Ana səhifə

MUĞla nöbetçİ İdare mahkemesi sayin başkanliğina yürütmeyi durdurma istemlidir


Yüklə 157.68 Kb.
səhifə1/3
tarix11.06.2016
ölçüsü157.68 Kb.
  1   2   3




MUĞLA NÖBETÇİ İDARE MAHKEMESİ

SAYIN BAŞKANLIĞINA

Yürütmeyi durdurma istemlidir.
 DAVACI : MUĞLA  BAROSU

                      Temsilen  Baro Başkanı Av. Mustafa İlker GÜRKAN

Muğla Adliyesi - MUĞLA

 

DAVALI : 1-) T.C. ÇEVRE VE ORMAN BAKANLIĞI - ANKARA  



2-) BODRUM BELEDİYE BAŞKANLIĞI – BODRUM / MUĞLA
KONU : T.C. Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından 15.06.2009 tarihinde onanan 1/100.000 ölçekli Aydın-Muğla-Denizli Çevre Düzeni Planına dayanan, Muğla, Bodrum, İrmene Ovası Kumköy, Armutlu, Süpürgelik, Düşelge, Kocagöl ve Kanlıgöl mevkiinde 5 yıldızlı otel, 750 villa, kulüp binası,18 delikli golf sahası yapılmasına dair 1/1000 ölçekli uygulama ve 1/5000 ölçekli nazım imar planının hukuka, şehircilik ve planlama esaslarına, kamu yararına aykırı olması sebebi ile 2010/ 140 karar numaralı, 7.12.2010 tarihli, Bodrum Belediyesi  Meclis kararının iptali ile dava sonuna kadar yürütmesinin durdurulması istemidir.

 

AÇIKLAMALAR :


T.C. Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından 15.06.2009 tarihinde onanan 1/100.000 ölçekli Aydın-Muğla-Denizli Çevre Düzeni Planı (kararın dayanağı olan üst işlem) ile Muğla, Bodrum, Kumköy, Armutlu, Süpürgelik, Düşelge, Kocagöl ve Kanlıgöl mevkiinde 5 yıldızlı otel, 750 adet villa, kulüp binası,18 delikli golf sahası yapılmasına dair 2010/140 karar numaralı, 7.12.2010 tarihli Bodrum Belediyesi Meclis kararı ile onanan 1/1000 ölçekli uygulama ve 1/5000 ölçekli nazım imar planı (Hukuka aykırı olan üst işleme dayanan ve kendiside hem bu nedenle hemde bağımsız olarak hukuka aykırı olan alt işlem) hukuka, kamu yararına, şehircilik ve planlama ilkelerine aşağıdaki nedenlerle aykırıdır:

1-) İPTALİ İSTENEN İŞLEM HAKKINDA YARGI KARARI VARDIR:
Danıştay 6. Dairesi 2007/548 E. - 2009/1806 K. sayılı kesinleşmiş kararı ile Bodrum Yarımadası’nda golf kullanımına yer veren TC Turizm ve Kültür Bakanlığı’nın 31.5.2007 tarihinde onaylanan Muğla-Bodrum Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim bölgesi Bodrum yarımadası 1/ 25.000 ölçekli Çevre Düzen Planı’nın (ÇDP olarak anılacaktır) ve bölge kararının iptaline karar verilmiştir. İptal edilen TC Turizm ve Kültür Bakanlığı 1/25.000 ölçekli ÇDP incelendiğinde Danıştay 6. Dairesi 2007/548 E.-2009/1806 K. sayılı yargı kararında ve karara esas bilirkişi raporunda belirtilen eksiklikler giderilmeksizin ve gereken çalışmalar yapılmaksızın davaya konu 1/100.000 ölçekli ÇDP kapsamında yürürlüğe konduğu açıktır. Danıştay 6. Dairesi’nin adı geçen kararın iptal gerekçelerinden birisi de davamıza konu golf tesisidir. Bu karara esas bilirkişi raporunda dava konusu tesis; ‘Çamlık köyü İrmene Köyü arasında İrmene Ovasına ve Yeniköy yanındaki alana da kurulacak tesis’ olarak bahsi geçmektedir. 1/25.000 ölçekli ÇDP ve bölge kararı, Danıştay 6. Dairesi 2007/548 E.-2009/ 1806 K sayılı kararı ile iptal edilmesine karşın dava konusu 1/100.000, 1/1000 ve 1/5000 ölçekli planda bu karar açıkça yok sayılarak aynı golf tesisi yeniden kararlaştırılmıştır.

TC Turizm ve Kültür Bakanlığı’nın yukarıda anılı yargı kararı ile iptal edilen 1/25.000 ölçekli ÇDP iptalinden sonra bu kerre, üstelik çevreyi korumakla görevli bulunan diğer bir Bakanlık olan TC Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından alanın daha da genişletildiği golf kullanımını da öngören Aydın-Muğla-Denizli 1/100.000 ölçekli ÇDP hazırlanmış akabinde Muğla, Bodrum, Kumköy, Armutlu, Süpürgelik Düşelge, Kocagöl ve Kanlıgöl mevkiinde 5 yıldızlı otel, 750 adet villa, kulüp binası, 18 delikli golf sahası yapılmasına dair 2010/140 karar numaralı, 7.12.2010 tarihli Bodrum Belediyesi Meclis kararı ile onanan 1/1000 ölçekli uygulama ve 1/5000 ölçekli nazım imar planı yürürlüğe girmiştir. Bu durum uygulamanın sadece biçiminin değiştirilerek içeriğin korunduğunu göstermektedir.

2-) GOLF SAHALARININ DOĞAL KAYNAKLAR VE İNSAN SAĞLIĞINA ETKİLERİ DİKKATE ALINMALIDIR:
l-) Doğal kaynakların sürdürülebilir kullanımı açısından golf:
Golf turizmi son yıllarda özellikle ülkemizin Akdeniz kıyılarında giderek yaygınlaşmaktadır. Golf sahalarının yerlerinin seçiminde özellikle su kaynaklarının durumu, bölgenin ekolojik yapısı ve tarımsal potansiyeli büyük önem taşımaktadır. Golf sporu için çok büyük çimenlik ve açık alan, çimenlerin uygun koşullarda tutulabilmesi için de çok fazla su gerekmektedir. Bu yüzden golf sporu İngiltere gibi bol yağışlı ülkelerde doğmuş ve daha sonra yine aynı yağış şartlarına sahip kuzey ülkelerinde yer bulmuştur. Uygun iklim şartlarında yapılabilen golf sahalarının, Türkiye gibi suyu zaten kısıtlı olan ülkelerde yapılması, doğaya olumsuz etkileri de beraberinde getirmektedir. Su kaynaklarının bu denli kısıtlı olduğu ülkemizde golf yatırımları planlanırken, doğaya verdikleri zarar ve bunun maliyeti göz önüne alınmalıdır. Golf sahaları yeraltı sularının tükenmesi ve kirlenmesi konusunda büyük tehdit oluşturmaktadır. Golf sahalarının çok fazla su gereksiniminin yanı sıra, çimenlerin yıl boyunca golf oynanabilecek durumda tutulabilmesi için çok fazla miktarda kimyasal gübre ve ilaçlar kullanılmaktadır. Bir golf sahasının yıllık kimyasal gübre ve ilaç kullanımı, tarımda kullanılan miktarın en az altı (bazı kaynaklara göre yedi) katı daha fazladır. Bu kimyasal maddeler, daha sonra yeraltına sızarak yeraltı su kaynaklarını ya da çevredeki yüzey su kaynaklarının kirlenmesine sebep olmaktadır. Bu durum uzun vadede zaten çok sınırlı olan su kaynaklarımızın tükenmesine, kirlenmesine ve hatta içme suyu temini ve tarımsal sulamada ciddi sorunlar yaşamamıza neden olacaktır. Su kaynakları ve ormanlar gibi doğal kaynaklar üzerindeki etkileri değerlendirilmeden planlanan golf sahaları ve tesisleri doğaya zarar vermekte, su kaynaklarını miktar ve kalite açısından olumsuz etkilemekte ve işletim aşamasında aşağıda ayrı ayrı değinilecek önemli bir çok çevre sorununa neden olmaktadır. Dolayısıyla, golf yatırımları yalnızca bir turistik ve ticari yatırım konusu olarak düşünülmemeli; doğal kaynaklarımızın sürdürülebilir kullanımı açısından da değerlendirilmelidir.

ll-) İnsan sağlığı riskleri açısından golf:


Golf sahalarında kullanılan özel çimlerin devamlılığı için düzenli olarak, böcekleri ve yaban otlarını herbisit ve pestisit denilen kimyasal zehirler kullanarak, yok etmek gereklidir. National Geographic News’da (Thursday, October 28, 2010) çıkan bir haberde de Maryland Eyaletinde yapılan bir etüdün, golf sahalarında kullanılan pestisit miktarının, aynı bölgede tarımda kullanılan pestisitlerin yedi katı olduğuna yer verilmiştir. Ayrıca, 1950’lerden itibaren yaygın olarak bu sporun yapıldığı A.B.D.’de ve Kanada’da yapılan araştırmalar golf sahalarında kullanılan pestisitlerin etkisinin golf sahalarıyla kısıtlı kalmadığını, golf sahalarında her gün kullanılan binlerce ton suyla, pestisitlerin yeraltı ve yerüstü su kaynaklarına da yayıldığını, bilimsel olarak gösteriyor. Aşağıda bir kısmına yer verilen bilimsel araştırmalar, bizde henüz kullanımı yeni olan golf sahalarını, uzun yıllar kullanan ülkelerin mücadele ettiği boyutlu sorunlar konusunda fikir ve ibret vericidir:
1-) Golf sahası yöneticisi olarak çalışmanın dört çeşit kanserden ölme riskini önemli ölçüde artırdığı tespit edilmiştir. Bu kanser çeşitleri: beyin kanseri, lemfoma (Hoçkin olmayan lemfoma, HOL), prostat ve kalın bağırsak kanseri. Tüm Amerika’da 1970 ve 1992 yılları arasında ölen 686 Amerikan Golf Sahası Yöneticileri Derneği üyeleri üzerinde bir araştırma yapılmıştır. “Golf Sahalarında Çalışanların Kanser Riskleri” başlıklı makale, golf sahalarında çalışanlarda 4 çeşit kanserden ölme risklerinin önemli ölçüde artığını tespit edilmiştir:


  • Beyin Kanserinden ölenlerin oranı, genel nüfusta olanın 2 mislinden daha fazladır

  • Lösemi Kanserinden ölenlerin oranı, genel nüfusa kıyasla, 2 mislinden daha fazladır,

  • Prostad Kanserinden ölenlerin oranı genel nüfusta olanın 3 katıdır,

Kalın Bağırsak Kanserinden ölenlerin oranı ise genel nüfusun 2 misline yakındır.
(Kaynak Dergi: American Journal of Industrial Medicine (29 (5) : 501-506, 1996)

2-) Florida Üniversitesi ve Güney Florida Üniversitesi Tıp Kütüphaneleri’nin derlediği, pestisitler ve kanser ile ilgili tıp araştırmalarına yer verilen “Kimyasal Pestisitler ve Sağlık üzerinde etkileri” başlıklı internet sayfasına (www.chem-tox.com/pesticides)ve çeşitli kaynaklara göre pestisitlerin tarımda çok daha az yoğunlukta (7 misli daha az) kullanılmasına rağmen, tarımda kullanılan pestisitlerin insan nüfusunda yol açtığı kanser ve diğer hastalıkların başlıcaları aşağıda sunulmuştur:




  • Pestisit kullanılan tarım alanlarına yakın oturan ailelerde doğan çocukların solunum ve kan dolaşımı sistemleriyle ilgili sakatlıklarla doğma riskleri yüzde 65 daha yüksektir. (Çevre Sağlığı Perspektifleri, Cilt 111(9):1250-1264, Temmuz, 2003)

  • Monsanto şirketinin ürettiği bir pestisit olan Roundup, şirketin karlarının yarısını sağlıyor. Standard zehirlilik testlerinin uygulandığı bu pestisit, orta ve uzun vadeli zehirlilik, genetik hasar, kanserojen ve kısırlık etkileri göstermektedir. (Kaynak Dergi: Organic Gardening, Temmuz 2000)

  • North Carolina Üniversitesi ve ABD Ulusal Kanser Araştırma Enstitüsünün ortaklaşa yürüttükleri bir araştırma, gebeliğin 3 ile 8. haftası arasında pestisit uygulanan bir tarlaya 1.6 km mesafede veya daha yakında oturan annelerde ölü doğum veya düşük riskinin yüzde 200 daha fazla olduğunu göstermiştir. (Kaynak Dergi: Epidemiology, 12(2), March 2001)

  • North Carolina Üniversitesi araştırmacıları, gebelik sırasında pestisit uygulanmış sahalara (golf veya tarla) yakın yaşayan gebe kadınların düşük yapma risklerinin yüzde 40 ile yüzde 120 oranında arttığını ortaya çıkardı. (Kaynak Dergi: Epidemiology, 12(2), March 2001)

  • Tarım alanlarına yakın oturanlar arasında parkinson hastalığı oranı, genel nufusa kıyasla, çok daha yüksektir. (Department of Epidemiology-enter for Occupational and Environmental Health School of Public Health, UCLA, Los Angeles, CA 90095-1772, USA)

  • Pestisit kullanımı prostat kanseri riskini yüzde 238 arttırmaktadır. (Kaynak: Occupational Environmental Medicine, 56(1):14-21, 1999)

  • Tarım alanlarına 2600 feet’den daha yakında yaşayanlarda beyin kanseri olma riski iki misli daha fazla, astrocytoma denilen beyin kanseri türüne yakalanma riski ise 6-7 misli daha fazladır. (Kaynak Dergi: American Journal of Public Health, 86(9): 1289-96, 1996)

  • Florida Eyaletinde 20 veya daha uzun yıl pestisit uygulayanların akciğer kanseri olma riskleri yüzde 300 artıyor. Aynı araştırma pestisit uygulayıcıların beyin kanserinden ölme risklerinin yüzde 200 artığını gösteriyor. (Kaynak Dergi: Journal of the National Cancer Institute, 71(1), Temmuz 1983)

  • Winnipeg’de bir konferansta bir araya gelen doktorlar pestisitlerden kaynaklanan kanserlerde, özellikle de çocuklarda görülen kanserlerde rahatsız edici artışa dikkat çekiyorlar ve Tarım Bakanlıklarının (pestisitlerin ve diğer kimyasalların kullanılmadığı) organik çiftçiliği desteklemesini talep ediyorlar. Doktorlar, insanların maruz kaldıkları kimyasal zehirlerin yüzde 70’inin yediğimiz yiyeceklerden geldiğini belirtiyorlar. Kanada Çevre için Tıp Doktorları Derneği, belediyelerin pestisit kullanılmasına şiddetle karşı çıkması gerektiğini belirtiyorlar. Winnipeg (Kanada’da bir eyalet) CBC Haberleri – 7 Temmuz, 2004

  • Pestisitlere maruz kalan anne-babalar çocuklarının anne-baba olma şanslarını yok ediyor olabilirler. (Kaynak Dergi: Science: Thursday, June 2, 2005)

  • Çocuklarda hiperaktivite bozukluğu, dikkati toplayamama ile ilgili sinir hastalıkları, çeşitli çocuk kanserleri, yetişkin erkeklerde görülen bazı kısırlık bozukluklarının zirai ilaçlarla ilgili olduğu ortaya çıkmıştır.

  • A.B.D. Ulusal Sağlık Enstitüsü’nün yaptığı, bu alanda yapılmış en büyük araştırmalardan biri, golf sahalarında normal olarak kullanılan pestisitleri bu sahalarda uygulayan işçilerin diyabet (şeker hastalığı) risklerinin yüzde 250 artığıyla ilişkilendirilmektedir. (Pesticides Commonly Used on Golf Courses Linked to Disease: NIH)

3-) Golf sahalarında kullanılan çimlerde böcek ve yaban otlarına dayanaklılığın artırılması için yapılan çalışmalarla üretilen yapay türlerin de ekosistem için tehlike unsuru olduğu belirtilmektedir. Oregon eyaletinde bir yamaçta bulunan doğal çimenin, biyoteknolojik olarak üretilen bir çimenden türediği ortaya çıkınca golf sporunun yaygın olarak yapıldığı Amerika’da kapalı ortamlarda üretilen türlerin ekosistem için oluşturduğu tehlike konusunda ciddi tartışmalar başlamıştır. Scotts Miracle-Gro adlı bir şirket tarafından golf sahalarına dikilmek üzere glyphosate adlı bir tarımsal zararlıya karşı geliştirilmiş olan biyogenetik çimenin bakteriyel bir gene sahip olduğu belirtilmiştir. Uzmanlar, tarımsal zararlılara karşı dayanıklı genetiği değiştirilmiş türlerin doğadaki türdeşleriyle karışması halinde, ortaya son derece güçlü ‘süper-tür’lerin çıkabileceğini ve bunların ekosisteme zarar verebileceğini vurgulamıştır. Soya filizi, mısır ve pamuk gibi genetiği değiştirilmiş ürünlerin vahşi doğada türdeşleri bulunmadığından doğaya yayılma riski yokken vahşi türdeşleri olan genetiği değiştirilmiş çimenlerin, doğadan ayrılmasının çok güç olması nedeniyle ekosistem için tehlike arz ettiği belirtilmiştir. Olaylı ilgili olarak Molecular Ecology dergisine bir rapor hazırlayan EPA uzmanı Jay Reichman tarafından, kontrollü laboratuar ortamında yaratılan bitkilerin doğaya karışmasının ciddi bir sorumluluk olduğunu vurgulanmıştır. (Kaynak: Makale New York Times 16 Ağustos 2006)

4-) Vitapark Golf tesisi ÇED raporuna ilişkin Muğla İdare Mahkemesi’nin 2005/653 E. sayılı dosyasına sunulan bilirkişi raporunda golf alanlarında kullanılan kimyasalların çevreye verdiği zarar hakkında aşağıdaki tespitler yapılmaktadır:


Golf alanlarındaki çim ve diğer peyzaj nitelikli bitkilerin bakımı, mutlak surette düzenli gübre ve pestisit uygulamasını gerektirmektedir. Belirtilen kimyasalların uygulanmasına bağlı olarak ortaya çıkan yüzey ve yer altı sularının kirlenmesi hususunun araştırılıp açıklandığı birçok çalışma referans olarak verilebilir. (Mantia, 2000; Lewis ve diğerleri, 2004; Winter ve Dillon, 2005 gibi) Modern bir golf alanında, ortalama olarak 200 kg azot/ha/yıl ve 40 kg fosfat/ha-yıl ile 2.2 kg. aktif madde içeren pestisit ha/yıl oranlarında uygulanmaktadır. (Wanken ve diğerleri, 2001). Golf alanlarından geçen/sızan yağış ve sulama suları, bu kirleticileri yakın bölgedeki dere ve nehirlere taşıyarak kirliliğe sebep olmaktadır. (Winter ve Dillon, 2005) Golf alanlarının bulunduğu lokasyonlarda genellikle cıva, kurşun, arsenik ve atrazin de bulunmaktadır ve bu materyaller de golf alanına yakın su ve sediman kalitesi üzerinde etki yapmaktadır.(Muğla İdare Mahkemesi’nin 2005/653 E. sayılı dosyasına sunulan 12.07.2006 tarihli bilirkişi raporu, 2. Sf., 3. Prg.)

3-) İPTALİ İSTENEN İŞLEM, BÖLGEDE ÇOK BOYUTLU ÇEVRE

ZARARINA SEBEP OLACAKTIR:

Söz konusu 1/1000 ölçekli uygulama ve 1/5000 ölçekli nazım imar planına konu 127 hektarlık devasa alan; sınırlarını çevreleyen orman ekosistemi ile bir bütün olarak, tarım arazileri, zeytinlikler, otlak, makiler, endemik bitkiler de dahil korunması gereken flora ve fauna, hayvan ve arazi sulamada kullanılan doğal göletler, sarnıçlar, kara ve orman ekosistemleri ve yeraltı su rezervleri, yüzeydeki eserlerle kısmen sit alanı ve henüz araştırılmamış ancak çıplak gözle dahi çok sayıda arkeolojik kalıntı barındıran ve mutlak olarak korunması gereken kültürel ve doğal varlıklara sahip bir bölgedir. Bölgenin başlıca korunmayı gerektirir özellik ve nitelikleri aşağıda kısaca sıralanarak açıklanmıştır:



l-) Sürdürülebilir ve çevreye saygılı turizm desteklenmelidir:


Dava konusu golf projesinin Bodrum ve çevresine katkı sağlayacak bir turizm yatırımı olduğu iddiası vardır. Ancak fayda ve zararları tespit ederken bir bütün olarak Bodrum Yarımadası’nın bitki, hayvan, insan zenginliği bütünlüğünde, kültürel ve arkeolojik mirası ile bir bütün olarak değerlendirilmesi ve yatırımın olası faydaları ile bugün ve geleceğe yönelik zararları karşılaştırılarak kararlaştırılmadır. Bodrum Yarımadası’na turizm yatırımları birdenbire, dengesiz ve Yarımada’nın doğal ekolojik sistemlerinin taşıyabileceğinin çok üstünde geliştirilmiştir. Bu aşırı yük hem Yarımada’da yaşayan yerleşik insanlarımızın yaşama düzenini altüst etmiş, hem de orman alanlarında ve denizlerde doğal ekolojik dengeleri bozmuştur. Ayrıca tarım alanları ile meyvelikler (özellikle turunçgil alanları ve zeytinlikler) çok olumsuz etkilenmiştir. Bodrum yarımadasının Doğu Bölümünde Karaova, Etrim Ovası (Karaova uzantısı halinde) ve İrmene Ovası yer almaktadır. Bodrum yarımadasında kışları ılık, yazları sıcak ve kurak tipik bir Akdeniz iklimi hâkimdir. Küresel ısınma Bodrum Yarımadası’nı da etkilemiştir. Bodrum Meteoroloji İstasyonunun ölçmelerine göre yaz aylarındaki sıcaklığın artışı, yaz kuraklığının daha belirgin ve etkili olmasına yol açmıştır. Böylece ormanlarda ağaçların kuruması olayları da artmıştır. Yaz kuraklığının artması ormanlarda yangın tehlikesini daha da arttırmıştır. Kuraklık orman yangınlarının daha hızla ve geniş alanlara yayılmasına da sebep olmuştur. Mumcular’da (2006) ve Bodrum Kızılağaç’ta (2007) yangının çok geniş orman alanlarını etkilemesinde sıcaklık artışı ve buna bağlı kuraklaşma etkisi vardır.

Bilimsel araştırma ve tespitlere göre; Bodrum Yarımadasındaki doğal ekolojik sistemler Karasal - yarı karasal - su ekosistemleri olmak üzere üç grupta toplanabilmektedir. Karasal ekosistemlerin en yaygını orman ekosistemleri olup, Yarımada’nın %61’ini kaplamaktadır. Tarım alanları ve meyve bahçeleri ile zeytinlikler Yarımada’nın %27,8’ini kaplar. Turizmi geliştirmek amacı ile çalılaştırılmış orman alanlarını ve zeytinlikler ile turunçgil (özellikle mandalina) bahçelerini betonlaştırma süreci, Bodrum yarımadasında ekolojik dengeyi temelden bozucu etkiler yapmıştır. Bodrum Yarımadası bu üç ekosistem grubunu barındıran doğal ekolojik özellikleri ile biyolojik bakımdan çok çeşitli ve çok değerlidir. Yarımadanın doğal ekolojik yapısını betonlaştırıcı, kirletici, yokedici ve gürültücü bir turizm etkisi ile bozulmasının önlenmesi gerekmektedir.


Bodrum Yarımadası; kara ekosistemleri, yarı karasal ekosistemler (Akdeniz Gölü çevresi), deniz ekosistemleri ile dar küçük bir alanda çok çeşitli canlı toplumlarını barındıran bir doğal ekolojik sistemler birliğidir. Bu ekolojik sistemler birliğinin önemli bölümleri aşırı derecedeki turizm teşvikleri ve yazlık yerleşimler ile yok edilmiş veya kirletilerek doğal canlı türleri için yaşanılmaz hale getirilmiştir. Yarımada’nın doğal zenginliklerinin tümünün yok olmaması için doğal ekolojik sistemlerin devamlılığı sağlanmalı ve dayanma gücünün üstünde yüklenmeler hafifletilmeli veya kaldırılmalıdır. İnsanlar betonlaştırdıkları, yok ettikleri, kirlettikleri ve yaşanamaz duruma getirdikleri yerlerden göçebilirler. Yerli ve yabancı kaynaklı tatilciler artık bu yerlere gelmeyebilirler. Ama bu yerlerin asıl sakinleri olan canlıların (insanlar dahil) yaşamaya devam etmek hakları vardır. Doğal ekosistemlerin, doğaya yakın sistemlerin ekolojik dengelerin bozulmadan devamlılığının sağlanması oradaki “canlıların yaşama hakkının” temel şartıdır.
Dilek yarımadası ve Büyük menderes deltasından başlayan Bodrum Yarımadasına kadar uzanan bir bölge Önemli Doğa Alanı Bölgesi olup “Önemli Doğa Alanlarının”  ekolojik dengeyi koruyucu duyarlılıkla ele alınıp Sıfır Yok oluş alanları, Çekirdek Bölge, Tampon Bölge Geçiş ve Gelişme Bölgelerinin belirlenmesi gereklidir. Dava konusu edilen planlar ise böyle hiçbir bir ciddi çalışma yapılmadan sadece rant amaçlı yapılmıştır.
ll-) Hayvan ve bitki çeşitliliği tehdit altındadır:
Dünyamız otuz yedi “flora bölgesi”ne ayrılmış olup; İran-Turan, Akdeniz ve Avrupa-Sibirya Flora Bölgeleri olmak üzere üç flora bölgesi ülkemiz sınırları içinde buluşur. Bu üç flora bölgesinin ülkemizde buluşması, ülkemizin ekosistem ve biyolojik çeşitliliğine neden olmaktadır.    Ülkemizde 155 memeli, 454 kuş, 93 sürüngen, 20 kurbağa ve semender, 276 deniz balığı, 192 tatlı su balığı ve yaklaşık 120.000 kadar böcek türünün varlığı bilinmektedir. Ülkemiz bitki türleri bakımından da oldukça zengin olup, 3.022'si endemik olmak üzere 10.765 çiçekli bitki ve eğrelti türü bulunmaktadır. Ülkemiz, dünyanın değişik ülkelerinde yetiştirilen pek çok bitki ve hayvan türünün orijini ve insanlığın önemli besin kaynağı, bitki ve hayvan türlerinin yabanî atalarının anavatanıdır. Bununla birlikte, dünyada yetiştirildiği tespit edilen 138 meyvenin 80 kadarı da ülkemizde yetiştirilmektedir. Muğla’da “Meyve Mirası Çalışma Grubu”nun yaptığı araştırmalara göre sadece Bodrum ilçesinin köylerinde 200’e yakın atadan kalma meyve çeşidi yetiştirildiği tespit edilmiştir. (Bu konuda Sayın Mahkemece Plan bölgesinde yetiştirilen meyve çeşitleri listeside ayrıca araştırılabilir.)

Plana konu alanda birbirlerinin yaşamına ve doğal besin zincirine bağlı az bulunur bir canlı zenginliği mevcuttur. İptali istenen işlemin çevreye verdiği zarardan direkt olarak zarar görecek çok sayıda bitki ve hayvan türü bulunmaktadır. Bu türlerden bazıları aşağıda sayılmıştır:



a-) Yarımadada sürüngen, memeli ve kuş türleri için doğal yaşam alanları her geçen gün daralmaktadır. Yabani hayvanlar arasında sayılabilecek başlıca hayvanlar; tilki, çakal, vaşak, karakulak, tavşan, domuz, sansar, fare, sıçan, köstebek, tavşan, gelincik, kurbağa, olarak sıralanabilir. Ayrıca sarp arazide yaban keçisi, yabanileşmiş eşekler, oklu kirpi yaşamaktadır. Sürüngenler arasında çeşitli yılanlar ve kertenkeleler, kara tosbağaları sayılabilir. Yarımadada boz ayının bulunduğu da söylenmektedir. Yarımadanın doğu bölümündeki Kaplan Dağı Anadolu parsının yaşadığı alanın bir hatırasıdır. Ama pars artık yoktur.

b-) Kara ekosistemlerinin devamlılığı için kuşlar da büyük önem taşımaktadır. Bodrum Yarımadası’nda tespit edilen 147 kuş türü de biyolojik çeşitliliğin zenginliğini işaret etmektedir. Bu kuş türlerinin başlıcaları; baykuş, şahin, kartal, ibibik, ağaçkakan, kırlangıç, karga, ispinoz, ötleğen, yarasadır.

c-) Bodrum Yarımadası, Kerme Körfezi çevresinde belirlenen 971 bitki türünün yaşadığı iki önemli alandan biridir (Öteki Reşadiye Yarımadasıdır). Söz konusu alanda yenebilir ve şifalı bitki olarak tüketilen yöreye özgü otlar vardır. İlk akla gelenleri hardal, turp otu, dalan, gelincik, kenker, kazyak, ebegümeci, dana dili, karakavruk, çetimek, kuzukulağı, körmen, böğürtlen, dağ çileği, kuş yüreği, kabalakdır. Şifalı otlardan ise adaçayı, kekik, defne, hayıt, karabaş otu, ardıç, mersin, labada, ebegümeci, kantaron, mantar türleri, ada soğanı, anemon, günlük sahlep türleri, hindiba, kaparidir. İlk akla gelenler ağaçların başında ise çam, badem, zeytin, meşe, keçiboynuzu, sandal ağacı, soyu tükenmekte olan günlük ağacı gelmektedir.

lll-) Orman ekosistem bütünlüğü bozulacaktır:

Golf tesisi alanı, Bodrum yarımadasında son derece sınırlı olan orman alanıyla çevrilidir. Bölgede başlıca ağaç türleri olarak kızılçam, akkavak, meşe, servi, menengiç ve maki türleri bulunmaktadır. Orman alanlarına bağlı varlığını sürdüren bütünlüklü ekosistemlerin mevcudiyeti malumdur. Özel golf çimi için kullanılacak kimyasalların toprağa ve yer altı sularına karışması toprağın, orman ekosistemi ve biyolojik çeşitliliğin telafisi imkânsız bozulması kaçınılmazdır. Kimyasalın topraktan arıtılması imkânsızdır zaten böyle bir sistem de planlanmamıştır. Özel golf çimi yukarıda da özetlendiği gibi başkaca hiçbir floranın yaşamasına izin vermemektedir. Nitekim golf alanlarında başka floranın yaşaması da istenmemektedir. Golf çimi zaten son derece kısıtlı olan suyun tüketilmesine sebebiyet verecek ölçüde aşırı sulamaya ihtiyaç duymaktadır. Aşırı sulamanın da yöreye özgü ağaçları ve ormana zarar vereceği açıktır. Golf tesisi yapılması ormana, zeytinliklere ve makilere yani bütün olarak ormana bağlı ekosisteme zarar vericidir.
lV-) Arkeolojik yapı ve kalıntılar telafisiz zararlara uğrayacaktır:
Golf tesisi yapılacak alan aynı zaman da Karia uygarlığına ait önemli arkeolojik kalıntılar barındırmaktadır. Bodrum Kaymakamlığı Sualtı Arkeoloji Müzesi Müdürlüğü tarafından 5.3.2008 günlü raporda ;
“…. sonuç olarak; Hoyrat tepe mevkiindeki kalıntıların İrmene mahallesindeki kalıntılara yakınlığı dikkate alındığında çevrenin arkeolojik potansiyelinin ayrıntılı olarak araştırılması gerekmektedir. Alanda yapılması planlanan golf spor ve turizm kompeklesinin arkeolojik kalıntılar dikkate alınarak konunun Muğla KTVKK ‘nca da incelenip değerlendirilmesi uygun olacaktır” tespiti yapılmaktadır.

  1   2   3


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©kagiz.org 2016
rəhbərliyinə müraciət