önlenmesi

Yeterli yaşam standardı ve sosyal koruma

Siyasi ve toplumsal yaşama katılım

Kültürel ve dini yaşam,

Dinlenme, eğlence ve spora katılım

İstatistik ve veri toplama

Uluslar arası işbirliği



Ulusal uygulama ve izleme
Uygulamalarda konu başlıklarımız bunlar. Arz ederim hocam.

TÜRKİYE/PROF.DR. MENSUR AKGÜN: Çok teşekkürler. Bu konuda söz almak isteyenler var mı acaba? Peki isterseniz devam edelim.

TÜRKİYE/NECDET ÖZTÜRK: Hocam bir şey söylemek istiyor.

TÜRKİYE/PROF.DR. MENSUR AKGÜN: Pardon buyurun.

TÜRKİYE /FEHİM ÜÇIŞIK: Efendim, hep aynı noktaya geliyoruz. Hiç kimse söz almıyor. Çünkü aykırı bir görüş yok. Hiç kimse şu alanda çalışma yapılmasın demeyecek. Neden? Artık belli bir düzeye gelmişsiz. Sıfırdan bir şey yapmıyoruz. Çeşitli uluslar arası sözleşmelerde, eylem planlarında, iç mevzuatlarda, her ülkede, çeşitli ülkelerde, ele alınmış uygulama alanları var. Buları bir kere daha zikrettiğimizde elbette karşı çıkılmayacak. Ama biz, farkımız ne? Biz ne yapacağız? Bunu her ülkede her kurulmuş dernek, vakıf yapabilir. BM kendi teşkilatları vasıtasıyla zaten direktif veriyor. Şu alandaki örgütler, bu durumdaki insanları da gözeterek uygulama yapacaktır, diyor. Hatta işte, kamu, yerel yönetim, istihdamda kotalar koyabilir diye hükümler var. Konuyor, koyan ülke var, koymayan var. Biz iyi uygulama örneklerinin yaygınlaştırılacağını söyledik. Biz ayrıca ne yapacağız? Ben bunun cevabını biraz evvel bahsettiğim 58 maddelik denen, sonradan hafifletildi, özleştirildi denen tüzükte gördüm. Avrasya Şifahanesi kuracağız, çocuklar için bunu yapacağız. İşte bu noktada benim söylediğim şuydu. Adına uygulama planı deyin, eylem planı deyin, yönetmelik deyin. Asıl umumi ifadelerle genel olarak hangi alanlarda ne gibi atılımlar yapılacağı, nerede mevcut tuğlaların üzerine bir tuğla daha konacağı, tüzükte ilke bazında alan itibariyle belirtilebilir. Ama işi somutlaştırma, uygulama biçimini somut olarak ortaya koymak, kuruluşumuzu çekici hale getirmek, kuruluşumuzu resmi Kuruluşlar nezdinde, yerel yönetimler nezdinde, uluslar arası, BM’den başlayarak diğer kuruluşlar nezdinde

Hakikaten düşünülmüş, ince elenmiş sık dokunmuş gerçekçi, yapılabilir hedefler ortaya koymuş, derken bunları zaten saymıştık. Madde madde okumak istemiyorum. Orada var. Avrasya Şifahanesi diye devam edip altında var. Ve orayı ben ilk okuduğumda niçin bir tane diye bazılarını tenkit etmiştim. Gene aynı ayrımı söylüyorum. Bizim Tüzüğümüz inşallah kurarız, faaliyete geçeriz. Güzel eylemler yaparız. Bizim Tüzüğümüz 40 yıl sonra da yepyeni bir devlet kurulursa, altı kıtanın bir köşesinde, bir devletten ayrılıp da Çekoslovakya modeli olduğu gibi diğerleri kurulursa veya daha önce nasılsa bu teşkilata dahil olmamış bir kuruluş, dahil olmak isterse, aynası iştir kişinin, hesabı yaptıklarımıza bakarak, yapılacakları görerek bir an evvel biz de üye olmalıyız diyebilmeli. İşte bu noktada ben, o ilk taslakta tüzük olarak hazırlanmış, adı da konmuş bölge kuruluşları, Bölge Rehabilitasyon Merkezleri, Bölge Şifahaneleri veya kıta Şifahaneleri yahut en ileri düzeyde numune tesisleri diyerek yapılacakların sıralanmasını ve hatta ilk adımların isimleri konularak, bu Avrasya’yı o yönden çok uygun buluyorum. Ve biraz evvel söylediğim Avrasya olduğu gibi Okyanusya da olmalı, Güney Amerika da olmalı, Afrika da olmalı, her yer olmalı, Kuzey Amerika da olmalı, yani bunlara rehber olacak kuruluşları desteklemek, yoksa kurulmasına çalışmak, bunun için yapılacak çalışmalar diye söylemeliyiz. Yani her işi biz yapacak değiliz, yaptıracağız. Ama sağlık alanında örnek vereyim, birinci basamak hastane var. İkinci basamak var. Bir de ihtisas hastaneleri var. Bir de Türkiye çapında mesela adli tıp alanında üst bir kurum var. Bu, bu şekilde dünyada örnek bu alanda her biri için en üst düzeyde araştırmaların, çalışmaların yapıldığı kuruluşları desteklemek veya onların katılması için çaba göstermek veya onları yapabilecek kuruluşlar arasında işbirliğini sağlamak. Bizim vakfımız gidip de Güney Amerika’ya bir tane hastane, bir tane ileri bir şifahane açacak değil. Olamayabilir. Ama oradaki ülkelere Avrasya’da yapılanın benzerini yapması için işbirliği yapın demek durumunda. Yahut BM’in belli fonlarına, belli kuruluşlarına, Dünyada şu kadar milyar insanın yaşadığı yörede bu var, bu kadar milyar insanın yaşadığı yerde niye yok, niye dengeli dağılım yok, gibilerinden bir baskı grubu olarak faaliyet gösterebilir. Onların eylem planlarını etkilemeye çalışabilir. Ben bu yüzden hangi alanlarda faaliyetlerde bulunacağını zaten Tüzükte mecburen göstereceğiz. Bunu ayrıntılı hale de getirebiliriz. Ama eylem planında veya uygulamada, uygulama planında bunların somutlaştırılması ki bu adım atılmış, bunun sadece bir bölge yönünden değil, dünyanın bütün kıtaları yönünden ve belli ağırlıktan insan, gruplara göre, nüfusa göre, ayrıca gelişmişlik düzeyine göre, önceliklerin belirlenmesi diyelim. Çünkü bizim birliğimizde zaten açıklama yapıldı. Sayın başkan Necdet Bey. Niçin gelişmiş ülkelerin desteği, girmesi gerektiğini söyledi. Gelişmekte olanların Niçin girmesi gerektiğini söyledi. Biz Mevcut ihtiyaçları sezdiğimizi, tespit ettiğimizi, çözüm önerileri düşündüğümüzü, kademelendirdiğimizi ve buna göre kafamızda bir şablon olduğunu, bunu da eylem planı şeklinde ortaya koyduğumuzu belirtelim. Böylece hem bizi çekici kılacak, cazip kılacak hem bunlar her yerde bizim, düşüncesi, tasarısı, planı olan bir kuruluş olduğunu, kurulmuş olmak için kurulmadığımızı büyük bir ihtiyaca cevap verdiğimiz ve hatta BM’nin yapması gereken planları gönüllü kuruluş olarak yapıp onları yönlendirdiğimizi, ortaya koymalı, diyorum. Teşekkür ederim.

TÜRKİYE/PROF.DR. MENSUR AKGÜN: Çok teşekkürler hocam. Size söz vermeden önce. Pardon. Size söz vermeden önce, bu yaptığımızın yanlış anlamayı önlemek için belki açıklamada bulunmak da yarar var. Biz şu an bir beyin jimnastiği yapıyoruz. Ve bu beyin jimnastiği yapılması için de ortaya atılmış olan bir taslak var. Bu taslak eylem planı, biraz tüzükten farklı olarak taslak eylem planı, ileride yapılacak, kurum kurulduktan sonra yani birlik kurulduktan sonra yapılabilecek olan şeylerin dökümünü çıkarmayı amaçlıyor. Yani buradaki söylenen şeyler bugünden yarına hayata geçirilecek olan şeyler değil. Birlik kurulduktan sonra zaten bunun bir yönetim kurulu olacak, o yönetim kurulu genel kurul tarafından seçilecek. Genel kurulun ve yönetim kurulunun verdiği tavsiyeler neticesinde oluşacak olan bir eylem planı ama şu an yapığımız bir beyin jimnastiği. Brain storming station İngilizcesi ile söyleyecek olursam. Yani bu Eylem planı taşa kazınmayacak. Ve bu Eylem planı, buradaki söylenen şeyler sabit olarak kalmayacak. Geliştirilecek zaten ilk değiştirme aşamasını da başladık bile. Ama bundan sonra da, bu Birlik kurulduktan sonra, ben öyle inanıyorum ki Eylem planın üzerinde zaten yönetim kurulu çalışacak. Profesyonel bir sekretaryası olacak. Bu sekretarya bunun ne kadarının hayata geçirebileceğini, bulunan kaynaklarla bağlantılı olarak tabi ki ölçecek, biçecek ve sanıyorum bütün üyelere de gerekli olan bilgiyi verecek, Genel kurullarda, yılda bir büyük olasılıkla yapılması gerekli olacak olan genel kurullarda. Buyurun efendim.

TÜRKİYE/AV. TURAN HANÇERLİ: Teşekkürler. Türkiye Sakatlar Derneği. Turan Hançerli. Hocamın söylediklerine katılıyorum, harfiyen katılıyorum. Ve Belki bununla ilgili birkaç şey eklemek istiyorum. Tabi Eylem planı içerisinde öncelikle bu birliğin kurulması üzerinde, birliğin geliştirilmesinin birinci öncelikli Eylem planı içerisinde olması lazım. Yani birlik belli ülkelerde, bugün 43 deniyor. 43 ülkeyle olacak ama birliğin ilk birkaç yıl Eylem planı içerisinde mutlaka birliğin, dünyanın önemli bir kesimini içerisinde barındırabilme hedefini önüne koymak durumunda, koymalı kanaatindeyim. Bir diğer husus ise, bizim özellikle karşı çıktığımız ve Yerel hükümetler bazında problem yaşadığımız bir hizmet sunumu ile karşı karşıya kalıyoruz ki bu sıkıntılı neden, engelliye verilen hizmetlerin yerinden yapılması. Yerinden yapılması ve en yakın yerde yapılması gibi bir problemimiz var. Ve bugün hizmetlere en büyük eleştirilerimiz burada. Bizim birliğin önüne koyduğu projelerde de hizmet sunumu ilişkin projeler olması nedeni ile sadece Dünyanın çeşitli bölgelerinde değil ülke içerisinde yapılan hizmet sunumu tesisi de başka bölgeler için kendi içersine eşitsizlik, adaletsizlik ve kişileri yerinden hizmet alabilmesini engelleyen bir durum olacağı için birliğin böyle hedefler koymak yerine bence buna karşı çıkması gerekir. Bu birlik neyi yapmalı? Birlik mutlaka bu projelerin tiplerini, kolay uygulanabilir altyapılarını ve onun evrensel standartlarını belirleyecek bir veri tabanına, bir büyük kütüphaneye sahip olması daha öncelikli planlara arasında yer almalı kanaatindeyim. Şimdilik teşekkür ederim.

TÜRKİYE/PROF.DR. MENSUR AKGÜN: Çok çok teşekkürler katkınız için. Buyurun efendim.

ALMANYA/HAFİZE ŞAHİN: Teşekkürler, ben tekrar, Hafize Şahin, Almanya’dan. Bu Brain storming için bazı önerilerim olacak. Birincisi olarak DEB oluşumda başarırsak dışarıda güçlü olmamız gerekir. Şöyle beyan etmek istiyorum; birincisi, Engelliler toplumun bir parçasıdır. Bu da demek ki entegrasyondur. Entegrasyona dahil olan konular ile toplumu daha çok bilinçlendirmek. Veya aileleri eğitmek sadece engellileri değil aileleri eğitmek de gerekiyor. Bir misal haline getirerek izah edeyim. Bir zihinsel engelli kendisini anlatamadığı gibi ailesi de nasıl davranacağını bilemediği için aileyi de eğitmek gerekiyor. Bu konularda psikolog yardımıyla, böyle bir şeyde psikolog yardımı alınabilir mi? Bu ayrı bir konu. Ama böyle bir şey önermek istiyorum. Dünyada engelliler üzerine daha çok bilgilendirmek konusun, entegrasyonu, medyanın bir çalışma konusu olabilir. Bir dergi olabilir, Dünyanın içerisinde. Veya başka bir konularda. Bunu demek istiyorum. İkincisi, Sosyal aktivitelerde burada eksiklik vardı. Sosyal aktiviteler bir sanat üzerine olabilir. Akşam gerçekten çok güzel bir müzik ekibini gördük. Görme engelliler çok güzel müzik sergilediler. Bu da bir Sanat. Yani Dünyada çok sevilen sanat üzerine daha çok insanları yakınlaştıran bir şey. Böyle bir şeyler düşünülebilir. Tiyatro düşünülebilir. Başka bir şeyler düşünülebilir. Yalnız bu şeyleri öneriyorum. Aynı zamanda Eğitime biraz değinmek itiyorum. Eğitim, kursların düzenlenmesi engellilere yönelik. Şimdi dersiniz neden? Kurslarımız var. Ama düşünün ki bir engelli veya sakat arabasında oturan veya başka bir kişiyle birlikte bir kursu yürütme şansınız olamaz. Düşünün ki bir bilgisayar kursu düzenliyorsunuz. Bu bilgisayar kursuna bazı cihazlar gerekiyor. Görme engelli kişiler için de bir grup yapmanız gerekiyor. Aynı dalda olan. Yani böyle bir şeyler, kursların düzenlenmesini talep ediyorum. Benim diyeceklerim bu kadar. Eksik olursa da daha sonra iletirim.

TÜRKİYE/PROF.DR. MENSUR AKGÜN: Çok çok teşekkürler. Gördüm sizi. Buyurun.

TÜRKİYE/EMEL KAPANOĞLU: Evet teşekkür ediyorum. Tekrar ben Emel Kapanoğlu. Şimdi bilmiyorum ben mi farkı algılıyorum olayı. Yoksa hakikaten bir farklılık mı var? Biz uluslar arası bir birlik kurmaya çalışıyoruz. Ama bir Dernek mantığıyla hareket etmeye çalıyoruz. Bence burada hukuki normlar ele alınmalı. Buradaki uygulamalarla ilgili uluslar arası farklılıkları ortadan kaldırmamız için bana göre böyle yol almamız gerekirken, bakıyorsunuz yani, o faaliyet, bu faaliyet. Ama ben, o faaliyetlerle zaman kaybından başka bir şey olmayacağını düşünüyorum. Çünkü her ülkenin kendine göre sorunları farklı, talepleri farklı, uygulamaları farklı. Ama o ülke yöneticilerine yapmış oldukları hataların nereden ve nasıl kaynaklandığına ortak çözümler getirmek için arama motorları yapmamıza, projelerde uygulayıcı değil destekleyici gruplar olarak, bu birliğin hizmet alanının geliştirilmesi gerekirken ben açıkçası Türkiye’deki STK mantığı olan dernekçilik zihniyetini hissettim. Bir de açıkçası rahatsız eti. Çünkü biz uluslar arası bir birliğe giriyoruz. Ve uluslar arası katılım gösteren arkadaşlarımızın aynı mantıkta olması gerektiğini kabul ediyorum. Benim arkadaşlarımın da. Çünkü biz burada dünyaya sesleneceğiz. Kıtalar arası hareket edeceğiz. Bizim bu tür projelerle gereksiz yere zaman kaybedeceğimizi düşünüyorum. Saygılar sunuyorum.

TÜRKİYE/PROF.DR. MENSUR AKGÜN: Çok çok teşekkürler. Buyurun efendim.

HOLLANDA/PEGGY ANN: Hollanda’dan geliyorum adım Peggy Ann. Şimdiye kadar söylenenlere ek olarak bence en önemli sorulardan birisi, mesela Projelerle ilgili. Yeterliler mi acaba? Mesela Eylem planları veya Projeleri hakkında konuşmak ve bunları düşünmek çok önemli. Ama aynı zamanda Mesela 10 yıl içinde ne elde etmek istiyoruz. Bunu da konuşmamız lazım. Mesela toplam nüfusun yüzde kaçı istihdam edilecek? Buna odaklandığımız zaman Eylem planından bahsedebiliriz. Değişik projeler şekillendirebiliriz. Bu sabah da söylendiği gibi işte 9 kategori var. Şu an kaç kişinin söz konusu olduğunu bilmiyoruz. O yüzden evet Projelerden, Eylem planlarından bahsetmek biraz hırslı bir tutum. Tabii ki bunlar da çok önemli. Ama bence en önemli soru; hedefimiz, amaçlarımız ne olacak?

TÜRKİYE/PROF.DR. MENSUR AKGÜN: Buyurun.

KOSOVA/ KANITA APUK: Bende şöyle söylemek istiyorum. Şimdi Eylem planında yer alacak her şey çok önemli. Ama biz hayatın her alanında aktif olmalıyız. Mesela Kosova’da bizim çok güzel tecrübelerimiz oldu. Mesela Engellilere koçluk yapma günü var. Aslında bu Amerikalıların fikriydi, disability mentaling day diye yola çıktı. Ve bu gönüllü bir program. Bu özellikle Engelli Hakları Sözleşmesinin tanıtılmasında çok önemli bir role sahip olabilir. Evet engelli kültürünün geliştirilmesi de çok önemli. Bu anlamda Sanatın kullanılması çok önemli, Almanya’da yapıldığı gibi. Müziğin kullanılması veya şu an aklıma gelmeyen birçok sanat kolunun engellilere dikkat çekmek için kullanılması çok önemli. Eylem planının bir yandan da halkı bilinçlendirici, farkındalığını arttırıcı bir rolü olması lazım. Bu Engelli Hakları Sözleşmesi konusunda bir farkındalık yaratmalı. İşte bu bahsettiğim engelli koçluk programı çok güzel bir fikir aslında. Engelli kültürünün geliştirilmesi çok önemli. Bence Engelli kültürünün geliştirilmesi yine tanıtım için kullanabileceğimiz, farkındalık yaratmak için kullanacağımız çok önemli bir araç. Dün akşam çok güzel bir müzik dinledik. Çok güzel Sanat dallarına şahit olduk. Mutlaka sanatı kullanmalı ve Engelli kültürü geliştirmeliyiz. Şu ana belki çok temel seviyede bu tür faaliyetler yapılıyor ama bu kendi sesimizi duyurmanın en önemli yollarından biri. Şunun da altını çizmek istiyorum. Kamuoyunun bu konuda duyarlılığını sağlamak, farkındalığını yaratmak çok önemli. Tamam. Bu söylediklerimizin hepsi çok önemli. Ama bunları yapacak çeşitli araçlarımız var.

TÜRKİYE/PROF.DR. MENSUR AKGÜN: Buyurun efendim.

TÜRKİYE/ BAHATTİN ŞENGÜL: Teşekkür ediyorum. Bahattin Şengül. Tekrar saygılar sunuyorum. Zannedersem muhteva ile ilgili Bir anlaşılamama söz konusu. Ben bir şekilde bunu irdeleyerek bir soru ile belki katkıda bulunabileceğimiz düşünüyorum. Şimdi burada eylem planında saydığımız maddelerimiz var. Biraz önce çok değerli hocamız bunlara değindi. Örneğin Siyasi yaşama katılım veya aktif katılımla ilgili. Bu maddelerle ilgili, Bunlar temel başlıklar mı yoksa bunların altında açılmış maddeler var mı? Veya bu hangi metodoloji ile geliştirilecek? Burada muhtemelen oluşacak fikirler de yol gösterecektir. Yani örneğin, Siyasi yaşama katılımla ilgili, engellilerle ilgili bilincin oluşturulması ve siyasi noktada temsilliği ile ilgili bir tavsiye kararının alınması mı söz konusu olacak? Gelecekte bu kararın siyasi partilere bir sosyal etki grubu oluşturularak siyasi partilere taşınması, gündeme oturtulması söz konusu olabilecek. Veya parlamentoların gündemine bir kanun teklifi taslağı mı önerilebilecek? Vb benzeri düzenlemeler mi içerecek? Zannedersem bu tarz alt başlıklarla somutlaştırılması bekleniyor. Bu tarz alt başlıklar var mı? Yoksa bunlar zaman içerisinde oluşturulacak komisyonlar ve kurularla mı şekillendirilecek? Teşekkür ediyorum.

TÜRKİYE/PROF.DR. MENSUR AKGÜN: Bu somut sorunun cevabını herhalde Necdet Bey vermek isteyecektir. Buyurun efendim.

TÜRKİYE/NECDET ÖZTÜRK: Arkadaşlarımızın biraz ulusal biraz da bölgesel ihtiyaçlara endeksli değerlendirmelerini biz burada başlıklar halinde ve evrensel olabileceğini ve olmasını ümit ederek ifade ettik. Mesela Eğitim konusu, tekrar etmek istiyorum.

Eğitim çok genel bir başlık

Sağlık çok genel bir başlık

Uyum ve rehabilitasyon

İş ve istihdam

Engelliliğin önlenmesi

Yeterli yaşam standardı ve sosyal koruma

Siyasi ve toplumsal yaşama katılım

Kültürel ve dini yaşam,

Dinlenme, eğlence ve spora katılım

İstatistik ve veri toplama

Uluslar arası işbirliği

Ulusal uygulama ve izleme
Yani etrafında dolandığımız başlıklar bunlar. DEB uygulamalarında raporlar kısmı olacak. Bunlar:

Yatırım planı

Yıllık çalışma programı

Yıllık faaliyet raporları

Denetim kurulu raporları

Üye raporları


Şeklinde. Bu ana başlıklara yol ve yön verecek ara çalışmalar olacak. Arz ederim efendim.

TÜRKİYE/PROF.DR. MENSUR AKGÜN: Çok teşekkürler. Tabi Necdet Beyin sunmuş olduğu bir taslak program önerisiydi. Bu birlik kurulduktan sora yönetim kurulunun ve genel kurulun vereceği kararla doğrultusunda son şeklini alacak ve burada tekrar ediyorum bir Brain storming yapıyoruz. Brain storming’e alt yapı oluşturulması amacıyla sunulmuş olan bir taslak. Buyurun beyefendi.

FRANSA/EROL KILIÇASLAN: Merhaba ben Fransa’dan katılıyorum, Gonca KILIÇALAN’ın babası olarak. Bu handicapı doğuşundan beri yaşadığım için bir baba olarak, demek istediğim Fransa’da olan bazı şeyleri söylemek istiyorum. Fransa’da 6 senedir, 2004 senesinde Fransız Kanununda dediler ki, böyle bir şey yapacağız. Özürlü çocukları grup halinde eğitime vereceğiz, okullara yerleştireceğiz. 6 kişilik gruplar şeklinde normal kolejlere, liselere, okullara böylece yerleştirme yaptılar. Böylece yerleştirdiler hem entegrasyon hem reedükasyon hepsi bir arada. Zaten Milli Eğitim bu eğitimi veriyor. Aynı şekilde de bunlara verdiler. Ve böylece iki şey bir arada bulunuyor. Entegrasyon, rehabilitasyon, reedükasyon veriliyor. Demek istediğim bunlarda bu şekilde olabilir. İlkokulda, belki hemen değil de zamanla, İlkokulda bir iki çocuk okula aldırmak, Milli Eğitimin desteği ile okula vermek lazım. Hem diğer çocukları da görmeleri lazım. Beraber yaşamlarını hazırlamak lazım. Kusura bakmayın biraz Türkçem iyi değil, ama Fransızca söyleyebilirim.

TÜRKİYE/PROF.DR. MENSUR AKGÜN: Yok, yok. Gayet iyi. Katkınız için çok mersi. Arkadan var mı katkıda bulunmak isteyen? Arkadaki arkadaşımıza gönderebilir miyiz lütfen mikrofonu? En arkada. Buyurun.

TÜRKİYE/ AYHAN NEHİRLİ: Tekrardan merhabalar, Ayhan Nehirli. Beyefendi demin aslında çok güzel bir konuya değindi. Toplumda entegrasyon yani toplumla iç içe yaşamak. Şimdi bununla ilgili olarak ben kısa bir örnek vereyim. Bizim burada, İstanbul’da, Kilyos’ta bir görme engelliler okulu var. Ve bu okul kuruldu yer itibariyle aslında toplumdan gayet izole bir yer. Sanki şöyle bir şey söz konusu. Engelli arkadaşlarımızı oraya koymuşlar. Siz burada kendi kendiniz takılın işte, demişler. Veya bazı yerlerde görüyoruz. Engelli arkadaşlarımız sadece kendi aralarında arkadaşlık ediyorlar. Toplumun diğer kesimleriyle arkadaşlık etmekten kaçınıyorlar. Kusura bakmayın oturarak

devam ediyorum ama. Bunların da en büyük sebebi dediğimiz gibi Toplumsal entegrasyon eksikliği. Bunun iki sebebi var.



1. Dediğimiz gibi daha baştan itibaren Aileye verilen eğitim. Yani ailenin kendi çocuğuna nasıl davranması, yaklaşması gerektiği konusunda yeterli eğitim verilmemesi.

2. Yaygın Eğitimin pek fazla yaygınlaştırılamaması. Bununla alakalı olarak ben şunu söylemek istiyorum. Demin de beyefendi söyledi. Okullarımızda çocuklarla birlikte okutulmalı. Yani çocuk baştan itibaren Engelli arkadaşını tanımalı. Engelli arkadaşını tanımalı ve daha sonra “anne bu ağabey neden baston taşıyor” dediğinde, annesi ona şey dememeli. “sus yavrum ben sana anlatırım daha sonra” dememeli. Yani böyle şeyler olamamalı. Bunlarla alakalı olarak, engelliler yanlış tanıtılmamalı topluma. Bir ajitasyon aracı olarak kullanılmamalı. Bunun için de entegrasyonun şart olduğunu düşünüyorum. Ve mesela korolar mı kurulacak. Diyelim müzik koroları kuruluyor. Engelli, engelsiz insanlar birlikte oluşturacak koroları. Veya bir meslek edindirme kursu mu veriliyor. Engelli, engelsiz insanlar birlikte çalıştırılacaklar bu kurslarda veya işyerlerinde. Neyse. Yan toplumun her alanında entegrasyonun önemli olduğunu düşünüyorum ben. Bu birliğin bu konuda da çok detaylı çalışması gerektiğini düşünüyorum. Çok teşekkür ediyorum.
TÜRKİYE/PROF.DR. MENSUR AKGÜN: Çok teşekkür ederiz. Sağ olun. Evet. Buyurun.

TÜRKİYE/PROF.DR. HÜLYA KAYIHAN: Teşekkür ediyorum, Hülya Kayıhan. Ben biraz sonra aranızdan da ayrılacağım için söz istedim. Birkaç önerim olacak. Bu önerilerim içinde öncelikle tam kafamda oturmayan bir şey var. Onu paylaşmak istiyorum. Burada bir birlikten söz ediliyor hakikaten. Ve bu ulusal değil, uluslar arası, başka ülkelerin de katıldığı. O zaman burada Muhakkak mevcut Özürlüler İdaresi’nin, işte Türkiye’de Türkiye Başbakanlık Özürlüler İdaresi var. Türkiye Sakatlar Konfederasyonu var. Yani bu kurumlardan farklı olarak ne, hangi görevleri üstleneceğini bence daha net bir şekilde belirtmek lazım. Çünkü şimdi zaten önleme, rehabilitasyon, fırsat eşitliği, zaten bunlar temel şeyler, hepimizin, her şeyin, herkesin görevi bunlar. Bunları buraya yazabiliriz tabi. Yine genel bir şey ama. Bizim burada bu birliğin gerçekten niye Konfederasyon varken birlik oluşturuluyor? Niye ulusal değil, böyle bir uluslar arası haline getiriliyor? Bir kere bunu daha ayrıntılı koymak lazım. Şimdi genel olarak ben baktığım zaman çok iyi niyetli çok güzel şeyler var. Sanmayın ki bunların hepsini eleştiriyorum. Destekliyorum ama bunun içindeki bazı şeyler hakikaten biraz kafa karıştırıyor. Ve Zaman zaman işte şöyle bir projeyi de yapsak fikrini doğuruyor. Hâlbuki Proje destekleyecekse bu birlik en azından bana göre, şimdi üniversiteler proje yapıyor, işte TUBİTAK gibi birtakım proje destekleyen, DPT gibi destekleyen kuruluşlarımız var. Burası da bu birlik de, projeler destekleyecekse bu olabilir. O zaman uluslar arası mı yoksa bölgesel projeleri mi mesela destekleyecek? Bütün bunları daha net bir şekilde belirlemek, birliğe bakışı netleştirecek. Birliğin faaliyetlerini daha iyi bir zemine oturtacak diye düşünüyorum. Ve burada aslında, mesela proje destekleyecekse, projeler yapılacaksa veya rehabilitasyona yönelik bir takım aksiyonlar ortaya konacaksa, gene azından şunu demeliyiz. Bu birlik mademki, BM Eylem Planından destek alıyor o zaman biz bu Eylem Planı ile örtüşmeyen hiçbir projeye destek vermeyeceğiz. Ve yine bu Eylem Planı doğrultusunda örneğin kurumsal bir rehabilitasyon gelişimine değil de, veya hala kurumları şöyle mi yapalım, böyle mi yapalım, yerine acaba Toplum temelli rehabilitasyon projeleri gelişmesine bir katkı sağlayabilir miyiz? Bunun için bu ülkeler mademki, burada üye o zaman bunlar arasında bir bilgi ve deneyim paylaşımını nasıl yapacağız? Bundan gerçekten ne gibi kazanımlar olacağını düşünmemiz lazım. Burada katılım gerekçileri var mesela gelişmiş ülkelerin. Onun İçinde çok güzel maddeler var bence. Bazı maddelerin altını daha iyi doldurup bazılarına daha iyi vurgu yapmak lazım. Yani bilgi paylaşımı. Sırf bir bilgi paylaşımı tabi niye olmasın? Olur, ama sırf bunun için bir birliğe gerek yok. Hâlbuki belki bilgi paylaşımı dışında yeni ve farklı yatırım alanları oluşturabilmek maddesini daha iyi işleyip, bunun üzerine belki bazı projeler oturtmak mümkün olabilir. Bir de bir önerim de burada bir SWOT analizi yapılmış anladığım kadarıyla. Ve bu birliğin güçlü yanları yazılmış. Çok da güzel olmuş. Bir de hani gelişmekte olan, geliştirilmesi gereken yanları yani biraz zayıf yanları var mı? Bunlara da çok gerçekçi bakıp bunları kuvvetlendirmek için ne gibi Aksiyon planları yapabiliriz, yapılmalı? Bunları ortaya koyabiliriz. Bu birlik için tehditler, bu birliğin çalışması için tehditler nelerdir? Fırsatlar nelerdir? O halde tehditleri fırsatlara çevirmek üzere ne gibi eylemler yapabiliriz? O zaman birliğin kendi SWOT Analizi ve kendi Aksiyon planı biraz daha netleşir. Ve Genel engelliler konusuyla ilgili bütün aksiyonları kendine bu da benim görevim, bu da benim görevim, demek yerine ben Birlik oluşturuyorum, şöyle bir yapı oluşturuyorum ve Bu yapı içerisinde de şu şu konuların hayata geçmesine talibiz demek veya yapılması başka türlü mümkün olmayan bazı aksiyonların yapılmasına talibiz demek bence çok daha somut ilerlemelere yol açacak diye düşünüyorum. Çünkü öbür türlü hakikaten Zaman zaman dernek gibi, Zaman zaman bir vakıf gibi, Zaman zaman hani Başbakanlık Özürlüler İdaresi benzeri bir kurum gibi algılanabiliyor. Ebetteki Benzeşen görevleri de olabilir. Ama onların hepsinden ayrılan bazı özellikleri, görevleri, amacı daha net bir şekilde ortaya konulursa ben çok daha somut adımlar atılır diye düşünüyorum. Teşekkür ederim.

TÜRKİYE/PROF.DR. MENSUR AKGÜN: Çok teşekkür ederiz.

TÜRKİYE/NECDET ÖZTÜRK: Ben cevap vereyim arkadaşlara.

TÜRKİYE/PROF.DR. MENSUR AKGÜN: bir saniyeniz rica edeyim, çünkü bir konuşmacı daha var. Ondan sonra size vereyim ve toparlayalım böylece. İki konuşmacımız var. Yalnız bir şeyin altını tekrar tekrar çizmek istiyorum. Buradaki söylenen eylem planı bir tartışma için yaratılmış olan bir eylem planıdır. Eylem planı Yapılacaksa birlik kurulduktan sonra bu eylem planı yapılacaktır. Kaynaklarıyla, imkanlarıyla orantılı bir eylem planı ortaya çıkarılmak zorundadır. Ve tabi itirazlarıyla. Ama burada niçin bir araya geleceğini insanların görmesi açısından yaptığımız bir tartışma bu ve her katkıda bu tartışmanın daha da fazla zenginleşmesine, ortaya çıkacak olan platformun, ortaya çıkacak olan örgütün daha yapıcı şeylerle, amaçlarla ortaya çıkmasına yol açacak nitelikte. Ben bütün katkıda bulunanlara teşekkür ediyorum ve sözü size bırakıyorum. Buyurun efendim.

TÜRKİYE / GÜLBEYAZ ÖGEYİK: Teşekkür ederim. Burada olduğum süre içerisinde birliğin oluşmasında dikkatimi çeken çok önemli iki şey çarpıcı geldi bana. Burada eğer bir Birlik oluşturulacaksa ve eylem birliği oluşturulacaksa birlikten güç doğar. Bu güç de çok etkilidir. Uluslar arası bir güç oluşacak. Bundan yola çıkarak karşıda oturan üniversiteli öğrenci arkadaşımızın ve hocamızın söylediği şey çok dikkatimi çekti. Sanki öne çıkması gereken ve altı çizilmesi gereken iki önemli şey olduğunu düşünüyorum. Bir tanesi bu Birliğin bir kontrol grubu olup olamayacağı. Uluslar arası. Ya da yaptırım gücünün olup olamayacağı. Bütün öneriler çok çok güzel çok çok yerinde. Örneğin herhangi bir ülkede birlik uluslar arası oluşan savaşlar, iç savaşlar, doğal afetler, işkence, engellilerin istismarı, salgın hastalıklar, kız çocuklar ve kadın ayrımcılığı gibi çok önemli şeylerde nasıl bir yaptırımı olacak? Bunun çok önemli olduğunu düşünüyorum. Çünkü Belli ülkeler kendini hukuksal çerçevesi içerisinde belli tercihleri var. Örneğin kadına yaklaşım, çocuğa yaklaşım, engelliye yaklaşım gibi. Peki, birliğin nasıl bir yaptırımı olacak? Orada oluşan herhangi bir durumda. O zaman biz kurallarımızı ve yaptırımımızı öyle kurmalıyız ki gerçekten etkimiz olsun, etkinliği olsun bu birliğin. Burada öne çıkan iki şey bunlardı benim açımdan. Yani Bu ülkedeki yönetimin bir yanlışlığını engelliler üzerinde gerçekten etkili olabilecek mi? Bu yoktur diyecek mi? Oraya bir gözlemciye bir vurgu gönderip, o olaya el koyabilecek mi? Çok teşekkür ediyorum.

TÜRKİYE/PROF.DR. MENSUR AKGÜN: Biz teşekkür ederiz efendim. Buyurun.

RUSYA/MARAT SHEYKHADINOV: Öncelikle engelliler hakkında daha fazla bilgi edinilmesi, istatistiksel açıdan daha fazla bilgi edinilmesi gerektiğine inanıyoruz. Mesela bunun hakkında bir tane projemiz var.

TÜRKİYE/NECDET ÖZTÜRK: Pardon. Rusya adına konuşulduğunu ve ismini de belirtirseniz.

RUSYA/MARAT SHEYKHADINOV: Ben Marat Sheykhadınov adına konuşuyorum burada, Rusya adına. Bunu Devletin bir nevi veri bankası gibi oluşturarak, şu anda bir plastik kart önerisi projemiz var Rusya adına. Elektronik kart düzeninde, her engelli vatandaşımıza bunu vererek mesela yaptıkları her alışverişe, engelliler genel olarak ne alıyor? Ne biçimde yapıyorlar? Mesela Türkiye’de biz paso sistemine sahibiz. Yâda Bütün dünyada öğrenciler herhangi bir indirimden faydalanıyorlar. Bunu da Engelliler adına bir proje yapabiliriz. Bütün dünyada geçerli olan öğrenciler için icerg projesi var. Bütün dünyanın bildiği gibi. Bunu da engelliler adına bizim vakfımızın da başını çektiği bir grup oluşturarak böyle bir proje yapabiliriz. Bu engelliler için çok da iyi olacaktır. Mesela bir markete engelli bir vatandaşımız gittiğinde en çok aldığı şeylerin ne olduğunu belirleyebiliriz. Mesela tekerlekli sandalyede ise üst raflara koymak yerine, genellikle vatandaşlarımız bunu aldı, daha alt raflara daha rahat ulaşabileceği bir şekilde almasını sağlayabiliriz. Biz Rusya olarak, bunun planını yaptık, şuanda bir planımız var. Bunun sadece Rusya ile sınırlamak istemiyoruz, bunu tüm dünyaya taşırsak çok daha etkili olacağına, daha çok engelliler için yardım niteliği taşıyacağına inanıyoruz. Dokümantasyon olarak biz Rusya adına her şeye sahibiz. Ama plastik kart düzeninde, herhangi bir kart düzeninde bunu bütün dünyaya yayabileceğimize inanıyoruz. Eğer sizlerin de yardımı olursa.

TÜRKİYE/PROF.DR. MENSUR AKGÜN: Çok seviniriz.

RUSYA/MARAT SHEYKHADINOV: Bunun finans düzenine, sonra bunun finans programına daha detaylı bir şekilde dile getireceğimize inanıyorum. Bunun finans düzenine, bu projenin sadece birkaç ülkeyle sınırlı kalmaması, uluslara arası düzeyde taşınması gerektiğine çok fazla inanıyoruz. Ve Bunun engelli vatandaşlarımızın gerek hareketlerini kolaylaştıracağını ve onlara çok fazla yardımları dokunacağına açıkçası inanıyorum.

TÜRKİYE/PROF.DR. MENSUR AKGÜN: Çok çok teşekkür ediyoruz katkınız için. Bunları daha sonra hep birlikte tekrardan tartışacağız. Bundan sonraki toplantıda eylem planı konuşulduğu zaman. Çok çok teşekkür ederiz.

TÜRKİYE/NECDET ÖZTÜRK: Mirko Tomassoni söz almak istiyor hocam. Mirko Tomassoni.

SAN MARINO/ MIRKO TOMASSONI: Teşekkürler. Özür diliyorum, biraz gecikmeli olarak söz aldım. Diğer bir çalıştaydaydım o yüzden. Eylem planlarından bahsediyoruz şu anda. Benim bir yorumum, katkım olacak. Bence birliğin uyabileceği bir model getirilmesi BM devlet tarafları toplantısında gündeme getirilebilir. Çünkü bu toplantıda her yıl BM sözleşmeleri ile ilgili birkaç konu tartışılıyor. Örneğin; Geçen eylülde New York’ta baş konu, eğitimdi.24. maddeydi. Ondan sonra engellilerin afet durumlarında korunmasıydı ki zannediyorum 11. Madde. Bir de bağımsız yaşamla ilgiliydi. Galiba 19. Madde. Bu 3 madde tartışıldı. Sadece bu üç konuda ayrıca tartışmalar yapıldı. Bu konuda devletler tecrübelerini paylaştılar. Aslında birlik bu modeli takip edebilir. Mesela her sene 3 veya daha fazla başlık belirleriz. Mesela eğitim vs. o konularda tecrübelerimizi paylaşırız. O konurla odaklanırız sadece. Bence böyle bir yöntem çok da güzel bir yöntem olur. Çünkü bence örneğin, New York’ta verdiğim örnekte olduğu gibi Delegasyonun ihtiyaçları paylaşılmıştı orada. Ve devletler orada temsil ediliyordu. Bizse farklıyız. Biz STKların bir araya gelip de oluşturduğu bir birliğiz. Aradaki fark da önemli tabi, devlet heyetlerinin fikirleri, nasıl söyleyeyim, pek de gerçekçi değil. Yani STK’nın sahip olduğu bilgiyi veya motivasyondan farklı. o nedenle ben,şöyle basit bir tavsiyede bulunmak istiyorum; şimdi bu birlik kurulacak, heyetler 3 veya 4 veya 5 spesifik başlıkta görüş paylaşsınlar sadece o konulara odaklanalım. Tabi şahsi tecrübelerimizin paylaşılmasın, ülkemizin durumları paylaşılmasın demiyorum. Ebetteki doğru. Ancak spesifik başlıklar altında paylaşılmalı. Bence daha güzel bir gidişat olur. Umarım net bir şekilde anlatabildim.

TÜRKİYE/PROF.DR. MENSUR AKGÜN: Çok teşekkürler bu değerli katkılarınız için. Eminim ki organizatörler bu sözlerinizi dikkate alacaklar. Bir şey söyleyeceğim sadece. Çok az zamanımız kaldı. Aslına bakarsanız zamanımız kalmadı, bitti. 10 dakikada geçmiş bulunuyoruz. Ama bir kişi daha son bir el kaldırdı. Sizden aldıktan sonra katkınızı beyefendiden alıyoruz. Hocam küçük bir katkıda bulunuyor. Ondan sonra da bu inisiyatifi geliştiren ilk iki kişiye ben söz vermek istiyorum. Böylece bu günü tamamlamış olacağız. Buyurun efendim.

TÜRKİYE/AYÇA HAYKIR: Aslında ben de benzer şeyler söyleyecektim. Çok az bir vakit kaldı. Birlik kurulduktan sonra yapılacak işler elbette çok çok önemli. Ama acaba Kuruluşa kadar ki süreyi nasıl geçireceğiz kısmı herhalde Necdet Bey.

TÜRKİYE/PROF.DR. MENSUR AKGÜN: Onu kendileri ifade edeceklerdir herhalde.

TÜRKİYE/AYÇA HAYKIR: Peki, teşekkürler.

TÜRKİYE/PROF.DR. MENSUR AKGÜN: Buyurun efendim.

İNGİLTERE/MUHAMMED SOHAIL NASTI: Çok teşekkürler. Dr Sohail, İngiltere’den katılıyorum. Ben de tecrübelerimi sizinle paylaşmak istiyorum. Ben meslek olarak kurtarma pilotuyum ve afet durumlarında tıbbi uzmanlık sağlıyorum. Şimdi SWOT analizi yapılması gerekiyor diye düşünüyorum. Ve de tanınırlığımız çok önemli bir birlik olarak. Bu nedenle insan hakları konusunda savunuculuk yapmamız lazım. Dünyaya bakacak olursanız engellilerim büyük çoğunluğu insan eliyle ortaya çıkan yani suni afetlerden kaynaklanıyor. Örneğin savaşlar gibi. Bizim bu alanda proaktif yani girişimci olmamız lazım. Çünkü bu birlik bence savaşların azaltılması ve sonucunda doğan tahribatın azaltılması, sadece zihinsel değil, fiziksel özrün de ortaya çıkmasını sağlayan savaşların durdurulması konusunda sesini duyurabilir. Pakistan’da, İran’da çeşitli savaşlarda çalıştım. Yüz binlerce insanın sakat kaldığını gördüm. Bunun dışında post-Travmatik, Stres bozukluğu yaşayan insanlarla karşılaştım. O yüzden bunlar benim için çok önemli. Mutlaka sesimizi duyurmalıyız. Bunları öne çıkarmalıyız ve girişimci olmalıyız. Teşekkürler.

TÜRKİYE/PROF.DR. MENSUR AKGÜN: Hocam.

TÜRKİYE /FEHİM ÜÇIŞIK: Sayın başkan, değerli dinleyenler. Şimdi önce şunu tespit edelim. Biz ülke seviyesinde değil, ülkeler arası, dünya seviyesinde bir topluluk olmak istiyoruz. Dolayısıyla bunun için amaçlar belirleyeceğiz, eylem planını belirleyeceğiz. Bu arada da bir şeyi unutmayacağız. Kendi kuruluşlarımız ülke içinde kendi görevlerini yapmaya devam edecekler. Biz onların işlerine müdahale etmeyeceğiz, onların yerini tutmayacağız. Ama onlara destek olacağız. Şimdi bu konuda ben, neler yapacağız derken, elimdeki versiyona göre DEB Tüzüğü Taslağında 7. Maddeyi görüyorum. Kısaca söylüyorum. Tüzükte zikredilen hakların standartları çerçevesi, ekonomik, endüstriyel, sanayi, iktisadi diye sayıyor. Temelde olmak üzere ödevli olarak tanımlanan genel ve yerel yönetimler üzerinden toplumsal farkındalık oluşturmak gerçekleştirmesini ve bütün engelli kişilerin insan hakları temel özgürlüklerden tam ve eşit olarak yararlanmalarının teşvik edilmesini, bu kişilerin doğuştan gelen onurlarına saygı gösterilmesini, amaç edinmiştir dedikten sonra, genel yönetimler çerçevesinde onlarla işbirliği yapılacak olanlar, yerel yönetimlerle yapılacaklar, üniversitelerle yapılacak olanlar, özel sektörle yapılacak olanlar, engelli sporcular diye sayılıyor. Şimdi bu bizim yapmak istediğimiz şeyler. Hep aynı şeyi söylüyorum. Yeryüzünde ilk defa bu konuya el atıyor değiliz. Hatta referans gösterdiğimiz belgeler var. O belgelerde de toplumsal kuruluşlarla, kitle örgütleriyle işbirliği yapılması gereği var. Oraya baktığımız zaman BM Eylem Planında bir komite kurulmasını görüyoruz. Kurulmuş bu komitenin 2 yılda bir toplanıp kendi aralarında değerlendirme yapmasını, ülkelerin de buna katılarak 2 yılda bir nasıl yürütüldüğü hususunda görüş alışverişinde bulunmasını öngörüyor. Diyor ki, ya genel sekreterlik çağrısıyla, ya da taraflar toplantısı kararıyla toplanır. Şimdi bu komite genel kurula ve ekonomik ve sosyal kurula rapor hazırlıyor. Bu sözleşme, Eylem planına gelince, dünya eylem planına göre uluslar arası kuruluşlar amaçlarını gerçekleştirmeye çalışırken hükümetlerin isteklerini esas almalıdırlar. Mümkün olduğu kadar kendi kaynakları, bölgesel, bölgeler arası, küresel projeler ve kendi başına hareket eden ülkelerin uygulama programlarından yararlanarak engellilerin ihtiyaçlarını karşılamalıdır. Bu çerçevede uluslar arası çalışma örgütü mesleki rehabilitasyon ve iş güvenliği, sağlık alanında, BM eğitim, kültür, bilim örgütü, UNESCO engelli çocukların eğitimi, Dünya Sağlık Örgütü engelliliği diye sayıyor. Şimdi Biz ne yapacağız? Burada bana göre yapacağımız şu. Madem Bir mekanizma var, sözleşmeler var. Bununla hangi alanda hangi teşkilatın görevli olduğu var. İzleme komitesi var. 2 yılda bir toplantı yapılacağı ön görülüyor. Ama biz de bir partiden olmak istiyoruz. Bu noktada ben birkaç cümle söyleyip sözlerimi tamamlıyorum. Sözleşme diyor ki, 1993 Sözleşmesi; engellilerin kendilerini doğrudan ilgilendiren ve diğer proje ve programların karar alma süreçlerine etkin olarak katılabilmelerini dikkate alarak, altında diyor ki sözleşmenin; amacı, engellilerin tüm insan hak ve özgürlüklerinden tam ve eşit bir şekilde yararlanmasını teşvik etmek. Onun altında diyor ki, taraf devletlerin yükümlülükleri arasında bu hakların uygulanması için gerekli tedbirleri almak ve güçlendirmek herhangi bir kişi veya özel örgüt tarafından ayrıca bertaraf etmek, bu arada da engelli çocuklar da dahil olmak üzere karar alma süreçlerinde, engellilere temsilciler olan örgütler aracılığıyla sık sık danışmak. Onları etkin bir sürece katmak, katkılarında bulunmaktır. İşte biz bu noktada bir Kitle örgütü olarak hangi ülke bu gereği yerine getiriyor? Hangisi yerine getiremiyor? Bu konuda raporlar dönemsel olarak hazırlayabilir miyiz? Gözlemci gönderebilir miyiz? Üyelerden aldığımız raporları birbirine ileterek, bakın bu ülke şöyle bir uygulama yapıyor, sizde bu eksik diyerek bir baskı oluşturabilir miyiz? Ve o komitenin çalışmalarına bir gönüllü kuruluş olarak destek verebilir miyiz? Hatta o komitenin çalışmalarını yönlendirebilir miyiz? Bana göre bizim sürekli yapacağımız eylem bu. Bunu Eylem planına yazalım. Ayrıca gücümüz yeterse yaptırmak veya gücümüz yeterse yapmak, diye bazı hususları sıralayalım. Eylem planına somut şeyler, hocam ifade etmişlerdi, gayet doğru. Organlar kurulduktan sonra bunlar yapılacak. Ama işin başka yönü var. Biz Ne yapmak üzere ortaya çıktığımızı baştan belirtmek durumundayız. Bizim böyle bir gücümüz var, üye ol deyince bu fazla cazip değil. Ama inandırıcı değil. En azından güven verici değil. Biz dersek ki, biz periyodik toplantılar yapacağız, İzleme komiteleri kuracağız. Ülkelerin birbirine bilgi alışverişini sağlayacağız. Belli alanlarda uzmanlar komiteleri kuracağız. BM’nin öngördüğü komitelerin çalışma alanına hazırlık niteliğinde biz de katkıda bulunacağız. Onların raporları hakkında Kitle örgütleri olarak dünyadaki bu engellilerin kendileri olarak, örgütleri olarak değerlendirme yapacağız. Şeklinde hükümleri koyalım ki niye, niçin ortaya çıktığımız, hangi alanı doldurmaya çalıştığımız belli olsun. Teşekkür ederim.

TÜRKİYE/PROF.DR. MENSUR AKGÜN: Ben teşekkür ederim. Ben burada sallanan kafalardan Hocamın fikrinin desteklendiğini düşünüyorum. Öyle mi? O zaman bu fikre uygun bir eylem planı taslağı yazılarak sizlerle birlikte paylaşılabilir mi? Evet. demek ki bu konuda bir konsorsiyum var. bir eylem planının ne nitelikte olması gerektiği konusundaki konsorsiyuma en azından ulaşmış olduk. Tüzükle ilgili sanıyorum bir çalışma yapılacak. Ve o tüzükteki birtakım maddeler, taslak tüzüktekiler ayıklanacak. Ve sizlerle yine paylaşılacak. Ben sanıyorum bu benim fikrimdi. Bu inisiyatifi geliştirenler paylaşacaklardır zaten. Buyurun.

TÜRKİYE/NECDET ÖZTÜRK: Çok teşekkür ediyorum. Hepinizin birbirinden değerli katkılarına, önerilerine, yorumlarına çok, çok teşekkür ediyorum. Efendim biz işin nasıl kısmını bu yapılanmanın, örgütlenme biçimini oluşturduktan sonra ve görev dağılımıyla birlikte işin politikalarını yani DEB’nin politikalarını da hep birlikte belirleyeceğiz. Benim önerilerim sonuç olarak şöyle olacak. Biz önce bildiğimiz ve bilmediğimiz ama hakkımız olan şeylere kavuşmak için güce ve birliğe ihtiyacımız var mı yok mu? Buna bir karar vermeliyiz. Şu aşama konuşmamız gereken, karar vermemiz gereken aşama bu. Bunu nasıl yapacağımız konusunda herkesin belli bir fikri var. Bu da ortak bir akılla politikalar halinde birlik çatısı, birlik gücü üzerinden gerçekleştirilir. Benim ricam şu. Önce biz böyle bir birlik kurmalı mıyız? Böyle bir birliğe karar vermeli miyiz? Buna bir evet diyor muyuz? Hayır diyor muyuz? Bunu belirleyelim. İki. Ona karar verdikten sonra 3 Ekim 2011 tarihine kadar burada konuştuğumuz yada buradan gittikten sonra, şunlar, şunlar da olmalı diyebileceğimiz şeyleri ortak bir paydada ortak bir zeminde buluşturup bütün herkesin fikrini, katkısını, gayretini, bir pota içine alıp ve bunu da bir iletişim yolu tespit ederek değerlendirelim. Bunun için bir de görevlendirme yapalım aramızda. Önerilerim arasında bu. Ve Kurultaya gelip gelmeyeceğimizi, kurultayı yapıp yapmayacağımızı belirleyelim. İletişim modelimizi belirleyelim. İnternet, başka bir şey. Bununla ilgili Veri toplama sorumlusunu belirleyelim. Değerlendirme sorumlusunu belirleyelim. Ve sonuçlandırma sorumlularını belirleyelim. Dolayısıyla eğer karar vereceksek 3 Ekim 2011 DEB Kurultayına bütün burada saydıklarımız, tüzüğümüzü, yönetmeliğimizi, hükümleri vs. şeyleri bizim bir bilgilendirme anlamında çok çok kaba taslak olarak sizlere arz ettiğimiz şeyleri hepimizin Ortak fikri, ortak metni, ortak uygulama metinleri olarak kurultaya taşıyalım ve kurultayımızda DEB’ni kuralım inşallah. Çok teşekkür ediyorum. Kuracağımız DEB’nin dünya insanlarına, dünya mazlumlarına hayırlı olmasını diliyorum, hayırlara vesile olmasını diliyorum, hayırlıysa Cenab-ı Hakkın nasip etmesini diliyorum. Söyleyebileceğim bu kadar. Teşekkür ediyorum.

TÜRKİYE/PROF.DR. MENSUR AKGÜN: Necdet Beye çok teşekkür ediyorum. Yalnız o sorduğu soru, bence cevabı çoktan verilmiş olan bir soru. Çünkü burada herkes biz biz diye konuşurken, bence bu sorunun ortaya atılması bile çok gerekli değil Necdet Bey. 3 Ekimde düzenleyeceğimiz konferanstan kaçınamazsınız. Öyleye benziyor. Siz bir şansınızı denediniz ama pek şansınız yok gibi geliyor. 3 Ekimde yine bir konferans daha yapıyorsunuz. Metin Bey buyurun.

TÜRKİYE/METİN ŞENTÜRK: Ben hem bir hissiyatımı paylaşacağım hem de minik bir öneride bulunacağım. Ben burada çok anlamlı, çok olumlu geçen süreci paylaştığımıza inanıyorum. Az önce zaman zaman diğer salonlara gittim. Diğer salonlardaki durum da hiç buradan farklı değildi. Hepsi biz biz diye konuşuyordu. Meseleye sahip çıkılmıştı. Bu sürecin mutlaka çok daha emek gerektirdiğine çok daha çaba gerektireceğine inanıyorum. Ve burada katılımcı ülkelerin özellikle ne kadar donanımlı ne kadar birikimli engellilik ve engelliler konusunda ne kadar meselelere hakim olduğunu görmek beni inanılmaz etkiledi. Bunu itiraf etmeliyim. Bundan cesaretle, bu noktadan hareketle ben aslında tabi demin hocamda söyledi, redaksiyon kurulu, komisyon kurulu, bu taslak tüzük ve bu eylem planı üzerinde çalışılacak. Burada somut bir şeyleri bir noktalara getirip de ayrılamayacağız. Süreç böyle gerektiriyor çünkü. Ama ben burada katılımcı ülkelerimizden sadece bir niyet beyanı olarak, bir öneri olarak bunu söylüyorum. Bir niyet beyanı anlamında altını da çiziyorum. Ve bunun imzaya açılmasını, bu Birliğin kurulması konusunda evet denildiğinin, bir iyi niyet beyanı anlamında imzaya açılmasını öneriyorum. Bütün katılım ve bütün bu biriken deneyimlerinizi bizimle paylaştığınız için ben de yürekten bütün kalbimle hepinize teşekkürler ediyorum ama şunu biliyorum ki çok doğru bir yoldayız. Çok hayırlı bir yoldayız. Ve çok olumlu. Hepimizin niyetleri çok iyi niyetliyiz bir kere. Her şeyden en önemlisi bu. Ve ben bu iyi niyetlerin en iyi şekilde karşılık bulacağına olan inancımla hepinizi çok seviyorum. Çok teşekkür ediyorum. Sağ olun.

TÜRKİYE/PROF.DR. MENSUR AKGÜN: Sanıyorum bu alkışlar da fikrin desteklendiğini gösteriyor. Şimdi herhalde yemekle aramızdaki son engel biz kaldık. Saat 8’de galiba değil mi yemek? Peki. O zaman yemekte görüşmek üzere. İyi akşamlar.


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©kagiz.org 2016
rəhbərliyinə müraciət