Ana səhifə

Made in europe


Yüklə 11.23 Kb.
tarix11.06.2016
ölçüsü11.23 Kb.


DELEGATION OF THE EUROPEAN UNION TO TURKEY

AVRUPA BİRLİĞİ TÜRKİYE DELEGASYONU

Press Release / Basın Duyurusu




UÇAN SÜPÜRGE “MADE IN EUROPE”

Uçan Süpürge Kadın Filmleri Festivali bu yıl “Made in Europe” bölümünde seyircilerini 7–13 Mayıs tarihleri arasında sinema tarihinden filmlerle buluşturuyor. Avrupa Birliği Dönem Başkanı İspanya’nın Ankara Büyükelçiliği ve Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu’nun desteğiyle gerçekleştirilen bu bölümde daha önce Uçan Süpürge’nin programında yer almış ve büyük ilgi görmüş filmlerin yanı sıra Türkiye’de daha önce hiç gösterilmemiş klasikler, hafta boyunca Kızılırmak Sineması’nda izlenebilecek.

Avrupa Birliği Dönem Başkanı İspanya’nın Ankara Büyükelçiliği ve Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu 13. Uçan Süpürge Film Festivali Avrupa Kadın Filmleri Haftası’nın açılışı nedeniyle, 7 Mayıs 2010 tarihinde saat 19:00’da Kızılırmak Sineması’nda bir resepsiyon verecek. Resepsiyonun ardından İspanyol yönetmen Iciar Bollain’in “Te Doy Mis Ojos/Gözlerimi de Al” filmi izlenebilecek.

Avrupa Kadın Filmleri Haftasında yer alan filmlerinden ilki, Beş sene önce Türkiye’de gösterime girdiğinde büyük ilgi gören ve 24 hafta gösterimde kalarak beklenmedik bir başarı gösteren Gözlerimi de Al (Take My Eyes, 2003), aile içi şiddeti gerçekçi ve sömürüye kaçmadan anlatmayı başaran güçlü bir yapım. Yeni İspanyol sinemasının önde gelen yönetmenlerinden Iciar Bollain bu üçüncü uzun filminde, şiddetin yalnızca fiziksel şiddetten ibaret olmadığını da anlatıyor. Pilar rolünde hem kırılgan hem de güçlü görünmeyi becerebilen Laia Marull, yumuşak ve iyi biriyken aniden kötü ve ne yapacağı kestirilemeyen bir kişiliğe bürünen Antonio rolünde Luis Toscar’ın harikalar yarattığı film, kaçıranlar ve yeniden görmek isteyenler için bulunmaz bir fırsat.

Güçlü kadın kahramanları ve özellikle “Günlük” serisiyle tanınan Macar feminist yönetmen Márta Mészáros, 1975 tarihli klasiği Evlat Edinme (Örökbefogadás)’de, bir fabrika işçisi olan Kata’nın çocuk evlat edinme mücadelesini anlatıyor. Bu filmle Berlin Film Festivali'nde Altın Ayı Ödülü'nü kazanan ilk kadın yönetmen olan Mészáros, bir kadının kendini keşfediş öyküsünü sunarken devlet politikasına da eleştiriler getiriyor.

En son iki sene önce Festival’in en çok izlenen filmlerinden biri olan Ölmek Zamanı’yla (Time to Die, 2007) karşımıza çıkan Polonyalı yönetmen Dorotha Kedziersazska’nın başyapıtlarından sayılan Hiç (Nic, 1998) bölümün bir diğer filmi. Üç çocuk annesi bir kadının sevdiği adamı kaybetme korkusuyla yeniden hamile olduğunu gizlemesini ve beraberinde gelen trajik olayları anlatan film, Polonya Film Ödülleri’nde “En İyi Yönetmen” başta olmak üzere toplam beş ödül birden kazanmıştı.

Türkiye’de, “En İyi Yabancı Film” dalında Oscar da aldığı Antonia’nın Yazgısı (Antonia’s Line, 1995) filmiyle tanınan Hollandalı feminist yönetmen Marleen Gorris’in ikinci uzun metraj filmi Kırık Aynalar (Broken Mirrors, 1984) bir seri cinayet hikayesi anlatıyor. Gösterime girdiğinde şiddeti görselleştirmesinin ayrımcılık yarattığı eleştirileriyle karşılanan film, aynı zamanda seks işçiliğini derinlemesine çözümlemesiyle Gorris'in en radikal feminist filmlerden biri sayılıyor.

 

İskoçya’nın küçük bir kasabasında süpermarket kasiyeri olarak çalışan Morvern adlı genç bir kadının intihar eden sevgilisinin cesedini yok edip hayatına devam etmesini anlatan Morvern Callar (Morvern Callar, 2002) şoke edici bir yapım. Sıçan Avcısı’yla (Ratcatcher, 1999) uluslararası başarı sağlayan İskoç yönetmen Lynne Ramsay üç sene sonra çektiği bu ikinci uzun metraj filmiyle, sinemasına inananları yanıltmamış, Cannes, San Sebastian gibi önemli festivallerden ödüllerle dönmüştü. Ramsay’in Liana Dognini’nin kitabından uyarladığı film, öyküden çok karakterlerin hissettiklerine odaklanarak farklı bir izleme deneyimi sunuyor ve defalarca izlenme isteği uyandırıyor.



Seçkide ayrıca iki kadın yönetmenin ilk filmleri de gösterilecek. Bunlardan Avusturyalı Ruth Mader’in Max Ophüls’den senaryo ödüllü Mücadele’si (Struggle, 2003) Doğu Avrupa'dan “Batı” Avrupa'ya kaçak göç eden genç bir kadın ile küçük kızının varolma mücadelesini anlatırken, Fransalı yönetmen Éléonore Faucher’in Cannes’dan iki ödüllü Nakış Gibi’si (A Common Thread, 2004) ailesinden habersiz çocuğunu doğurmak için evden kaçan ve bir nakışçının yanına sığınan Claire adlı genç kadının hikâyesini etkileyici bir görsellikle sunuyor.
Etkinlik ile ilgili daha fazla bilgi için: Ebru Taşkın, Basın ve İletişi Yöneticisi ebru.taskin@ec.europa.eu

Ankara, 2010/5 Mayıs





Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©kagiz.org 2016
rəhbərliyinə müraciət