Ana səhifə

‘‘ısırgan tarlasında bir gül, yığınlar içerisinde uzaktan farkedilen bir üstün kişilik’’


Yüklə 20.02 Kb.
tarix10.06.2016
ölçüsü20.02 Kb.
<< Bir ALPEREN’e mektup >>

Bir Alperen’ki; ‘‘ısırgan tarlasında bir gül, yığınlar içerisinde uzaktan farkedilen bir üstün kişilik’’ olduğu her halinden belli; sevgili ‘‘Alperen Gökhan AKIN’’ sakın darılma! Sen öyle güzel bir köprü kurdun ki; geçenin de, geçmeyenin de sevabı ikimize de yeter. (İnşallah)

Bu köprü ‘‘ALPEREN’LER KÖPRÜSÜ’’

Sönmek üzere olan o ruh ateşinin küllerini üfleyerek yeniden yakılmasına sebep oldun. İsminin çağrışımı ile şuuraltına saklanmış, unutulmuş o üstün insanları bana hatırlattın ve günışığına çıkarttın, sağol! ‘‘Karton Kahraman’’ ların tozu dumana kattığı er meydanına yeniden ‘‘Gerçek Kahramanlar’’ çok yakında çıkacaktır.



‘‘Mekke’’ de yanan meşale, ‘‘Medine’’ de ışık / nur olup, ‘‘Orta Asya / Yesi’’ ye nasıl ulaştıysa ve oradan yayılarak; Anadolu, Kafkasya, Kırım, Balkanlar, Önasya, Kuzey Afrika’ya vardıysa, elbet birgün ‘‘Kıbrıs, 12 Adalar, Batı Trakya, Musul, Kerkük’’ gibi yaraları sağaltarak hedefine kavuşacaktır.

Gelelim bizim ‘‘Mevlâna’’ mız ve ‘‘Yunus’’ umuza: İkiside bizim ve bizden olan ufuk ötesi insanlardır. Birisi der ki; ‘‘Ete kemiğe büründüm, Yunus diye göründüm’’, öteki de ‘‘Kardeşim, ancak fikirdir varlığın, Gerisi ettir, kemiktir bir yığın’’ der; evet ikiside insanda olan üstün değerden, arif olan anlasın diye ‘‘Ruh’’ tan bahsediyor.

Mevlâna ‘‘Ben Farsça söylüyorsam da aslım Türk’tür’’ diyerek kendi kimliğini açıklıyor. Doğru söylüyorsun, o bir saraylıydı. Belh’ te yetişti, babası B. Veled zamanının seçkini ‘‘Sultanül uleması’’ idi. Tasavvuf ve tarikatta ‘‘Hür düşünce’’ ye karşı idi. Eğer hür düşüncede gerçek ‘‘Allah’’ yoksa, aklı işleyen herkes gibi bende karşıyım. Hakikati; ‘‘Yaratıcıyı, yaratmayı, yaratılmışı’’ söyler geçersiniz, anlayan ve anlamayanlar geride kalır. Mevlâna bunları söyledi, yer yer kaba söyledi, yer yer ince söyledi ve üzülerek söylüyorum Farsça söyledi, keşke Türkçe söyleseydi! Kendisi Belh’te konuşulan şark Türkçesi ile konuşur olduğu için, dili bir Türkmen şairi / ereni olan Yunus’un dili gibi bize hoş gelmezdi. İşte Mevlâna’nın Türkçesi ile bir şiirinden örnek; <<Geçginen oğlan sen bize gel gel, Dağdanen dağdan hey geze gel gel, Ay beyi sensin gün beyi sensin, Bi meze gelme, ba meze gel gel. >> (1) Yunus Emre’nin batı Türkçesi ile söylediği ve bugün bile anladığımız; << İlim ilim bilmektir, İlim kendin bilmektir, Sen kendin bilmezsen, Ya nice okumaktır. >>(2) sözleri ile Mevlâna’nın sözlerini kıyaslayınca neden Farsça yazdığı anlaşılıyor. Birde Anadolu Selçuklu saray dili Farsça idi, Karamanoğlu Mehmet Bey ferman çıkarıp; << Bugünden sonra divanda, dergahta, barigahta, mecliste, meydanda ve seyranda Türkçe’den başka dil kullanılmayacaktır. >>(3) diye 13.05.1277 de işe el koymasaydı; belki bizde Farsça konuşur olurduk!

Büyük kara parçası Asya’nın uçsuz bucaksız topraklarında Çinli, Koreli, Japon, Güneydoğu Asya kavimleri ve Hintliler’den başka Türk, Moğol ve Fars kavimleri de tarih boyu yaşamışlardır. Bu toplulukların ‘‘İslam öncesi’’ ve ‘‘İslam sonrası’’ diye ikiye ayıracağımız uzun bir serüvenleri de vardır. İslam sonrası iki kavim, ‘‘Türkler’’ ve ‘‘Farslar’’ öne çıkarak çok önemli roller üstlenmişlerdir. Tarihte‘‘Turan’’ ve‘‘İran’’ rekabeti ve savaşları hep süregelmiştir. Bu iki kavim bugün dahi örtülü bir kültür ve güç dengesi savaşı yapmaktadır. Türkler, Farslar, Hintliler ve Moğollardan oluşan karışım kavimler; Afganistan, Pakistan, Bengaldeş, Tacikistan, Belücistan ve onların küçük toplumlarıdır.

Farslar, üstün edebi dilleri ve o dilde yazılan ‘‘Firdevsi’’ nin ‘‘Şehname’’ si ile ayakta kalarak kültür emperyalisti oldular. Tacikler, Peştunlar, Afganlar, Hazaralar, Kürtler ve Zazalar Fars kültüründen etkilenerek ayrı kavimler haline geldiler. (4) Hazaralar, Kürtler ve Zazalar ırk yapısı olarak Türk oldukları halde, Fars kültüründen etkilenerek sanki ayrı etnik bir topluluk gibi görüldüler.

Türkler ise; üstün devlet kuruculuk, kahramanlık, savaşçılık, törelere bağlılık, İslamı doğru anlama ve ‘‘Alperen’lik’’ gibi özellikleri ile ayakta kaldılar. Farslar coğrafyalarından çıkamadıkları için asimile olmayıp, asimile ettiler. Türkler tarihte hiçbir kavmin yapamadığı işi yaparak; dünyaya yayılıp, dağıldılar ve genellikle asimile oldular. Tarihin ilk çağlarında dünya nüfusunun %20 si Türk iken, bugün %5 i Türk’tür.



Kaşkarlı Mahmut ‘‘Divanı Lügatid-Türk’’ adlı şaheserini yazarak, Türkler’in asimilasyonunu kısmen önleyebilmiştir. Türk dili ‘‘Doğu Türkçesi / Hakaniye’’ ve ‘‘Batı Türkçesi / Oğuzca’’ şeklinde ikiye ve kendi içlerinde de lehçe / ağız farklılıkları olarak bir çok parçaya ayrılmıştır. 250 / 300 milyonluk ‘‘Türk Dünyası’’ ne yazık ki; tek alfabe ve yazı dilinde hâlâ birleşememiştir.

Irki ve kültürel ‘‘Millet olma şuuru’’ geniş coğrafya ve kalabalık nüfuslu toplumlarda zorlaşıyor, parçalanmayı da beraberinde getiriyor. Türkler bugün dış ve iç düşman güçler tarafından ‘‘Anadolu’’ da bile mozaiklere ayrılarak, parçalanmaya çalışılıyor. (5) Halbuki gerçek tam tersidir ve % 88.03 ü ben ‘‘Türküm’’ demektedir. Hatta kimlik tanımı ‘‘İslam’’ penceresinden bakınca bu birlik % 99.00 a ulaşıyor. (6)

Bugün biz Mevlâna’yı İran’a versek, bir yıllık bütçelerini verirler. İranlılar birçok entelektüel çevrede Farisi olduğunu söyleselerde, kimse inanmıyor. Yukarıda vurguladığımız sebeplerle Mevlâna’nın eserlerini Farsça yazması, kendisinin Farsça’yı Türkçe’den iyi bilmesine ve Fars dilinin şiire uygun olmasına bağlıdır. (Zannedersem eşinden su isterken ‘‘Âb’’ yerine ‘‘Su’’ diyordu.)

Mektup uzun oldu; başka çaremizde yoktu, biliyorsak yazacağız ve söyleyeceğiz. Zamanımız, zor zamanların en zoru. Kaynağını şu anda hatılayamadığım bir söz aklıma geldi; ‘‘Talih zebun, düşman kavi, Felek yardım etmiyor.’’ Uyanık olup; okumak, araştırmak, doğruyu bulmak, hayata geçirmek, geçmişi ‘‘Tezekkür’’ edip, geleceğe tedbir ‘‘Tedebbür’’ almak ve ‘‘Tefekkür’’ ile başarıya ulaşmak zamanı geldi, geçiyor...

Mektup devam edecek (Hz. Yunus ile)

Alperen’e selam olsun!




İhsan TEKOĞLU
Kaynakça

  1. Mevlâna (Şefik Can)

  2. Yunus Emre Divanı (Dr. Mustafa Tatcı)

  3. Selçuklular Zamanında Türkiye (Prof. Dr. Osman Turan)

  4. Niçin Milletleşme? (Prof. Dr. Orhan Türkdoğan)

  5. Türkiye’de Etnik Gruplar (P.A. Andrews)

  6. Türkiye’nin Etnik Yapısı (Ali Tayyar Önder)







Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©kagiz.org 2016
rəhbərliyinə müraciət