Ana səhifə

Balya Çinko-Kurşun Madeni, Çevre Sorunları ve Toplumsal Yeniden Kalkınma Tahir Öngür tmmob jeoloji Mühendisleri Odası


Yüklə 269.26 Kb.
səhifə5/5
tarix22.06.2016
ölçüsü269.26 Kb.
1   2   3   4   5

Madencilik Turizmi
Madencilik turizmi, Balya’nın yeniden kalkınmasında bir çalışma alanı ve gelir kaynağı olarak ele almaya değer bir gizil sunmaktadır. Balya’da madencilik turizmi iki boyutu ile, hem olumlu ve hem de olumsuz boyutlarıyla ele alınabilir.

Yöre, bugünkü acıklı durumu ile de görülmeye değer ve görenlere sayısız dersler verebilecektir. Dünyada, emperyalizmin sömürdüğü ülkelerde yürüttüğü madenciliğin nasıl sürdürüldüğü ve nasıl bir kalıtı olduğunun Balya’nın bugününden daha somut, daha açık ve daha ayrıntılı bir örneğini bulmak herhalde oldukça güçtür. Bu nedenle, bu metinde derlenmeye çalışılan bütün unsurlarıyla bir çevre ve toplum kıyımının örnekleri, görmeye gelecek olanların bütün ayrıntılarıyla izleyebilecekleri biçimde korunup sergilemelidir. Bu amaçla, sahada bundan sonra ne yapılırsa yapılsın, denetimsiz atıkların; bunlardan sızan asit maden drenajının; baca kalıntılarının; yörede yapılacak bir tarama ile elde edilecek sağlık kayıtlarının; yapı kalıntılarının; işçilere ilişkin eşya ve öteki anı gereçlerinin; yayınların; fotoğrafların; bugün ve yakın geçmişte çekilmiş ve çekilebilecek video kayıtlarının; vb.’nin bir kapalı ve açık hava müzesinde toplanması yerinde olacaktır. Bunun, ülkede ve ülke dışında yeterince tanıtılması durumunda oldukça ziyaretçi bulacağı kuşkusuzdur. Böyle bir müzenin kamp olanakları, yaz okulu düzenlemeleri, sempozyum ve seminer örgütlenmeleri, vb desteklemelerle daha çok ilgi görebileceği de kuşkusuzdur.

Balya’nın madenciliğe yönelik turizm gizili olumlu yönü ile de değerlendirilebilir. Balya’da, korunmamalarına karşın bugün bile varlıkları sürmekte olan çeşitli madencilik yapıları oldukça ilginç ve pitoresk bir ortam oluşturmaktadır. Bacalar, ocaklar, pasa yığınları, dekovil hatları, zenginleştirme işlemlerinin yapıldığı yapı kalıntıları, gaz tünelleri, bacalar, yönetim yapıları, vb. tipik bir eski madencilik tesisinin görülmesi ve o yaşantıların algılanabilmesi için oldukça çekici bir koleksiyon oluşturmaktadır. Üstelik, yer yer antik ya da Roma döneminden kalma madencilik yapı ve araç gereç kalıntılarının da bulunabilmesi, bu sergilemeyi daha da zengin kılabilir. Yöre bu amaçla madencilik arkeolojisi yapmak için de oldukça elverişli durumdadır. Bunlar bulundukça ve sergilendikçe, “Balya Madencilik Müzesi ve Sit Alanı” çok daha çekici duruma gelecektir.

Yeniden madencilik yapılacaksa, bu araştırma ve sergileme amacını engellemeyecek düzenler kurulması ve önlemler alınması da göz ardı edilmemesi gereken bir görevdir.



(Tarımsal) Yeniden Kalkınma
Yörenin yeniden kalkınmasında olası bir madencilik çalışmasının önemli yeri olacağı kuşkusuzdur. Ancak, maden yataklarının sonlu, bu işletmelerin de çok uzun olmayan ömürlü oldukları açıktır. Balya’nın, hele 1939’dan sonra yaşananlar anımsandığında, madenciliğe dayalı sürekli bir ekonomik yaşamı düşlememesi gerekir. Madencilikten sağlanacak kaynaklarla Balya’nın yöresel olarak sürdürülebilir bir kalkınma ve bunun için de ekonomik çeşitliliğe dayalı bir yeniden kalkınma atılımı planlanmalıdır.

Bugün için, böylesi bir kalkınmada yönelinebilinecek tek alan tarımdır. Gelecekte, Adencilik eşliğinde bazı küçük sanayi tesisleri; giderek, küçük ölçekli endüstriler de bu yöreye çekilebilir, kuşkusuz. Ancak, bugün için bunları yöreye çekecek herhangi bir özendirici etkenin varlığından söz edilemez.

Tarım, desteklenerek, güçlendirilerek, iyileştirilerek yeniden kalkındırılması için yörenin bel bağlayabileceği hazır ve değerlendirilebilir bir olanaktır. Bu nedenle, tarımsal alanda var olan olanaklar ve yapılabilecekler konusunda Dev Maden Sen için hazırlanan metin önem taşımaktadır.

Görünüşe göre, yöredeki tarım açısından toprak varlığı, toprak ve su kirliliği ve bitki varlığı haritaları bulunmamaktadır ve kısa gözlemlerle edinilebilecek izlenimlerin ötesinde verilecek kararların böylesi ayrıntılı ve ciddi veri derlemelerine dayandırılması gerekecektir. Bundan sonra, yörenin değişik kesimleri için en uygun bitki ve tarım türleri ve biçimleri planlanabilir.

Böyle bir planlama sonrasında ve hele yöredeki kirlilik kaynakları işlenip iyileştirildikçe yörenin tarım toprakları sürekli yükselen biçimde değer kazanacak ve sermaye hareketlerine ve mülkiyet aktarmalarına da konu olabilecektir. Yörenin tarımsal topraklarının bir kez daha talan edilip, zarar görmemesi için bu tür devirlerin de göz önüne alınabileceği bir mülkiyet ve dayanışma çatısının oluşturulması; halen yörede yaşayan ve geri göçebilecek Balya’lıların varlık ve egemenliğini aksatmayacak, arazinin tek elde toplulaşmasına fırsat vermeyecek, sürdürülebilir güçlülükte ve küçük işletmeleri ayakta tutabilecek bir mülkiyet yapısını destekleyecek destek ve dayanışma yapılarının oluşturulması gerekecektir.

Bu sağlanabildiğinde, yörenin yeniden kalkınması için büyük bir güç sağlanabileceği gibi, bu kalkınma süreklilik te kazanabilecektir.



Değerlendirilebilir Kaynaklar
Böylesi bir yeniden kalkınma çabasında değerlendirilebilir en önemli kaynak, Balya’nın konumu ve topraklarıdır. Açıkçası Balya, şimdilik toprak ve doğa talanı için çok çekici olmayan bir konumdadır. Ülkenin ve hatta bölgenin kıyı kesimlerinde olduğu gibi ikinci konut, otel ya da yazlık yapımına yönelik bir arazi talanını Balya’da görmek, gelecek için de pek olası değildir. Aynı şekilde, yayla yapılaşması, kırsal bölgelere taşan ikinci konut modası, vb süreçler de henüz burası için söz konusu değildir. Bütün bunlara karşı burada, doğal ortam olarak ta yaşama elverişli, çekici güzellikte ve toprak, su ve atmosferik koşullar açısından da, madenciliğin bıraktığı kalıtlar giderilebilirse, oldukça varlıklı bir ortam bulunmaktadır.

Çevredeki orman ve ağaç örtüsü korunur, desteklenir ve yenilenirse yörenin iklimini de yaşama ve tarım açısından çok elverişli tutabilecek bir olanaktır.

Bu çevre koşullarında Balya yöresinin en önemli kaynağı tarımsal topraklarıdır. Gerek hayvancılık ve gerekse bitki açısından bu kaynağın değerlendirilebilir ve henüz tüketilmemiş olduğu açıktır.

Bu kaynağın değerlendirilmesinde ilk itkileri, ilk yatırımları sağlayacak finansal kaynağın da, Balya’nın öteki zenginliğinden, maden yatağından sağlanabilmesi olanaklı görünmektedir. Bu başarılabilirse, tarımsal alanda sürdürülebilir ve gönenç getirici atılımlar yapılması olanaklı olacaktır.

Dışa göçler nedeni ile nüfusu ne kadar azalmış ve özellikle işgücü niteliği taşıyan yaş aralığında tükenme noktasına varılmış olsa da, Balya’dan göçmüş olan nüfusun yöreye ilgilerinin sürdüğü ve halen geri dönebilir olduğu da en çok dile getirilen hususlardan biridir. Böyle ise, yörenin yeniden kalkınmada dayanabileceği son kaynak ta Balya’lıların geri dönme gizilidir. Böyle ise, izlenecek yolun da bunu çekici kılacak ögelere dayanması düşünülmelidir.

Balya’yı Aşan Kirlenmenin Sağlayacağı Destek Olanakları
Tasarlanabilecek kirlilik kaynaklarının temizliği, maden yataklarının yeniden işletilmesi ve toplumsal yeniden kalkınma programlarının dış destek görmesi, özellikle de başlangıçta büyük önem taşımaktadır.

Bunun sağlanması için en umut verici yanlardan biri, sorunun Balya’nın sınırlarının ötesine taşmış olması, Koçacay’ın sulamada kullanıldığı Gönen-Manyas havzası, Manyas Gölü ve Manyas Barajı için de yadsınamaz bir tehdit oluşturmasıdır.

Bu durum, bu yönde oluşturulacak kampanyalarda hem kamuoyunun ve hem de bir ölçüde kamu yönetiminin desteğini çekmekte güvenilebilecek bir olanaktır.

Öte yandan, tartışılan sorunun sorumlusunun tarihte kalmış, yabancı ve bu gün ortalıkta yok görünen, medyayı yöneticileri kamuoyunu yanlış koşullandırabilecek durumda olmayan bir şirket oluşu da yurt içi dış destek sağlama olanaklarından yararlanmayı kolaylaştıran bir etkendir.



KISITLAR
Yukarıda açıklanan sorunların, değinilen olanaklardan yararlanılarak çözümü doğrultusunda oluşturulacak programların bazı kısıtlamalar, engeller, baltalamalarla karşılaşılması da hiç şaşırtıcı olmamalıdır. Toplumsal deneyimlerimiz, bugünkü rol dağılımı ve çalışma alışkanlıklarının beklenmedik an ve durumlarda böylesi kısıtlarla karşılaşılabileceğini göstermekte ve buna hazırlıklı olunmasını gerektirmektedir.

Kirletici Atıklar
Bu kısıtlamalardan biri toplumsal değil, maddidir. Yörede yaklaşık 40+60 yıldır süren kirle(t)nma süreci, amaçlanacak tarımsal kalkınma uygulamalarının önünde önemli bir engel oluşturacak olan toprak kirlenmesi ve bitki dejenerasyonunu kalıt bırakmıştır.

Bugünkü durumlarıyla, Maden ve Balya Derelerindeki atık yığınlarının üzerinde bir tarım yapılması düşünülemez. Bu yığınlar bir şekilde örtülüp buraları tarıma açılsa bile alttaki yığının AMD üretimi ve ağır metal saçımı sürecektir. Böyle bir uygulama yalnızca atık yığınlarının üstlerinin tarıma açılması; ancak, yörenin bütününü etkileyen kirlilik sürecinin büyük ölçüde sürmesinden daha öteye gidemeyecektir.

Öte yandan, yörenin bütününde sular ve rüzgar etkisi ile bir ağır metal birikiminin oluştuğu, bunun yaygın ve ileri bir düzeye geldiği açıktır. Bu nedenle, yörenin hemen bütününde tarımsal toprak ve bitki varlığının bu kirlilikten arındırılmasını da göz önüne almayan bir tarımsal yeniden kalkınma çabası etkisiz olabilecektir.

Bu kirliliğin, yöreye yeniden nüfus ve yatırım çekmeye de itici, caydırıcı bir etkisi olacağı kuşkusuzdur.

Bu nedenlerle, bir kalkınma planlamasının, uygulama programının ve bir yol haritasının ilk hedefi ve ilk adımı bu kirliliğin önce kısıtlanması, sonra daraltılması ve sonunda ortadan kaldırılması olmalıdır.

Maden Yasası ve Uygulamaları
Bu yöndeki bir atılımın en önemli ögesi, atıklar ve maden yatağının yeniden işletilmesi olduğuna göre bunun önündeki en önemli kısıtlamalardan bir de Maden Yasası, ilgili mevzuat ve bu alandaki bürokrasinin uygulamaları olabilir. Önceki bölümlerde değinildiği gibi Balya Belediye Başkanlığı ile Maden İşleri Genel Müdürlüğü arasındaki yazışmalar, ilgili bürokrasinin hiç te yapıcı davranamadığını örneklemektedir. Gelecekte de, hele böylesi bir işletmenin kaynak üretebilirliği ortaya çıkarsa, MİGM’nün kâr ve çıkar güdüsü ile davranacak kuruluşlarına karşı koyabilmesi beklenmemelidir.

Oysa, bu maden yatağının yeniden ve Balya’nın dışından ticari amaçla kurulmuş bir özel şirket eli işletilmesi beklentilerin hiç birine yönelik bir sonuç üretemez. Böylesi bir işletme eski atıkların ıslahını ancak kârlı olduğu kadar yapar; daha fazlası bu işletmeye dayatılamaz. Böyle bir işletme, yeraltındaki kaynakları sonuna kadar, bütün olanaklarıyla değerlendirmeye zorlanamaz; bu işletmenin seçeceği “cut off grade” (işletilebilir en düşük tenör düzeyi) işletmenin kendi iç fizibilitesinin gereklerini ve şirketin kârının en çoklaştırılmasının gerektirdiği kadar seçilir. Yine böyle bir işletmenin yaratacağı kaynakların, artı değerin yörenin yeniden kalkınmasında kullanılması istenemez. Ürettiği artı değeri bu yörede yeni yatırımlarda kullanması bile bu şirketin kendi karar düzenine ve kazanç güdülerine bağlı olacaktır.

Bu nedenle, ilgili bürokrasinin bir yolla ikna edilip bu sahadaki yeni bir işletmenin çok özel koşullara sahip olmasını sağlayacak bir uygulama yapılmasının sağlanması gerekecektir.

Ne yazık ki, ne yürürlükteki yasada ve ne de hazırlanan değişikliklerde, dünyanın pek çok maden yasasında bulunan, maden yataklarının yöresel kalkınma yolunda değişik örgütlenme biçimleri ile kolektif olarak işletilebilmesine; ya da , bu uğurda kamulaştırma ya da stratejik çalışma alanı olarak ayrılmalarına olanak sağlayan kurallar bulunmamaktadır. Yakın bir gelecekte bu yönde bir değişikliğin olabileceğini ummak için de bir ışık görülmemektedir. Bu nedenle, bu yasal koşulların sınırladığı alanda ona uyularak şirketler eli ile, belki bazı siyasal ve bürokratik desek ve kayırmalar ve kamuoyu baskısı ile kâr güdülü kuruluşları uzak tutarak Balya madenlerine sahip çıkılabilir.



Bürokrasi
Yapılacak araştırmalar, alınabilecek önlemler ve yeniden örgütlenmeler konusunda en ciddi ve aşılması güç engellemelerin bürokrasiden kaynaklanacağından kuşku duyulmamalıdır. Bunu öngörebilmek için, Balıkesir Valiliği’nin 13.07.2001 tarihli yazı59 ile İTÜ Rektörlüğü’nün “31.07.2001” gününe kadar bilgi vermesini “rica etmesi”nin altında yatan anlayışı görmek yeter. Hızlı düşünüp hızlı işlem yapmaya alışkın olduğu anlaşılan bu Valilik, İTÜ Rektörlüğü’ne 18 gün veriyor ve orayı astı gibi görüp bilgi verilmesi için gereğini rica ediyor. Bu biçime ilişkin yan. Ancak, yazışmanın içeriği daha da vahim. Valilik, İTÜ Rektörlüğü’nden bilim insanlarının neden Balya’da araştırma yaptıkları ve basına neden karşılaştıkları tehlikeli atıklardan ötürü yöre halkının tehdit altında olduğunu açıkladıklarını soruyor! Tehditin varlığı ya da yokluğu değil, bunun basına açıklanmış olması Valiliği yukarıdaki biçim kabalıklarına itiyor. Oysa, aynı Valiliğe bağlı makamların yörede daha önce yaptığı çalışmalar, işlemler ve yazışmalardan ötürü bu tehdidi zaten biliyor olduğu kuşkusuz. Dahası, Valilik bu sorundan habersiz olsa 9 Eylül 1997 günü Bergama Köylüleri’nin Balya’yı ziyaretini jandarma dayağı ve dipçikle neden engellemiş olsun. Merkezi kamu otoritesinin yerel temsilciliği yöreyi sahiplenmek, çözümler üretilmesine öncülük etmek bir yana, yalnızca bu konudaki bilgilerin yayılmasının izleyicisi oluyor.

Bu anlayışın yaygın ve kolay kolay giderilemez olduğunu ülkemizdeki bir çok örneğinden bilmekteyiz. Bu nedenle, Balya’da yeniden toplumsal kalkınma doğrultusunda yapılacak her girişimde böylesi engeller yaşanacağından da hiç kuşku duymamak gerekir.



ÖNERİLER
Örgütlenme
Buraya kadar aktarılan bilgiler ve yapılan değerlendirmeler, Balya’nın çevre ve insan sağlığı ve yoksullaşmaya ilişkin sorunlarının çözümünün yukarıdan ya da dışarıdan sağlanamayacağını açıkça gösteriyor. Bu yöndeki çabalara dışarıdan destekler de bulunacak, köstekler de çıkacaktır. Ama, bu yönde bir öncülüğün ancak Balya içinde oluşturulması gerekecektir.

Balya’daki nüfus yapısı girişimci, yatırımcı, atak kadrolara şimdilik sahip görünmüyor. Böyle ise, bu zaafı da göz önüne alıp dış desteği sonuna kadar değerlendiren; göçle uzaklaşmış Balya’lıların katkılarını sağlayan; ulusal ve uluslar arası kurumların olanaklarını Balya’ya yönlendiren; ama Balya’lıların karar ve denetimini olabildiğince sürdüren ve koruyan yeni bir örgütlenme biçimini yaşama geçirmekten başka bir çıkar yol görünmüyor.

Bunun değişik biçimleri olabilir ve kuşkusuz işe yarayacak tüm örgütlenme biçimlerinden de yararlanmak gerekir. Bu amaçla, tarımsal kalkınma kooperatifleri, üretim ve tüketim kooperatifleri, dağıtım ve pazarlama kooperatifleri, esnaf ve sanayici örgütleri, çok ortaklı şirketler, araştırma enstitüleri, vakıflar, vb örgütlenme biçimleri ayrı ayrı, ama en iyisi eşgüdüm içinde kullanılması gereken araçlar olacaktır.

Burada gözetilmesi gereken en önemli husus, bu farklı örgütlerin aynı hedefe yönelik ve eşgüdüm içinde çalışmalarında zaafa uğramamalarıdır. Başlangıçta bu konuda bir sorun çıkmayabilir. Ancak, çalışmalar ilerledikçe, yeni kazanç alanları belirmeye başlayıp çıkar gruplaşmaları oluştukça, bazı sorunların çözümünde güçlüklerle karşılaşılıp umutsuzluklar doğunca böylesi bir eşgüdümü ve aynı hedefe yönelik ortak hareket etmede birlikteliği korumak güçleşebilir. Bu nedenle, karar düzeninde ağırlığın olabildiğince merkezi ve ancak, demokratik işleyen bir yapıda toplanması yaşamsal önem taşıyacaktır.



Vakıf
Bu günkü yasal koşullarda, yukarıda sıralanan gerekleri yerine getirebilecek ve kolay kolay çözülmeyecek tek örgütlenme biçimi bir Vakıf örgütlenmesi olabilir.

Böyle bir örgütlenme daha kuruluşunda halen burada yaşayan ya da göç etmiş ama ilgisini sürdüren Balya’lılar tarafından kurulur ve gelecekte de kuruluş ve yönetimi sapma ve bozulmalara karşı korunabilir. Kuruluşta, buna yerel esnaf, tarımcı ve sanayici örgütler, ulusal ölçekte benzer ve çevre koruma örgütlerinin kurumsal olarak ve bilim insanlarının da kişisel olarak katılımları sağlanabilir. Bu şekilde kurulan bir vakıf kendisine Balya ve yöresinin toplumsal kalkınmasını hedef alabilir. Bu Vakıf, örneğin “Balya Toplumsal Yeniden Kalkınma Araştırma ve Destek Vakfı” amacına yönelik olarak aşağıda sıralanan ve daha çoğaltılabilecek çalışmaları yapar ve destekler :

Balya ve yöresinin doğal ve ekonomik olanaklarının araştırılması;

Balya ve yöresinin toplumsal yeniden kalkınması için Bölge Planları hazırlanması;

Balya ve yöresinde arkeolojik ve tarihsel araştırmalar;

“Balya Madencilik Müzesi” kurulması ve işletilmesi

Balya ve yöresinde kirlilik inceleme ve izleme enstitüsü ve laboratuar kurulması;

Balya ve yöresinde tarımsal araştırma, planlama ve destekleme;

Balya ve yöresinde toplumsal tarih yazımı;

Balya ve yöresinde kooperatifçilik araştırma ve destekleme;

Balya ve yöresinde bilimsel araştırma fonları oluşturma ve kullandırma;

Balya ve yöresinin insan gücü gereksinimini sağlamaya yönelik öğrenci bursları;

Balya ve yöresinin toplumsal yeniden kalkınması için ticari şirketler kurulması; vb.

Vakıf bu alanlardaki çalışmaları sırasında ulusal ve yurtdışı destekler ve kaynaklar arayıp, kullanabilir; sponsorlar bulabilir; sermaye sağlanmasında örgütleyici olabilir. Çalışmalar ilerledikçe artan kaynaklarıyla daha ileri girişimlerde bulunabilir.

Özellikle de, bu Vakıf öncülüğünde kurulacak şirketler Balya’nın kalkınmasındaki girişimcilik ve etkinliğin kâr güdümlü yabancı şirketler yerine, Balya’nın kalkınmasını ve bunun getireceği gönenci paylaşmayı hedefleyen Balya’lıların eli ve erkinde kalmasını sağlar.

Bu amaçla örgütlenecek böylesi bir vakıf, kuruluş aşamasında da siyasal erkte ve bürokraside az çok sevimli karşılanabilir ve daha az güçlükle karşılaşabilir.



Şirketleşme
Vakıf öncülüğünde denenebilecek bir yeniden kalkınma girişiminde en önemli araçlar Vakıf eli ve öncüğü ile kurulan ticari şirketler olacaktır. Bunlar, Balya’lıların katılacağı çok ortaklı şirketler olabileceği gibi ulusal ve yabancı sermaye ile ortaklıklar da yaparak Balya’ya kaynak aktarabilir. Ticari şirket statüleri ile çalışmalarında esnek davranabilecekleri geniş bir alan bulabilirler. Bu şirketler, ormancılık, tarım, madencilik, ticaret ve başka bir çok konuda çalışabilir. Sonuçta her biri kendi kârlılıklarını gözeten birer ayrı birim de olsa, sonuçta tümünün ortak güdüsü Balya’nın yeniden kalkınması olacaktır. Bu şirketlerin sermaye yapıları, üretilen artı değerin yine Balya’da değerlendirilmesinin bir güvencesi olacaktır.

AB Desteği
Balya örneği, Avrupa’da sınırlı sayıda; ancak, ABD ve Kanada’da çok sayıda tükenmiş ya da terk edilerek birden kapanmış maden işletmesinin çevresinde bulunmaktadır. Bunların çevreye zarar vermeyecek şekilde temizlenebilmeleri için büyük kampanyalar açılmakta, kaynak gereksinimleri öngörülmektedir. Ne var ki, bunlardan başarılı biçimde temizlenen bir örnek henüz yoktur. Üstelik, bunların yöresel bir yeniden kalkınma çabası içinde deneneni de yoktur. Yukarıda önerilen yol izlenebilirse bu dünyadaki yaygın ve üzerinde çok durulan bir sorunun çözümünde özgün ve öncü bir proje olacaktır.

Bu yanı ile, Balya’nın Toplumsal Yeniden Kalkınması Projesi dünyada da önemli bir ilgi görebilir ve destek bulabilir. Sorunun kaynağının Avrupalı eski bir şirket oluşu da Avrupa ve Avrupa Birliği kurumlarında ilgi ve destek görmek yolunda kullanılabilir. Özellikle çevreye yönelik araştırma ya da toplumsal kalkınma projelerine Avrupa Birliği’nce kaynak sağlayan çok sayıda program olduğu bilinmektedir.

Balya için yukarıda önerilen çalışmaların, özellikle de ilk aşamalarında bu tür kaynaklardan destek bulması; Avrupa’lı sivil toplum örgütleri ve araştırma kurumlarınca desteklenmesi; giderek, bir dayanışma kampanyası ile önemli nicelikte bir gönüllü katılımın sağlanması olanaklı görülmektedir.

Bunun sağlanabilmesi, ciddi, ayrıntılı ve tutarlı bir ön hazırlık ile kolaylaşabilir. Bunun için de, Balya Belediye Başkanlığı ve örneğin Dev Maden Sen’in öncülüğünde yürütülecek bir araştırma, düşünsel üretim ve projelendirme çalışması yapılabilir ve önemli bir adım olur.

Bu konuda Avrupa Birliği mevzuatı, AB ile uyum, çevre koruma ve toplumsal kalkınma konularında çalışmakta olan çok sayıda STÖ ve kişiden de önemli bir destek alınabileceği umulmaktadır.

Hukuksal İzleme
Savsaklanmaması gereken bir husus ta, Balya’nın bugünkü sorunlarının sorumlusu olabilecek bütün yabancı ve yerli şirketlerin, kamu kurum ve kuruluşlarının ve yetkililerin sorumlulukların hukuksal yolla izlenmesi ve her düzeyde dava konusu edilmesi olacaktır.

Bu çaba, bir yandan sorunların çözümü için gerekecek olan maddi kaynakların bir bölümünün alınması olası tazminatlardan karşılanması olanağından ötürü; bir yandan, yukarıda önerilen toplumsal yeniden kalkınma programının uygulanmasında engel çıkaracak olanlar üzerinde caydırıcı etkisi olması umudu ile; ve bir yandan da, ülkenin başka yerlerinde böylesi sorunlar yaratabilecek girişimlerde bulunanlara karşı uyarıcı olması için gerekli ve önemlidir.

Bu amaçla, kurulacak Vakıf’ın hukukçuları Balya’daki sorunlardan zarar görenler adına dosyalar hazırlanıp davalar açılabilir.

Bu hukuk savaşı, elde geldiği ve olabildiğince medya desteği sağlanıp kamuoyuna mal edilerek yürütülmelidir.

Bunun için de, ciddi bir halkla ilişkiler desteği alınması yerinde olacaktır.

Yol Haritası
Buraya kadar açıklanan bilgiler, değerlendirilen sorun ve çözümler ve önerilen program ve örgütlenmeler, hiç değilse yazara göre, gerçekçi ve uygulanabilir görünmektedir. Böylesi uzun soluklu ve çok boyutlu bir programın başarısızlık için de çok sayıda nedeni ortaya çıkacaktır. Bunların aşılması çok iyi düşünülmüş; her aşamada yeniden düzenlenen; ve titizlikle uygulanan bir “Yol Haritası”, bir “Eylem Programı”nı izlemekle güvence altına alınabilir.

Böyle bir yol haritası, bu metnin sonunda da önerilebilirdi. Ancak, bu satırların yazarı henüz sağlık ve tarım konusunda hazırlanan raporları görmemiş olduğu, konunun önemli bir bileşeni olan maden mühendisleri ile ortak bir değerlendirme olanağı bulunamamış ve özellikle de en belirleyici taraf olan Balya’lılarla bu öneriler paylaşılmamış olduğu için böyle bir “Eylem Programı”nın burada önerilmesi bir fantezi düzeyinde kalır ve belki de sonraki tartışmaların akışını zedeler kaygısı ile bundan kaçınılmıştır.



Bu değerlendirmelerin daha geniş çerçevede çok daha geliştirileceği ve Balya’nın yeniden kalkınacağı umudu ile!


1 Kırmızıtaş, A., 2003, Balya hakkında notlar, TMMOB JMO

2 Koç, T., 2001, Balya Çevresinin (Balıkesir) Jeomorfolojisi, syf. 1-16

3 Akyol, Z.,1977, Balya Madeni Civarının Jeolojisi, Jeoloji Mühendisliği Dergisi, Ekim 1977, syf. 19-27

4 Akyol, Z., 1980, Balıkesir, Balya, Arı-Orta Sahası Pb-Zn-Cu Cevher Yatağı Maden Jeolojisi ve Rezerv Çalışmaları, MTA Rap. No 6973

5Kanpolat, İ. ve Cengiz, E., 1985, Balya (Balıkesir) Kurşun-Çinko Cevher Yatağı Ön Fizibilite Çalışması, Bölüm III Madencilik, MTA Rap.

6 Günel, İ., 2002, Bir Tarih Madeni : Balya, Radikal Gazetesi, 21.05.2002

7 Kovenko, V., Balya Kurşun Madenleri(Türkiye), syf. 580-587

8 Akyol, Z., 1978, Balya Madeni ve Atıkları Sorunu, Yeryuvarı ve İnsan, Mayıs 1978, syf. 68-69

9 Balya Belediye Başkanlığı, 1995, Rapor

10 Kırmızıtaş, A., 2003, agn

11 Akyol, Z. 1978, agy

12 Günel, İ., 2002, Bir Tarih Madeni : Balya, Radikal Gazetesi, 21.05.2002

13 Balya Belediye Başkanlığı, 2000, Balyanın Durumu Raporu

14 Kovenko, V.,1940, Balya Kurşun Madenleri(Türkiye), MTA Dergisi, syf. 580-587

15 Akyol, Z., 1981, Balıkesir-Blya Cevherli Sahalarının Jeolojisi, Mineralojisi ve Maden Potansiyelinin Değerlendirilmesi, syf. 163-189

16 Özkol, S., Turak, A.A., Uçurum, M. ve Ulu, E., 1985, Balıkesir-Balya Kısmen Oksitli Kurşun-Çinko Artıklarının Laboratuar Ölçeğinde Zenginleştirilmesi, MTA Rap.

17 Çevre Bakanlığı, 1998, İnceleme Raporu

18 Balıkesir İlÇevre Müdürlüğü İnceleme Kurulu, 22 Eylül 1997, İnceleme Gezisi Rapor

19 İTÜ Maden Fakültesi, 11.01.2002, Balya Belediye Başkanlığı’na gönderilen proje ön raporu

20 Günel, İ., 2002, Zehir İçinde Bir Yüzyıl, Radikal Gazetesi, 22.05.2002

21 Pennsylvania Department of Environmental Protection, Bureau of Abandoned Mine Reclamation, 2001, The Science of Acid Mine Drainage and Passive Treatment,

22 Durkin, T.V. and Hermann, J.G., 2001, Focusing on the Problem of Mining Wastes : an Introduction to Acid Mine Drainage, presentation at “Managing Environmental Problems at Inactive and Abandoned Metals Mine Sites”, EPA Seminar Publication no. EPA/625/R-95/007

23 Rossman, W., Wytovich, E. and Seif, J.M., 1997, Abandoned Mines-Pennsylvanias Single Biggest Water Pollution Problem

24http://www.inap.com.au/inap/homepage.nsf/webpages/What+is+Acid+Drainage?opendocument, Glossary of Acid Mine Drainage

25 EPA, 1994, Acid Mine Drainage Prediction, Technical Document, EPA530-R-94-036

26 Guo, W., and Cravotta, C.A., 1996, Oxygen transport and pyrite oxidation in unsaturated coal mine spoil, p.3-14, in : “Proceedings, Thirteenth American Society for Surface Mining and Reclamation Meeting”, May 1996, Knoxville, TN.

27 Yersiz, N.N. ve Yavuz, C.T., 1998, Teknik İnceleme ve Analiz Raporu, Çevre Bakanlığı

28 Aykol, A.., 07.08.2001, Prof Aykol’un Balıkesir Valiliği’ne karşı yazısı

29 Günel, İ., 2002, Zehir İçinde Bir Yüzyıl, Radikal Gazetesi, 22.05.2002

30 Prof Dr Atilla Aykol ile sözlü görüşme (Ekim 2003)

31 Yersiz, N.N. ve Yavuz, C.T., 1998, agr

32 Oygür, V., 2000, Altın Madenciliğinde Siyanür Kullanımı, Jeoloji Mühendisliği, 24-1

33 Oygür, V., 2000, agy

34Mudder,T.and Smith,A.,1994,An environmental perspective on cyanide, Mining World News,v.6, no.9

35 Associated Press, February 9, 2000

36 Moran, R., 1998, agy

37 Topuzoğlu, A.. 1999, Balıkesir-Balya Yöresi Kurşun-Çinko Madeni Atık Alanı Ykınıda Bulunan Kadıköy Yerleşiminde Kronik Hastalıkların Dağılımı ve Kanser Ölümlerinin Araştırılması, Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı

38 Moran, R., 1998, agy

39 Okuyan, Z.A. ve Şahin, Ü., 2001, agy

40 Bu da yörede önemli bir araştırma konusu olarak sahiplerini beklemektedir.

41 Barsbey, B., 1999, TMMOB Balıkesir İKK, Balya Gezi Notları

42 Çevre Bakanlığı, 1998, İnceleme Raporu

43Ovalıoğlu, R., 1967, Balya Kurşun Madeni Civarının Jeolojisi ve Yeni maden İmkanları, MTA Rap.

44Topuzoğlu, A.. 1999, Balıkesir-Balya Yöresi Kurşun-Çinko Madeni Atık Alanı Ykınıda Bulunan Kadıköy Yerleşiminde Kronik Hastalıkların Dağılımı ve Kanser Ölümlerinin Araştırılması, Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı

45 Günel, İ., 2002, agy

46 Bozbeyoğlu, F., 2003, JMO Balya Araştırma Notları

47 Akyol, Z., 1981, agy

48 Akyol, Z., 1976, Balıkesir-Balya Pb-Zn-Cu’lı Cürufların tenör ve Rezerv Hesaplamasına Yönelik Ön Çalışma Raporu, MTA Rap.

49 Kurum, M., 1980, Balıkesir-Balya Kısmen Oksitli Kurşun-Çinko Jig Artıklarının Laboratuar Ölçeğinde Flotasyonla Zenginleştirme Çalışmaları Ara Raporu, MTA Rap.

50Özkol, S., 1980, Baklıkesir-Balya Kısmen Oksitli Kurşun-Çinko Flotasyon Artıklarının Laboratuar Ölçeğinde Flotasyon Zenginleştirme Çalışmaları-Ara Rapor III, MTA Rap.

51 Özkol, S., 1981, Balya 5 nolu Flotasyon Artığı ve Jig Artığının Flotasyonla Çinko ve Pirit Yönünden Zenginleştirilmesi Çalışmaları, MTA Rap.

52 Akyol, Z., 1980, Balıkesir-Balya Arı-Orta Sahası kurşun-Çinko-Bakır Cevher Yatağının Jeolojisi ve Rezerv Çalışmalarına Yönelik Rapor, MTA Rap. No 6973

53Ovalıoğlu, R., 1967, Balya Kurşun Madeni Civarının Jeolojisi ve Yeni maden İmkanları, MTA Rap.

54 Akyol, Z., 1980, agr

55 Balçık, A., Kurul, A., Tufan, A., Tüzün, R. ve Tüzün, D., 1981, Balya Madeni-Hastanetepe ve Sarısu Sahası Jeoloji Raporu, MTA Rap. No 7327

56 MTA, 1984, Balya (Balıkesir) Kurşun-Çinko Cevher Yatağı Ön Fizibilite Çalışması

57Kanpolat, İ. Ve Cengiz, E., 1985, Balya (Balıkesir) Kurşun-Çinko Cevher Yatağı Ön Fizibilite Çalışması, Bölüm III Madencilik, MTA Rap.

58 Skousen, J., Rose, A., Geidel, G., Foreman, J., Evans, R., Hellier, W., and members of the Avoidance and Remediation Working Group of the Acid Drainage technology Initiative (ADTI), 1998, Handbook of Technologies for Avoidance and Remediation of Acid Mine Drainage, The National Mine Land reclamation Center, West Virginia University

59 Balıkesir Valiliği Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü, 13.07.2001, İTÜ Rektörlüğü’ne yazı

1   2   3   4   5


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©kagiz.org 2016
rəhbərliyinə müraciət