Ana səhifə

Dİkkat eksiKLİĞİ HİperaktiVİte bozukluğU


Yüklə 181.03 Kb.
səhifə1/3
tarix09.06.2016
ölçüsü181.03 Kb.
  1   2   3

DİKKAT EKSİKLİĞİ HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU


Çocuk ruh sağlığı ve hastalıkları hekimliğinde en sık karşılaştığımız sorunlar dikkat ve aşırı hareketlilik sorunlarıdır. Özellikle akademik eğitimin oldukça zorlayıcı bir süreç olması nedeniyle gün geçtikçe de önem kazanmaktadır. Bu konuda aileler ve çocuklara tıbbi yardımın yetmediği çok açıktır. Okumakta olduğunuz kitapçık ailelerin ve bu alanda çalışanların hekimlere sormaları olası sorular çerçevesinde hazırlanmıştır.

Hiperaktif” ve “dikkati eksik” sözcükleri toplum ve medyada, aileler ve eğiticiler tarafından o denli yerli yersiz kullanılmaya başlandı ki, sonunda bu sözcükler kendi anlamlarını yitirdiler. Bakıyoruz da sınıf arkadaşları biraz hareketli, karizmatik ve kızlarla yakın ilişkiler kurabilen erkek arkadaşlarını “hiperaktif” olarak nitelendirerek bir anlamda popularite de kazandırabiliyorlar. Zaman zaman ise, zeka sorunu öncelikli olan, yaşıtları arasında nasıl davranacağını bilemeyen, elinin kolunun gücünden pek de haberi olmayan bir küçük “hiperaktif ” diye okuldan atılabiliyor.

“Dikkati eksik” kavramı daha içler acısı durumda. Öğretmenler neredeyse her toplantıda, neredeyse her veliye “sizin çocuğunuzun dikkati eksik” yaftasını yapıştırmaya başladılar. “Aslında çok zeki, ama dikkat etmiyor, dikkat etse süper bir öğrenci olur” laflarını gün geçmiyor ki duymayalım.

Burada eğitim sisteminin aksaklıklarına, eğitimcilerin durumuna sınıfların kalabalıklığına, okulların olanak yetersizliliklerine hiç değinmeyeceğiz. Nedeni; bunun bizim işimiz olmadığına inandığımızdan değil, eleştirilerin sonunda yapıcı öneriler getiremeyeceğimiz, ve esas konuyu bırakıp bunu tartışmanın yarar sağlamayacağı için.

Ama anne babaların eğitimi konusuna gelince söylenecek birkaç sözümüz olacak. Çok yakın zamanda kaybettiğimiz sevgili hocamız Atalay Yörükoğlu’nun hemen hemen her konuşmasında belirttiği gibi, “ Bu ülkede araba sürmek için bile belirli koşullar vardır, ilköğretimi bitirmek, sınava girmek gibi, ama çocuk yapacak ailelerde hiçbir ehliyet aranmaz”. Tabi ki sevgili hocamızın demek istediği “Çocuklar şu (ana baba eğitimi) yaygınlaştıralım” idi. Ama ailelerin aile olmadan önce de, aile kurulduktan sonra da sürekli bir eğitimin içinde olması yaygınlaştırılamadı. Bu konuda ne okulları ne de medyayı işlevsel kullanamadık. Tam tersine özellikle medyada olumsuz aile modelleri arttı, aileler izlenme oranları gittikçe artan kanalların içinde hapsolmuş diğer aileleri gözetliyor. Bu gözetleme işi bazen çok uzun sürebildiğinden evdeki çocukları ihmal ediyor.

Belirtilerin, yani yaramazlık, hareketlilik, dikkatsizlik diye konuştuğumuz bir çok sorunun birleşip de bir hastalık-bozukluk haline gelip gelmediği, yani tıp biliminin nerede işe karışması gerektiği burada önemlidir. Tüm ruhsal hastalıklar-bozukluklarda olduğu gibi burada da önemli olan ölçütler sorunun uzun zamandır var olması, aile içi ilişkileri bozması, okul yaşamında zorluklar ortaya çıkması, akademik başarını düşmesi ya da beklendiği düzeyde olmaması olarak kısaca açıklanabilir. Konu anlatılırken bozukluk kavramı hastalık kavramı olarak kullanılacaktır.


DİKKAT EKSİKLİĞİ HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU NEDİR?

Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB), çocuklarda oldukça sık görülen ve yaşam boyu etkilerini sürdüren önemli bir ruhsal bozukluktur. Temel özellikleri; aşırı hareketlilik, dikkat sorunları ve aklına geleni düşünmeden yapma, isteklerini erteleyeme yani dürtüselliktir. DEHB tüm dünyada hakkında en çok araştırma yapılan hastalıklardan biridir. Nedenleri, gidişi ve tedavisi ile ilgili pek çok önemli bilgi elde edilmiş olmasına karşın, günümüzde hala araştırmacıların ilgisini çekmektedir. 1957-1996 yılları arasında dünya tıp bilimsel çalışmaları kapsamında bu bozukluk hakkında 31 çalışma yayınlanırken, 1997’den beri yılda ortalama 400 bilimsel çalışma yayınlanmaktadır.

1990’lı yıllarda DEHB’nin yaşam boyu süregelen bir bozukluk olduğunun düşünülmesi ile birlikte çocukların yanı sıra ergen ve erişkinlerle ilgili yapılan çalışmalar da artmıştır.

Son beş yılda, moleküler genetik bilimindeki gelişmeler sayesinde DEHB’de en az iki temel genin sorumlu olduğu kanıtlanmış önümüzdeki birkaç yıl içinde yeni buluşlar beklenmektedir. Her zaman vurgulanan, DEHB’nin genetik ve kalıtsal bir zemin üzerinde gelişen çoğunlukla biyolojik nedenli bir hastalık olduğudur. Bunu ailelerin çok iyi anlaması, toplumda yaygın olan yanlış ana baba tutumları, yanlış beslenme, ya da çok televizyon seyretme ya da bilgisayar oyunu oynama nedeniyle bu sorunun ortaya çıkmayacağının vurgulanması gerekmektedir.

Son çalışmalar DEHB’nin yalnızca dikkat ve hareketlilik sorunu değil, yanısıra bir öz-denetim, öz-düzenleme sorunu olduğunu göstermiştir. Yine çalışmalar ve klinik deneyimler göstermektedir ki bu çocuklarda zaman kavramıyla ilgili de ağır bozukluklar vardır. Zamanı kullanamama, ayarlayamama gibi. Saatsiz geçirdikleri sürenin 10 dakika mı yoksa bir saat mi olduğunu ayrımsama sorunları olmaktadır.
TARİHÇE
Bozukluğun ilk tanımlanması 20. yüzyılın başında olmuştur. 1902’de bir İngiliz çocuk hastalıkları hekimi olan George Still’in, bugün Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu ve Davranım Bozukluğu olarak tanımladığımız olgulara benzer 20 çocuk bildirmesi ile hastalık ilk kez tanınmıştır. Sonraki yıllarda bozukluğun yapısal yönü ön plana çıkmaya başlar ve “Minimal Beyin Hasarı Sendromu” olarak adlandırılır. 1950’lere kadar hakkında az şey bilinen ve genellikle çözümsüz olduğu düşünülen bir durum olarak kalır. 1950’lerde popülerlik kazanır ve daha fazla araştırılmaya başlanır. Bilimsel olarak tanımlama ve sınıflama çalışmaları 1960’lardan sonra hızlanır ve 1980’de bu gün de kullanıldığı biçimiyle “Dikkat Eksikliği Hiperaktivite” adı kullanılmaya başlanır.

Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu tüm dünyada uzun yıllardır bilinmesine karşın ülkemiz için durum farklıdır. Bunun nedeni olarak, ülkemizde çocuk psikiyatri kliniklerinin kurulmasının gecikmesi verilebilir. Ülkemizde çocuk ruh sağlığı ve hastalıkları uzmanlık eğitimi veren üniversiteler hala az sayıdadır ve bu alanda uzmanlık alan hekim sayısının da az olması belki de bu çocukların çok az bir kısmına ulaşılabildiğini göstermektedir.



TEMEL BULGULAR
Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu; davranışsal, zihinsel, duygusal ve sosyal alanda pek çok belirtiye neden olabilir. Bu bozukluğu taşıyan kişilerin duygulanımlarındaki oynaklık, yaşamları boyunca adeta mizaçlarını oluşturur. Çevresel uyarılar karşısında gösterdikleri duygusal değişiklikler aşırı; çoğu zaman patlayıcı, gergin ve bulaşıcıdır. Hiçbir neden yokken büyük sevinç gösterileri yaparken, ufak bir isteklerinin olmaması halinde hemen dünyanın en mutsuz insanı oluverirler. Bu durum erişkin yaşamda da ciddi sosyal sorunlara neden olur.

Temel belirtiler; dikkat eksikliği, aşırı hareketlilik ve dürtüselliktir. Bu belirtilerin hepsi birlikte olabilir. Bazen bazı belirtiler daha ön planda iken diğerleri siliktir ya da yoktur.



AŞIRI HAREKETLİLİK

Bir çocuğun aşırı hareketliliği var demek için, toplumun ve ailenin gözlemi ve anlatımı yanıltıcı olabilir. Aynı toplumdaki yaşıtlarına göre belirgin olarak daha fazla hareketli olması gerekir. Eğer çocuk tek bir ortamda aşırı hareketli ise (sadece evde, sadece dedesinin yanında ya da sadece arkadaşının yanında...) bu durum genellikle DEHB’ye bağlı değildir. Çoğunlukla ailenin uygun olmayan tutumları ile ilgili olabilir. Sorun yaşanan ortamlarda uygun davranış değişikliklerinin sağlanması hareketi azaltabilir ya da denetim altına alınabilir.

DEHB’de aşırı hareketlilik yaşamın ilk yıllarından, hatta anne karnından itibaren kendini belli eder. Bu çocuklar sürekli koştururlar, otursalar bile elleri ayakları kıpır kıpırdır. Uyarılara aldırmazlar ya da kısa süre sonra tekrar hareketlenirler. Anneler sıklıkla uyardıklarını ancak uyarılarına çocuğun aldırmadığını ya da ancak kısa bir süre kendini durdurabildiğini anlatırlar. Koltukların, duvarların üzerinde dolaşırlar. Artmış hareketlilik nedeniyle çok sık düşerler, çarparlar ve bazen önemli kazalar yaşarlar. Kliniğimize bu nedenle gelen aileler bize sıklıkla şöyle sorular yöneltir; “küçükken düşmüştü acaba o yüzden mi oldu?”. Bunun cevabı aslında sanılanın tam tersidir. Düştükleri için DEHB olmazlar, DEHB oldukları için çok sık düşerler. Bu çocuklar sık düşmenin dışında da pek çok tehlikeye açıktırlar. Etrafa bakmadan aniden yola fırlayabilirler, yapamayacakları fiziksel aktivitelere kalkışarak yaralanabilirler. Sıklıkla trafik kazası, ev kazaları, ya hayvanlarla kazalar yaşanabilir.

Aşırı hareketlilik okulda da devam eder. Ders sırasında yerinde oturamama, sıraların arasında dolaşma, bir bahane ile sık sık sınıftan çıkmaya çalışma gözlenir. Uzun süre hareketsiz kalmakta zorlandıkları için sinema, tiyatro gibi sosyal etkinliklerden hoşlanmayabilirler.

Bu çocuklar yalnızken daha az sorun yaşarlar. Aileler şöyle anlatır; “Biz evde yalnızken sorun yok, ancak büyük küçük fark etmez bir misafir gelince sorun başlıyor”. Sınıflarda, kamplarda grup oyunlarında sorunlar artar. Okulda ve evde aileleri tarafından daha fazla denetlenmeye ihtiyaç duyarlar.

DİKKAT EKSİKLİĞİ

DEHB’li çocuklar dikkatlerini belli bir süre bir konuya odaklamakta güçlük çekerler. Dikkat etseler bile çok kısa bir sürede ilgileri dağılır ve başka bir şeyle ilgilenmeye başlarlar. Dış uyaranlar, kimi zaman sokaktan gelen bir ses tüm dikkatlerinin dağılması için yeterlidir. Dikkatlerini toplama, sürdürme, gerektiğinde dikkati başka alana kaydırabilme gibi becerileri sınırlıdır. Dikkat sorunları özellikle okulda ve ders çalıştıkları zamanlarda önem kazanır. Doğal olarak ders çalışmaya karşı genellikle isteksizlerdir. Derse otursalar bile kısa süre içinde sıkılıp kalkarlar. Ancak keyif aldıkları bazı aktivitelerde özellikle aktif bir dikkat gerektirmeyen televizyon seyretme gibi uzun süre oturabilirler. Ayrıca hareketlilik sorunu belirgin olmayan ancak dikkat eksikliği olan çocuklar da masada uzun süre oturabilirler. Bu yanıltıcı bir durumdur, dikkat süresi iyi gibi görünebilir. Önemli olan dikkati dağılmadan dersle kaç dakika ilgilenebildiğidir.

Dikkat eksikliğinin sınıftaki görünümleri farklı olabilir. Eğer dikkat eksikliğine aşırı hareketlilik eşlik ediyorsa öğretmenler bu durumu genellikle şöyle tanımlar; “sürekli hareket halinde, dersi hiç dinlemiyor, dikkati çok dağınık, sürekli etrafla ilgileniyor ya da konuşuyor”. Aşırı hareketliliği olmaksızın, sadece dikkat eksikliği olan çocuklar sınıf içinde genellikle sessiz ve uyumludurlar. Hatta dersi dinliyor gibi görünebilirler ve bu nedenle öğretmenin gözünden kaçabilir. Öğretmenleri tarafından genellikle; “hayal dünyasında yaşıyor, sürekli dalıp gidiyor” diye tarif edilirler.

Dikkat eksikliği bir takım sosyal sorunları da beraberinde getirir. Görev ve etkinliklerini düzenlemekte sorun yaşarlar. Sorumluluklarını unuturlar, eksik yaparlar. Ekmek almaya gönderildiğinde kapıdan çıkmadan 3 kez sorduğu halde, aşağı inince zile basıp tekrar “ne alacaktım” diye sorabilirler, ve yine de yanlış bir şey alabilirler. Sık sık eşyalarını unuturlar ve kaybederler. DEHB’liler zamanı kullanmak konusunda beceriksizdirler. Bu nedenle planlama, ard arda işleri düzenleme, bekleme, erteleme gibi alanlarda ve zamanlı-sıralı oyunlarda sorunlar yaşarlar.



DÜRTÜSELLİK

Aklına geleni hemen yapma, isteklerini erteleyememe, sırasını bekleyememe, konuşmaların, yapılan işlerin arasına girme, sonucunu düşünmeden davranma gibi bulguları içerir. Bu çocuklar genellikle “patavatsız-densiz” olarak tanımlanırlar.

DEHB’li çocukların dürtüselliklerinin sağladığı avantaj girişken olmalarıdır. Kolay ilişki kurarlar ve liderlik özellikleri iyidir. Ancak tüm bu iyi özellikler bile çoğu zaman iyi bir sosyal çevre oluşturmalarına yetmez. Arkadaşları tarafından sıklıkla sert mizaçlı olarak tanımlanırlar. Çabuk öfkelendikleri için ve bunu çok kolay gösterdikleri için sık sık kavga ederler. Oyun sırasında kurallara uymakta güçlük çekerler, diğer çocukların da kendi kurallarına uyması için ısrar ederler. Grup uyumunu bozan, zarar veren davranışları ve kimi zaman zıtlaşma davranışları nedeni ile arkadaş gruplarından sık sık dışlanırlar. Yani gruplara girişleri kadar çıkışları da çabuk olur. Öfkesini denetlemeyi daha iyi becerebilen hiperaktif çocuklar tüm bu özelliklerini olumlu yönde kullanarak başarılı birer grup lideri olabilirler.

Tepkilerini geciktirmek konusunda beceriksizdirler. Akıllarına geleni düşünmeden, sonuçlarını hesaplamadan yaparlar ve sonuç çoğu zaman pişmanlıktır. Defalarca özür diledikleri ve özürlerinde samimi oldukları halde, bu aynısını tekrarlamayacakları anlamına gelmez. Kuralları çiğneme, suç işleme gibi davranışlar DEHB’lilerde diğerlerinden daha sıktır.

Dürtüselliğin bir diğer belirtisi de karıştırıcılık ya da “ellek”lik olabilir. Bu çocuklar evde karıştırmadık çekmece bırakmazlar. Gizli saklı eşyalarla çok ilgilidirler. Elleklik ise sıklıkla etrafı elleme gereksinimidir. Arkadaşlarının kafalarına vururlar, kızların tokalarını açıp, saçını çekerler, eteklerini kaldırabilirler.

Dürtüsellik, özellikle ergenlik döneminde cinsel uğraşlarda aşırı uğraşmaya ve uygunsuz cinsel temaslara zemin hazırlayabilir. Dürtüsel cinsel eylemlerden dolayı cinsel yolla bulaşan hastalıklara yakalanabilirler. Sonucunu düşünmeden, bir kez denemek adına kullandıkları maddelere bağımlı hale gelebilirler.


TANI
Psikiyatrik hastalıkların tanımlandığı ve tüm dünyada kabul gören tanı ölçütlerinin sıralandığı DSM-IV’de (Psikiyatrik Hastalıkların Tanısal ve Sayımsal El Kitabı) DEHB “ilk kez çocukluk çağında görülen ya da tanı alan hastalıklar” başlığı altında yer alır. DSM-IV’e göre DEHB tanı ölçütleri tabloda yer almaktadır.

Tablo : DSM-IV’ e Göre DEHB Tanı Ölçütleri


__________________________________________________________________________________________

  1. Aşağıdakilerden(1) ya da (2) vardır:

    1. . Aşağıda ki dikkatsizlik semptomlarında altısı (ya da daha fazlası) en az 6 ay süreyle uyumsuzluk doğurucu ve gelişim düzeyine göre aykırı bir derecede sürmüştür:
  1   2   3


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©kagiz.org 2016
rəhbərliyinə müraciət