Ana səhifə

Necati Özgen


Yüklə 0.65 Mb.
səhifə1/12
tarix17.06.2016
ölçüsü0.65 Mb.
  1   2   3   4   5   6   7   8   9   ...   12
ÖN SÖZ

Türkiye, Kıbrıs meselesini milli bir dava olarak kabul etmektedir. Sorunun, Türk milletinin menfaatlerine uygun olarak bir çözüme kavuşturulması, Türkiye açısından hayati önem taşıyan bir milli hedef olarak kabul edilmektedir.

Kıbrıs sorunu; siyasi, ekonomik, sosyo-politik ve askeri alanlarda ciddi bir Türk- Yunan ihtilafı olarak devam etmekte, siyasi yetkililer ile birlikte Türk Silahlı Kuvvetlerini de çok yakından ilgilendirmektedir.

Kıbrıs'ta doğan ve Kıbrıs davasına gönül veren (E) Tümg. Ali Fikret ATUN tarafından hazırlanan kitapta, Kıbrıs Barış Harekatı ile ilgili ayrıntılı bilgilere yer verilmektedir.

Kitaptaki düşünce ve yorumlar yazarına ait olup, Türk Silahlı Kuvvetlerinin, dolayısıyla Harp Akademileri Komutanlığının resmi görüşünü yansıtmamaktadır.

ap

Necati ÖZGEN



Orgeneral

Harp Akademileri Komutanı

"BİZ YAŞAMAK İSTEYEN, HAYSİYET VE ŞEREFİ İLE YAŞAMAK İSTEYEN BİR MİLLETİZ" .... ... " EFENDİLER, DIŞ SİYASETİMİZDE BAŞKA BİR DEVLETİN HUKUKUNA TECAVÜZ YOKTUR. ANCAK HAKKIMIZI, HAYATIMIZI, MEMLE­KETİMİZİ, NAMUSUMUZU MÜDAFAA EDİYORUZ VE EDECEĞİZ."

Gazi Mustafa Kemal Atatürk

GİRİŞ

İki ülke veya ülkeler topluluğu arasındaki mevcut bir ihtilafın karşılıklı görüşmelerle ve barışçıl yollardan çözümlenmesi çağımızda bir kural haline gelmiştir.



Harbi, bir vasıta olarak kullanmak suretiyle herhangi bir sorunu kuvvete başvurarak çözümlemek, hiç şüphesiz, en son düşünülmesi gereken bir husustur.

Yunan, "Megali İdeası"mn bir ciddi sorun haline getirdiği KIBRIS'a, Türkiye'nin 20 Temmuz 1974 tarihinde yapmış olduğu askeri müdahalenin ve Ada'da asker bulundurma ihtiyacının en açık izahını Rum-Yunan ikilisinin, Türkiye'yi tahrik edip, harbe zorlamasında aramalıyız.

Bilindiği üzere, ortada hiçbir sebep yokken ve bir tahrik bulunmadan bir devletin, diğer bir devlete karşı harbe girişmeyeceği bir gerçektir. Hal böyle olunca, harpler bir anda başlamazlar. Her harbin, her zaman, şöyle veya böyle, bir evveliyatı vardır. KIBRIS'ta kazanı patlatma noktasına kadar kaynatan ve savaşı kaçınılmaz kılan Rum-Yunan ikilisinin, yüz yılı aşkın bir zamandan beri Ada'da sürdürdüğü " ENOSİS" (1) mücadelesini; buna bağlı olarak Türkiye'ye karşı sergilediği düşmanca davranışları; KIBRIS'ta, Türkiye'nin aleyhine yarattıkları siyasi ve askeri durumu görmezlikten gelmek mümkün değildir. Bu nedenle denilebilir ki, Kıbrıs 1974 yazını yaşamışsa bunun yegane sorumlusu Rum- Yunan yöneticileridir.

Bugün, Rum-Yunan ikilisinin, geçmişi unutarak, KIBRIS sorununun, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Ada'ya amfibi bir çıkarma yapması ile başlandığını iddia etmesi tamamen mesnetsiz olup, dünyayı yanıltmak için sürdürdüğü bir propagandadan öteye geçmemektedir.

Bu nedenle, uluslar arası antlaşmaların verdiği yetkiye dayalı olarak, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin KIBRIS'a yapmış olduğu müdahale, sorunun sebebi değil; Rum-Yunan ikilisinin bugüne kadar adada uyguladıkları yanlış ve tahrikkar politikalarının bir sonucudur. Hemen belirtmek gerekir ki, KIBRIS sorunu; tarihi, coğrafi, jeopolitik, stratejik, siyasi, ekonomik, hukuki, sosyo-kültürel ve askeri yönleri bulunan çok boyutlu, oldukça karmaşık bir meseledir. KIBRIS Türk Lisesi'nde, 1953 yılında edebiyat öğretmenliği yapmış olan merhum, İbrahim Zeki Burdurlu; söz konusu karmaşıklığı, o zamanlarda yayınladığı aşağıdaki kısacık şiiri ile en gerçekçi tarzda ne kadar güzel anlatmıştı.

-II-


MİNNACIK ADA BİR DENİZ ÜLKESİ MİNNACIK BİR ADA MİNNACIK MİNNACIK KENDİ MİNNACIK AMA KAMBUR KAMBUR ÜSTÜNE DERT BÜYÜKTEN BÜYÜK

MİNNACIK BİR ÜLKE

GÖZÜ BAĞLI BİR HÜRRİYET

YAKIN ÇOK YAKIN TÜRKİYE

BU MİNNACIK ÜLKEDE

AÇAR KIŞ-YAZ HASRETE BİR GÜL

TÜRK'E "HALA SENİ BEKLİYORUM"DİYE

İBRAHİM ZEKİ BURDURLU

Çağımızda toplumların şelf - determinasyon hakkı (Kendi kaderini tayin etme) uluslar arası hukukun temel bir konusu haline gelmiş ve Birleşmiş Milletler Anayasası ile " Wilson Prensipleri" içerisinde yer almıştır.



Doğu Akdeniz'de küçük bir ada olan KİBRİ S'ta iki ayrı etnik toplum ( TÜRKLER; Rumlar) yaşamaktadır. Bu nedenle KIBRIS sorunu Rum-Yunan ikilisinin iddia ettikleri gibi bir çoğunluk azınlık meselesi değildir.

Kıbrıs Türk'ünün Ada'daki tarihi, coğrafi, siyasi, ekonomik, sosyo-kültürel varlığı tartışma götürmeyen bir gerçek olup, KIBRIS olgusunda Türkler, temel bir faktördür. Rum -Yunan ikilisinin hukuk dışı yöntemlerle Ada'daki Türkleri inkar edip, onlar yokmuş gibi sayarak KIBRIS'ı, dünyanın gözleri önünde Türkler'den çalmak istemeleri Türkiye'nin kabul etmesi imkansız bir harekettir. Çünkü Helenizm, girdiği topraklarda Türk halkını yok etmektedir. Bunun örneklerini geçmişte Girit'te, Doğu Ege Adaları'nda, Rodos'ta, 12 Adalar'da ve Batı Trakya'da yaşanmış olaylarda görmek mümkündür.

KIBRIS'ta "Kendi kaderini tayin etme" (şelf- determinasyon) hakkı söz konusu olduğunda. Ada'da yaşayan Türk halkı. Birleşmiş Milletler Anayasası'nın 73 ncü maddesi esasları çerçevesinde en az Rumlar kadar kendi kaderini tayin etmede söz ve hak sahibidir. Asırlardır KIBRIS'ta yaşayan Türkler'in Ada üzerinde hükümranlık haklan vardır ve bu konuda söyleyecekleri söz hayati önem taşımaktadır. KIBRIS Türkleri'nin Ada üzerindeki hükümranlık

-III-


l

haklarını Rumlar'a devretmeleri söz konusu olamaz. Ada'da yaşayan Türk halkını ve onların, uluslar arası antlaşmalardan doğan haklarını yokmuş kabul ederek, şelf - determinasyon hakkının sadece Rum toplumunun bir hakkı gibi görmek çok büyük bir haksızlık ve yanılgı olur. Böyle bir düşünce aynı zamanda, taraflar arasında telafisi imkansız zararlar doğurur ve sorunun çözümünü büyük ölçüde zora sokar. Bu bakımdan dünyadaki her devletin; uluslar arası bütün kurum ve kuruluşların, KIBRIS Türk Halkı'nın Ada üzerindeki şelf -determinasyon hakkına, ahdi hukukuna ve hükümranlık isteklerine saygı duymaları kaçınılmaz bir olgudur.

KIBRIS meselesine derinlemesine ve genişlemesine bir göz attığımızda, sorunun köklerinin tarihin derinliklerine uzandığını; Ada'da yaşayan Türk ve Rum toplumları arasında yüz yılı aşkın bir zamandan beri devam ettiğini görürüz.

Yunanistan, bu süreç içerisinde, Ada'da yaşayan Rumlar'ı tahrik ve teşvik edip; onlara her türlü desteği sağlayarak, KIBRIS'ta "ENOSİS"i gerçekleştirmek için sürdürdüğü mücadele ve giriştiği eylemler, Türkiye'ye karşı takındığı düşmanca tavır; Ada'yı silahlandırıp Anadolu'yu güneyden kuşatma çabaları; Güney Kıbrıs'ta Rusya'ya askeri üsler verme girişimleri ve bu ülke ile geliştirdiği askeri ve siyasi ilişkiler, Türkiye ile batılı ülkelere karşı Rus kozunu oynama eğilimleri, KIBRIS'ı Türkiye ile Yunanistan arasında ciddi bir sorun haline getirmiştir. Rum-Yunan ikilisinin, .bugün hala KIBRIS'ta bilinçsiz ve şuursuz bir şekilde geliştirdiği olaylar, KIBRIS'm taraflar arasında, ciddi bir mesele olma niteliğini muhafaza etmesine; Doğu Akdeniz'de barışın ve istikrarın.bozulmasına sebep olmakta ve NATO'nun Güneydoğu kanadını ve stratejik konumunu zayıflatmaktadır.

KIBRIS sorunun en hassas ve en kritik bir dönemden geçtiği bu günlerde, gerek Türkiye'de ve gerekse Kuzey Kıbrıs'taki genç kuşakların sorununa yaklaşımları; çok zor koşullar altında, uzun yıllar çetin bir mücadele vererek Türk halkını önce sömürge yönetiminden kurtaran ve daha sonra KIBRIS'm kuzeyinde toplayarak bağımsız " Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti"ni kuran orta yaşlı kuşaklardan farklı olup, soruna ilişkin düşünceleri bir belirsizlik arz etmektedir. Hatta, KIBRIS sorununun onları büyük ölçüde ilgilendirdiğini ve heyecanlandırdığını söylemek de oldukça zordur.

Halen KIBRIS'ta cereyan eden olaylar göz önüne alındığında, Rum-Yunan ikilisinin, Ada'da yaşayan Türkler'i ortadan kaldırıp "ENOSİS"i gerçekleştirmek için başlattıkları savaşı KIBRIS HALKI'nın, KIBRIS davasını sürükleyip, güvenle geleceğe taşıyacak kararlı, inançlı ve yetişmiş genç elemanlara, her zaman olduğundan

-IV-

daha fazla ihtiyacı vardır. KIBRIS Türkleri'nin Ada'daki geleceğini güvence altına almak için, Türk halkı ve gençlik arasında giderek zayıflama eğilimi gösteren KIBRIS davasına ilişkin heyecanı ve inançları canlı tutmak; bu konuda ortaya konacak gayretleri teşvik etmek ve kutsal özgürlük mücadelesini kuşaktan kuşağa taşımak mecburiyeti vardır.



Her şeyden önce, milli bir dava niteliği taşıyan KIBRIS meselesinde, Türk tezinin yanında yer alacak bir dünya kamuoyuna duyulan ihtiyacı inkar etmek mümkün değildir. Bu nedenle Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (K.K.T.C.) Devleti'nin işbirliği yaparak gayretlerini koordine edip, KIBRIS sorununa ilişkin ortak görüşlerini kamuoyuna aktarmak için daha büyük bir gayret sarf etmeleri; geçmişe oranla daha dinamik bir politika izlemeleri zorunluluğu izahtan varestedir.

Şurası bir gerçektir ki, geçmişi bilmeden KIBRIS'ta sağlıklı bir gelecek kurmak çok zordur. Bu nedenle, geçmişte yaşananları genç kuşaklara aktarmak hepimize düşen önemli bir görev olup; genç kuşakların Ada'da yaşanmış olayları bilmeleri, KIBRIS Türkleri'nin halen sürdürdüğü özgürlük mücadelesi için hayati önem taşımaktadır.

Kıbrıs'ta özgürlük mücadelesinin ağır yükünü taşıyanlar, bu günlere nasıl gelindiğini genç kuşaklara aktarıp anlatabilirse, KIBRIS Türkleri'nin hür, özgür ve egemen bir devlet olarak yaşama mücadelesi o ölçüde güçlü olacak ve kutsal mücadele emin ellerde devam etme imkanı bulacaktır.

Türk Silahlı Kuvvetleri mensubu bir subay olarak, KIBRIS Türkleri'nin özgürlük mücadelesinde MÜCAHİTLİK görevini ifa ederken, özgürlüğün ağır bedelini hatırlamayı ve bizden sonra gelecek kuşaklara anlatmayı kutsal bir görev bilirim.

Bu kitapta sorunun değişik boyutları üzerinde durulacaktır. Türkiye'nin 20 Temmuz 1974 günü Ada'da icra ettiği askeri harekatı, kronolojik bir sıra içerisinde günbegün anlatmaktan ziyade, KIBRIS'ın coğrafi konumu ve demografik yapısına ilişkin kısa kısa bilgiler aktardıktan sonra, dikkatleri Türkiye'yi askeri kuvvet kullanmaya mecbur bırakan sebepler üzerinde toplamaya çalışacağız ve KIBRIS'ın, Türkiye için stratejik önemini özetle ortaya koyup, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin 20 Temmuz 1974 tarihinde gerçekleştirdiği "BARIŞ HAREKATI", ana hatları ile arz edilecektir. Müteakiben, KIBRIS'ta meydana gelen gelişmelere kısaca değindikten sonra, varılan sonuç ortaya konacaktır.

Yaptığım araştırmanın, KIBRIS meselesinin çözümünde ve ona ilişkin planlamalarda görev alacak olan subaylara yardımcı olacağına inanıyorum.


KIBRIS'IN COĞRAFİ DURUMU

Kıbrıs, Akdeniz'in beş büyük adasından -SİCİLYA, SARDİNYA, KIBRIS, GİRİT, RODOS- biri olup üçüncü sırada yerini alır. Ada Akdeniz'in doğusunda, Anadolu Yarımadası ile Suriye kıyılarının teşkil ettiği köşede bulunmaktadır. Ada'nın Türkiye'ye uzaklığı 71 km. ( 40 mil) dir.

KIBRIS, Suriye'den 98 km.; Hayfa'dan 290 km.; Beyrut'tan 221 km.; Mısırdan 555 km. ve Yunanistan'dan 800 km. uzaktadır.

KIBRIS, Doğu Akdeniz'in en büyük adası olup: 34° 33' - 35° 41' kuzey paralelleri ile, 32° 17' - 34° 35' doğu meridyenleri arasında bulunmaktadır.

İlk jeolojik devirlerde Anadolu'nun bir parçası olan KIBRIS, üçüncü zaman ortalarına doğru bir çökme ile denizin altında kalmış; bu zamanını sonlarına doğru su yüzüne çıkmış ve dördüncü zamanda meydana gelen çökme ve yükselme sonucu Anadolu'dan ayrılarak bir ada karakterine bürünmüştür.

Bugün KIBRIS'ın, İskenderun'a uzanan ZAFER BURNU ile İskenderun Körfezi arasında sığ bir denizaltı eşiği vardır. Bu itibarla adayı İskenderun Körfezi'nden kopmuş ve Anadolu'nun bir devamı kabul etmek gerekmektedir.

KIBRIS Adası'nın yüzölçümü 925 Ikm2 olup, Türkiye'nin seksenüçte biri ( 1/83) kadarıdır. Marmara Denizinin içerisine rahatça sığar.

Ada'nın ZAFER BURNU'ndan ( Ayendrea), BAF Limanı'na kadar uzunluğu 225 km. (141 mil); KORU ÇAM BURNU ( Kormacit) ile DOĞAN BURNU ( Gata) arasındaki genişliği 96 km.( 60 mil) dir.

KIBRIS Adası, etrafının büyük kara kitleleri ile çevrili olmasından dolayı, karasal vasıflı bir Akdeniz iklimine sahiptir. Ada'da yazlur sıcak, kışlar ılık geçer. Yağmurlar umumiyetle kış mevsiminde ve sağnak şeklinde yağar. Lefkoşa'da en soğuk ay ortalaması 12.8 derece santigrat; en sıcak ay ortalaması 29 derece santigrattır. Ada'nın orta bölgeleri, sahil şeridine nazaran daha sıcaktır. Aynı zamanda KIBRIS'ın iç kısımlarında gece ile gündüz arasında ısı farkı vardır. TRADOS dağlarında yazlar serin geçer. Bu dağa kışın ( Ocak, Şubat), kayak kayacak kadar kar yağar.

KIBRIS Adası, oluşumu ve yapısı itibarı ile Anadolu'nun güneyindeki dış TOROSLAR'IN devamıdır. Türkiye'deki Amanos


Dağları 'mn devamı KİBRİ S'ta BEŞPARMAK Dağlarını ( bir diğer adı jİRNE Dağları); Asi nehrinin çöküntüsü Mesarya Ovası'nı; Hatay'ın güneyinde bulunan Keldağ'ın devamı ise TRADOS Dağı'nı ( Karlıdağ) meydana getirmektedir.

KIBRIS'ın kuzeyinde bulunan Beşparmak Dağlan, KORU ÇAM Kormacit) Burnu'ndan başlayarak Zafer Burnuna (Ayendrea) kadar devam eden dağ silsilesidir.

Yaklaşık olarak 150 km. uzunluğunda ve %:10 km. genişliğinde; en yüksek tepeleri nadiren 900 m.'yi aşan, dar ve dik duvar gibi, kıyıdan dört km. içeride sahile paralel uzanan bu dağ silsilesi, özellikle GİRNE BOĞAZI batısında güneye doğru yaygınca manzara gösterdiği halde, doğuya doğru gidildikçe alçalan bu dağ silsilesi, Karpaz Yarımadası'nda, daha ziyade engebeli bir arazi manzarası arz eder.

Beşparmak Dağları üzerinde en yüksek tepeler, batıdan doğuya doğru şunlardır: Akromandra Tepesi (1017m.); Kornotepe(946m.); Zeytinözü ( Rofıtiselya 887m ); Deliktepe (Tripvuni 938m.); Bufavento Tepesi ( 960m.); Yaylatepe ( 935m. ); Olimpos Tepesi (740 m.) ve Kantara Tepesi (724m)

Beşparmak Dağları'nın dik yamaçları, dar sahil şeridini Ada'nın iç kesimlerinden ayırır ve Meserya Ovası ile irtibat daha ziyade dağ silsilesi üzerinde bulunan boğaz ve geçitlere inhisar eder.

Beşparmak dağ silsilesi üzerindeki boğaz ve geçitler aşağıya çıkarılmıştır.

• PANAGRA GEÇİDİ : ( Geçit Köy)

Dar ve uzun bir geçittir. İyi evsafta asfalt bir yola sahiptir. GİRNE ile GÜZELYURT'u ( Omorfo) birbirine bağlar.

• GİRNE BOĞAZI : ( AĞIRDAĞ)

Beşparmak Dağlan üzerinde derinliği en fazla olan boğazdır. GİRNE ile LEFKOŞA' yi bir birine bağlar çift taraflı trafiğe elverişli iyi evsafta asfalt bir yola sahiptir.

• HALEVGA GEÇİDİ:

Yüksek ve çok dar geçittir. Kuzey sahillerini Meserya Ovası'na bağlar. İyi evsafta asfalt bir yola sahiptir.

• ALTINDAĞ GEÇİDİ : ( KALORKA)

Ulaştırma imkanları zayıf oldukça engebeli bir geçittir.

• AKATU BOĞAZI :

Dar ve derinliği fazla olan bir geçittir. İyi bir asfalt yola sahiptir

• KANTARA GEÇİDİ :

Ulaştırma kapasitesi çok düşük bir yolla, kuzey sahillerini YENİ İSKELE'ye (Trigomo) ve oradan MAGOSA'ya bağlar.

Beşparmak Dağları, Ada'nın kuzey sahillerine tamamen hakim olup, yolların kesişme noktası olan ve stratejik bir hedef durumunda bulunan başkent Lefkoşa'yı ve Meserya Ovası'nı, kuzeyden gelmesi muhtemel istilalara karşı korur.

Bu dağ silsilesinin birçok kesimlerinin hemen kıyıdan itibaren adeta duvar gibi yükselmesi; üzerinde belli boğaz ve geçitler dışında kuzey-güney yönünde kolay geçiş imkanı sağlamaması nedeni ile adanın kuzey sahillerine yapılacak bir çıkarmaya karşı oldukça önemli bir engel teşkil etmektedir. Bu bakımdan Beşparmak Dağları'nda, az bir kuvvetle, boğaz ve geçitlere dayalı bir savunma tesis edilebilir.

Beşparmak Dağları'nın kıyıya karşı sağladığı çok iyi gözetleme ve ateş tesiri ile müsait savunma imkanları; birliklerin parç? parça; birbirinden ayrı ve bağlantısı olmayan küçük koylara plajlara çıkmak zorunda kalmaları, amfibi harekatın başarısı üzerinde olumsuz etkiler

meydana getirir.

Ayrıca, plaj bölgelerinin dar, manevra sahasının yetersiz oluşu, küçük birliklerin (Tabur ve alay seviyesinde) gruplandırılmalarırra; boğaz ve geçitler istikametlerinde ayrı • ayrı bulunmalarına ihtiyaç, göstermektedir. Bu durum, birliklerin sevk ve idaresi ile hareketlerinin koordine edilmesinde güçlükler yaratır.

Girne eski yat limanı dahil, ağır vasıta ve malzemenin çıkarılmas için müsait bir liman bulunmayışı; kuzey kıyılarında çıkarma yerleriniı mahdut oluşu; plaja çıkan birliklerin hemen Beşparmak Dağları'nın şarj yamaçları ile karşılaşması ve nihayet yolların boğaz ve geçitlerde kolayc tıkanması dikkate alındığında, ada'nın kuzey kıyılarının, büyük birlikleri çıkarma yapmasına elverişli olmadığı görülmektedir.

Bununla beraber, Beşparmak Dağları'nın derinliğinin az oluşu v birbiri gerisindeki mevzilerde savunmaya imkan vermemesi sebebiyl* kuvvetli hava ve donanma bombardımanını müteakip boğaz ve geçitle üzerine indirilecek birlikler ile çıkarma birliklerinin erken birleşme: suretiyle Meserya Ovası'na inmek ve önemli bir stratejik hedef ok Lefkoşa'ya kısa zamanda el atmak mümkün olabilir.
Ayrıca GİRNE - LEFKOŞA istikameti, LEFKOŞA'ya giden en yakın istikamettir. Bu istikameti kullanan birlikler, kısa zamanda Türklerle meskun bir kantona ulaşma imkanı bulur. Altı-sekiz taburun harekatına imkan veren bu istikamet azami baskın tesiri sağlar.

Magosa Körfezi ile Omorfo ( Güzelyurt) Körfezi arasına çizilecek bir çizginin güneyinde kalan LARNAKA kasabasından Baf kasabasına kadar uzanan ve Ada'mn yaklaşık olarak yarısını kaplayan yuvarlak şekilli kitlevi bir manzara arz eden dağ silsilesi, doğudan batıya doğru 120 Km. uzunluğunda; kuzeyden güneye doğru ortalama, 50 Km. genişliğindedir. Trados Dağı, zirveden değişik istikametlere akan birçok kuru derenin açtığı vadilerle parçalara bölünmüştür. Mesarya Ovası'nın güneyinde bulunan ormanlarla kaplı olan TRADOS Dağı, Beşparmak Dağlarından daha yüksektir, en yüksek yeri 1952 metre yüksekliğindeki OLİMPOS Tepesidir (ŞONİSTRA T.). Bu dağ silsilesinin yüksek olan kısımları LEFKE ile LİMASOL kasabaları arasına çizilecek hattın batısında bulunur. Anılan hattın doğusunda kalan dağlık bölge nisbeten daha dar ve daha alçaktır. Başlıca tepeleri Madari Tepe (Kiperunda t. 1413m); Papursa Tepe ( 1514 m); Parmağa Tepe( 1404 m.) ve Lazania Tepedir.(1121).

Bu dağ silsilesi üzerinde, batıdan doğuya doğru boğaz ve geçitler şunlardır:

• STRUMBİ Boğazı:

Baf ve Poli kasabalarını birbirine bağlar. İyi evsaflı bir asfalt yola sahiptir.

• ZAKURU Geçidi :

Baf ı Omorfo ( Güzelyurt) körfezine bağlar.

• PEDULLA Geçidi :

Lefke ve Limasol'u birbirine bağlayan önemli bir geçittir. Trados Dağı'nın en yüksek yerinden geçer. Virajlı fakat iyi evsaflı bir asfalt yola sahiptir.

• YUKARI Amiyanto Geçidi :

Pedulla Geçidi'ne paralel uzanan, ikinci derecede önemli bir geçit olup, Trados Dağı'nın kuzeyinde bulunan Omorfo (Güzelyurt) kasabası ile güneyinde bulunan Limasol kasabasını birbirine bağlar. İyi evsaflı bir asfalt yola sahiptir.

• PABUSTA Geçidi :

Trados Dağı'nın kuzeyi ile güneyini birbirine bağlar.

• PARMAĞA Boğazı :

Trados dağının kuzeyi ile güneyini birbirine bağlar.

• PİSSURİ Geçidi:

Limasol - Baf sahil yolu üzerindedir.

TRADOS Dağı (Karhdağ), bir çok yerlerinde kıyıdan itibaren oldukça dik bir meyille yükselir. Tepelere doğru yükseldikçe arazi arızaları artar. Trados Dağı'nın kuzey ve güney yamaçları kamilen ormanlar ve Akdeniz bitkileri ile kaplıdır.

Arazinin toğrafık yapısı ve bitki öryüsü savunmayı büyük ölçüde kolaylaştırır. Savunan birliklere gizleme, gözetleme ve ateş imkanı bahşeder.

Trados Dağı, Ada'mn kuzeybatı, batı ve güneybatısına yapılacak bir amfibi harekatta, birliklerin Lefkoşa istikametine ilerlemeleri için önemli bir engel teşkil etmektedir. Özellikle, Omorfo (Güzelyurt) -Lefkoşa; Limasol- Lefkoşa ve Larnaka - Lefkoşa yaklaşma istikametleri Trados (Karhdağ) Dağı'nın gözetlemesi ve tehdidi altındadır.

Trados Dağı'nın, taarruz eden birliklerin harekatı üzerine olumsuz etkileri olmakla beraber ve zırhlı, mekanize birliklerin hareketlerini tehdit etmesine rağmen; anılan dağ silsilesi, her istikametten yaya olarak aşılabilir. Trados Dağı'nda motorlu ve zırhlı birliklerin harekatı, büyük ölçüde, yollara inhisar eder.

Beşparmak ve Trados dağ silsileleri arasında kalan; doğuda Magosa Körfezi; batıda Omorfo (Güzelyurt) Körfezi ve güneyde Larnaka Körfezi arasında bulunan düzlük KİBRİ S'in belli başlı ovasını teşkil eder ve Mesarya (İçova) Ovası olarak bilinir. Anılan ova, takriben 90 km. uzunluğunda,15-35km.genişliğindedir.Bu ovanın Lefkoşa'nın doğusun­daki geniş parçasına Doğu İçova ( Doğu Mesarya); Lefkoşa'nın batısında daha büyük parçasına ( Batı Mesarya) Omorfo( Güzelyurt) Ovası denir. Adada bu iki büyük ovadan başka Larnaka, Limasol, Karpaz Yarımadası, Baf ve Poli kıyılarında daha küçük ovalar, daha doğrusu düzlükler vardır. Bütün bu ovaların denizden yükseklikleri 150 m.'yi geçmemektedir.

Magosa - Lefkoşa, Larnaka - Lefkoşa ve Omorfo-Lefkoşa yaklaşma istikametleri zırhlı ve mekanize birliklerin kullanılmasına imkan verir. Anılan yaklaşma istikametlerini tıkayan uygun savunma hattı yoktur.

Mesarya Ovası, aynı zamanda hava indirme ve çevik hava harekatına müsaitir.

KIBRIS, 782 km. uzunluğunda kıyıya sahip bir adadır. Bu nedenle her tarafa karşı savunma tedbiri alma zorunluluğu vardır. Birkaç kilit araziye istinat ettirilen savunma hatları, savunma mevzilerinden ziyade çok zayıf mukavemet hattı karakteri taşırlar.

Ada'nın savunmasında çıkarmaya elverişli kıyıların kuvvetli tutulması; geri kalan sahilin gözetlenmesi ve merkezi bir yerde, gelişen durumlara süratle müdahale edebilecek, hareket kabiliyeti yüksek zırhlı ve motorlu birliklerden oluşan ihtiyatın bulundurulması, savunma başarısı için esastır. Ayrıca Ada'yı savunan tarafın diğer toplumun muhtemel hareketlerine karşı kuvvet ayırması şarttır.

Bütün bunların yanı sıra, adada güçlü bir savunmanın idame ettirilmesi, üstün deniz ve hava kuvvetinin desteğine bağlıdır.

Ada, büyük birliklerin harekatına elverişli olmamakla beraber, taarruz eden bir kuvvetin, müşterek bir harekat yapmasını zorunlu kılar. KIBRIS'ın 782 km.'yi bulan kıyıları, genellikle kayalık, kumsal plajlarla dolu, girintili bir manzara arz eder.

Ada'nın kuzey kıyılarında çıkarmaya elverişli plajlar batıdan doğuya doğru sırası ile şunlardır: Vasilya Bölgesi, Girne'nin 16 km. doğusundaki plaj, Ayetrofon Plajı ve Borno Körfezi'dir.

KIBRIS'ın kuzey kıyıları, Beşparmak Dağları'mn denize yakınlığı ve birdenbire yükselmeleri nedeniyle kayalıktır ve uçurumlarla kaplıdır. Çıkarma plajlarının dışında kıyıya yaklaşmak güçtür. Bu nedenlerle adanın kuzey kıyıları bir istila çıkarmasına elverişli değildir.

Bu bölgede bulunan Girne Limanı çok küçük olup yükleme ve tahliye kapasitesi düşüktür.

KIBRIS'ın doğusundaki çıkarma plajları, doğudan batıya doğru, sırası ile şunlardır:

Zafer Burnu (Ayendrea) ile Kaleburnu Köyü arasındaki plaj; OGOLİDA Plajı ( Grovya Köyü güneyi); Kasrika Köyü'nden SALAMİS'e kadar uzanan plaj; Magosa ve güneyindeki plaj.

Magosa Körfezi'ndeki kıyılar ve Magosa Limam'nın ağzı da kayalıktır. Limana belirli bir kanaldan girilir. Magosa'nın kuzeyindeki plajlar Ayılı (İliya) Burnu ile Magosa arası ikinci derecede büyük kuvvetlerin çıkarmasına elverişlidir.

Ada'nın en büyük ve en modern Magosa limanı buradadır. Gemiler rıhtıma kolayca yanaşıp yüklerini rahatça boşaltabilirler.

KIBRIS'ın güneyinde çıkarmaya elverişli plajlar şunlardır:

Larnaka'nın doğusundaki plaj ( Tuzla Körfezi Plajı ), Larnaka ve hemen batısındaki plaj, Çite Burnu'nun batısındaki plaj, Limasol'un doğusundaki plaj, Limasol ile Gata Bumu arasındaki plaj ve Piskobu (Yalova) Körfezi Plajı.

Ada'nın büyük kuvvetlerle çıkarmaya en elverişli plajı Tuzla körfezidir.( 1570 yılında Lala Mustafa Paşa ordusu ile bu plaja çıkmıştı). Larnaka Limanı, sınırlı yükleme ve tahliye imkanlarına sahiptir. Ancak birlikler anılan plaja çıktıktan sonra İngilizlerin " DİGELYA" hükümran üssünden geçmek zorunda kalacaklardır. Böyle bir durumda İngiltere ile siyasi bir mesele ve hatta bir harp hali ortaya çıkabilir.

Ada'nın batısında Trados Dağlan denize dik yamaçlarla indiğinden bu bölgedeki kıyılar amfibi bir harekatın yapılmasına imkan vermemektedir.

Ada'nın kuzey batısına, Omorfo (Güzelyurt) Körfezi ile Hirsofu (Altınerk) Körfezi'nde uygun çıkarma plajları mevcut olmakla beraber, buralarda ağır malzemenin yükleme ve tahliye için uygun liman-mevcut değildir. Lefke'nin kuzeyinde bulunan Gemi Konağı ( İksero) Limanı bakır madeninin gemilere yüklenmesinde kullanılan küçük bir iskeleden ibarettir. Ayrıca Omorfo (Güzelyurt) Körfezi'ne' çıktıktan sonra, birliklerin Lefkoşa istikametine yapacakları ileri harekat, Trados Dağı'mn kuzey yamaçlarının gözetlemesi ve tehdidi altında kalacaktır

  1   2   3   4   5   6   7   8   9   ...   12


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©kagiz.org 2016
rəhbərliyinə müraciət