Ana səhifə

Dr veysel eroğLU’nun hitaplari 22. 03. 2010 afyonkarahisar


Yüklə 20.4 Kb.
tarix23.06.2016
ölçüsü20.4 Kb.
II. ULUSAL TAŞKIN SEMPOZYUMU”
PROF. DR. VEYSEL EROĞLU’NUN HİTAPLARI
22.03.2010 - AFYONKARAHİSAR

Değerli Misafirler,

Basınımızın kıymetli mensupları, hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.
Taşkınları; bir akarsuyun muhtelif sebeplerle yatağından taşarak, çevresindeki arazilere, yerleşim yerlerine, altyapı tesislerine ve canlılara zarar vermek suretiyle, normal sosyo - ekonomik faaliyeti kesintiye uğratacak ölçüde bir akış büyüklüğü oluşturması olarak tanımlayabiliriz.
Çeşitli tipteki tabii afetler arasında taşkınlar, en tahrip edici olanlardan mütalaa edilmektedir.
Taşkın, tabii bir olaydır. Ancak, insan faaliyetleri taşkınları bir afete dönüştürmektedir. Son yıllarda yaşadığımız ve hepimizi derinden üzen sel felaketleri bunu açıkça ortaya koymuştur.
2009 yılında meydana gelen taşkınlar ise uzun vadede yürütülen koruma faaliyetlerinin hızlandırılmasını zaruri kılmıştır.
Hükümetimiz Sayın Başbakanımızın başkanlığında taşkın koruma çalışmaları ile alakalı bazı toplantılar yaparak Taşkın Seferberliğini başlatmıştır.
Sayın Başbakanımızın başkanlığında yapılan toplantılar neticesinde büyükşehir belediyesi sınırları içerisindeki derelerin ıslah ve bakımını su ve kanalizasyon idareleri tarafından, belediye sınırları haricindeki derelerin ise ıslahının DSİ tarafından yapılması, diğer belediyelerde ise belediye ve DSİ’nin müşterek çalışarak derelerin ıslah ve bakımının yapılması kararlaştırılmıştır.
Her konuda olduğu gibi dere ıslahları ve taşkın koruma konusunda da yine en kapsamlı çalışmayı Hükümetimiz yürütmektedir.
Kıymetli misafirler,
1989 tarihinden bugüne kadar 384 adet taşkında; 487 vatandaşımız hayatını kaybetmiş, 502.000 hektar alan zarar görmüş ve yaklaşık 2.1 milyar $ maddi zarar meydana gelmiştir.
Bugüne kadar edindiğimiz tecrübeler, yaşanan taşkınların, yoğun yağışlardan ziyade, akarsu yatakları içinde veya taşkın riski taşıyan mücavir  sahalarda çoğu kez herhangi bir tedbir alınmaksızın sürdürülen düzensiz ve çarpık şehirleşme faaliyetleri neticesi oluştuğunu göstermektedir.
Taşkınlarla alakalı çalışmalara baktığımızda Türkiye’deki taşkınların daha çok ilkbahar ve sonbahar aylarında oluştuğu, Karadeniz, Akdeniz ve Batı Anadolu bölgelerinin taşkına en hassas bölgeler olduğu ortaya çıkmaktadır.
Ülkemizde bugüne kadar en fazla can kaybına yol açan taşkın afeti; 1957 yılı Eylül ayında Ankara’nın Hatip Çayı vadisinde yaşanmış ve 185 vatandaşımız hayatını kaybetmiştir.


  • 7-8 Ağustos 1998 tarihinde Trabzon – Köprübaşı – Beşköy beldesinde meydana gelen taşkında 50 vatandaşımız,




  • 23-24 Temmuz 2002 tarihinde Rize – Güneysu – Selamet ve Çayeli köylerinde meydana gelen taşkında ise 32 vatandaşımız hayatını kaybetmiştir.

Taşkın sebeplerine baktığımızda;




  • Aşırı ve şiddetli yağışlar,




  • Özellikle yerleşim yerleri içerisinden geçen dere yataklarında; yapılaşma ile dere kesitinin daraltılması,




  • Dere yatağına fen ve san’at kaidelerine aykırı ve izinsiz menfez veya köprü yapımı,




  • Dere yatağına tekniğine aykırı bent veya dolgu yapımı,




  • Dere yatağına moloz, sanayi ve evsel atıkların atılması,







  • Dere yatağının üstünün kapatılarak otopark, konut vb. yapılması,




  • Yamaçlardaki plansız yapılaşma, tekniğine aykırı yol açma çalışmaları,




  • Dere yataklarında kaçak kum çakıl alımı faaliyetleri,




  • Nehrin menba kısmından çeşitli sebeplerle harekete geçen rüsubatın mansaba intikali,




  • Dere yataklarında tabii olarak büyüyen ağaç ve çalıların yatak kapasitesini daraltması.

Başlıca sebepler olarak görülmektedir.


Kanunla kendisine yetki verilen DSİ; taşkınları önlemek maksadıyla barajlar ve taşkından koruma tesisleri inşa etmekte, dere yataklarında tanzim ve ıslah çalışmaları yapmaktadır.
Bu doğrultuda 2009 yılı itibariyle, 4566 adet taşkından koruma tesisi inşa edilerek işletmeye alınırken, 983 734 ha alan da taşkından koruma altına alınmıştır.
Ayrıca, güncelleştirilerek hazırlanan Bölge Taşkın Planları, il afet planlarına entegre edilmek üzere ilgili valiliklere gönderilmektedir.
Değerli misafirler,
Küresel ısınmanın neticesi olarak gerçekleşen mevsimlik ve yıllık yağış toplamlarının nispi değişkenliğinde bir artış görülmektedir.
İklim değişimi neticesinde deniz seviyesinin yükselmesi ve şehirleşme ile birlikte taşkına maruz alanlarda yaşayan nüfusun giderek artması neticesi taşkından etkilenen insanların sayısı dünya ölçeğinde her geçen gün artmaktadır.
Türkiye; küresel iklim değişikliğine bağlı olumsuzluklardan en fazla etkilenecek ülkeler arasında gösterilmekte olup, küresel ısınma ve iklim değişikliğinin olumsuz etkilerini önlemede ormanların muhafazası, iyileştirilmesi ve artırılması büyük önem arz etmektedir.
Bu çerçevede Cumhuriyet tarihimizin en büyük Ağaçlandırma ve Erozyon Kontrolü Seferberliğini başlattık.
“2008–2012 yıllarını kapsayan “Ağaçlandırma ve Erozyon Kontrolü Seferberliği Eylem Planı” ile toplam 2 milyon 300 bin hektar sahada ağaçlandırma, erozyonla mücadele ve ormanların iyileştirilmesi çalışmaları yapılarak, 2 milyar 500 milyon adet fidan dikilmesi planlanmıştır.
Eylem planı neticesinde yaklaşık Belçika yüz ölçümü kadar bir alan ağaçlandırılmış olacaktır.
Eylem planı kapsamında; 2008 ve 2009 yıllarında %100’ün üzerinde bir gerçekleşme sağlanmış olup, 2008 yılında 463.592 hektar alanda, 2009 yılında ise 501.384 hektar alanda çalışma gerçekleştirilmiştir.
Kıymetli misafirler,
Taşkın risk yönetimi ile alakalı ilgili kurum ve kuruluşlarca gerekli çalışmalar yapılmaktadır. Bu konuda da başarılı olmamız için sivil toplum kuruluşları ve vatandaşlarımızın bizlerle işbirliği yapması gerekmektedir. Vatandaşlarımızın bizlere destek olacağı konusunda inancım tamdır.

Taşkınlarla mücadelede toplumsal şuurun ve hassasiyetin gelişmesini sağlamak ve halkımızı bu konu hakkında şuurlandırmak maksadıyla, birincisi 10-12 Mayıs 2006 tarihleri arasında Ankara’da düzenlenen Ulusal Taşkın Sempozyumu'nun ikincisini 22-24 Mart 2010 tarihleri arasında Afyonkarahisar’da düzenliyoruz.


Sempozyuma tebliğ ile katılan, fikir ve görüşleri ile katkıda bulunanlar ile diğer bütün iştirakçilere teşekkür eder, sempozyumun hazırlanmasında emeği geçen Bilim Kurulu’na, Danışma Kurulu’na ve Yürütme Kurulu’na şükranlarımı sunarım.
Sempozyumda ele alınacak konuların, yaşanan problemin çözümüne katkı sağlayacağı ümidiyle herkese saygılar sunuyorum.


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©kagiz.org 2016
rəhbərliyinə müraciət