Ana səhifə

Arkadaslar merhaba


Yüklə 46.07 Kb.
tarix22.06.2016
ölçüsü46.07 Kb.
Arkadaslar merhaba

8.10.2009 tarihli mesclis gorusmesinde Ulukisla ile ilgili baslayan ve siyanurlu altin madenciligi ile ilgili ifadelere de giren bazi aciklamalar yapildigini duymustuk. tutanagin ilgili bolumu eklidir.


http://www.tbmm.gov.tr/tutanak/donem23/yil4/ham/b00401h.htm
8 Ekim 2009 Perşembe

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 15.03

BAŞKAN: Başkan Vekili Nevzat PAKDİL

KÂTİP ÜYELER: Yusuf COŞKUN (Bingöl), Yaşar TÜZÜN (Bilecik)

------ 0 ------

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 4’üncü Birleşimini açıyorum.

Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.

...

Gündem dışı ikinci söz, Niğde ilinde Ulukışla ilçesi ve köylerini etkileyecek siyanürle maden arama faaliyetleri hakkında söz isteyen Niğde Milletvekili Mümin İnan’a aittir.



Sayın İnan, buyurun efendim. (MHP sıralarından alkışlar)

...


MÜMİN İNAN (Niğde) – Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım; Niğde ilimizin Ulukışla ilçesinde Bolkar Dağlarında siyanürle altın aranmasıyla ilgili gündem dışı söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygı ve sevgiyle selamlıyor, Meclisimize yeni dönemin hayırlı olmasını Cenabı Allah’tan temenni ediyorum.

Uzun bir vadi içinde kurulan Ulukışla ilçemizde, köy ve beldeleriyle birlikte 30 binden fazla insan yaşamaktadır. En büyük geçim kaynağı tarım, hayvancılık, yayla ve dağ turizmi ile E-90 kara yolu üzerindeki işletmelerdir.

Bu bölge, tabiat güzelliği bakımından ülkemizin ender yörelerinden birisidir. Bolkar Dağlarının zirvesindeki doğal göllerle, sadece bu göllerde bulunan canlı türleriyle, dünyanın dört bir yanına ihraç edilen son turfanda kirazlarıyla, Çiftehan kaplıcalarıyla, ülkemizin her tarafında içme suyu olarak satılan doğal kaynak sularıyla bünyesinde bütün tabii güzellikleri barındırmaktadır.

Ayrıca, Türkiye'nin en yoğun trafiğini taşıyan, günlük 18-20 bin adet araç kapasitesiyle ortalama 100-150 bin vatandaşımıza bölgenin havasını teneffüs ettiren E-90 kara yolu bu vadiden geçmektedir.

Bölgenin özelliklerine ve yöre halkının ısrarlı karşı çıkmasına rağmen, bir şirketin Bolkar Dağlarında siyanürle altın arama ve işletmeye yönelik çalışmaları, bölgede yaşayan vatandaşlarımızı büyük bir kaygı ve endişeye sevk etmiştir.

Şirketin işletmeyi önce Bolkar Dağlarının zirvesindeki Maden köyüne yapacağını açıklaması, daha sonra da bu bölgede kuracağı işletmenin çıkaracağı zehirli ve öldürücü atıkların bölgenin yer altı sularına karışacağına yönelik verilen bilimsel raporlar sonucu, işletmeyi bu kez aynı bölgedeki Porsuk ve Hasangazi köylerine taşımaya karar vermesi, siyanür atık havuzu olarak kullanılmak üzere de Porsuk sulama göleti için kamulaştırılan araziyi il özel idaresinden satın alması bölgede yaşayan vatandaşlarımızın şiddetli tepkilerine neden olmuştur. Maalesef, iktidar partisine mensup Niğde İl Genel Meclisi üyeleri ve Niğde Valiliği yöre halkının tepkilerini dikkate almayarak maden şirketi lehine kararlar almışlardır.

Bölgede yaşayan vatandaşlarımız, “ÇED İçin Halkın Katılımı” toplantısını boykot ederek, Maden köyünde geniş katılımlı miting yaparak, binlerce imza toplayıp “Siyanürlü altın işletmesi istemiyoruz.” diyerek Valilik ve ilgili yerlere müracaat ederek, ihalenin iptali için Niğde Valiliği önünde gösteri yaparak, E-90 kara yolunu kesip bir süre trafiğe kapatarak siyanürlü altın arama faaliyetine topluca tepkilerini diye getirmişlerdir. Vatandaşlarımızın bu tepkilerine rağmen tesis için sulama gölet alanı altın madeni şirketine satılmıştır.

İhaleden önce Niğde Valiliğinin girişimleriyle Ulukışla yöresindeki köy ve mahalle muhtarlarını ikna etmek için iktidar partisine mensup il genel meclisi üyeleriyle beraber Bergama’daki siyanürlü altın işletme tesislerine gezi düzenlenmiştir. Bu gezinin masraflarının altın arama şirketi tarafından karşılandığı kamuoyu tarafından bilinmektedir. Arazi ihalesinden önce böyle bir yola başvurulmasının ne derece etik ve hukuki olduğunu sizlerin takdirlerine bırakıyorum. Bu konuda, muhtarlara siyanürle altın arama işine karşı çıkan köylüleri ikna etmedikleri takdirde köylerine kamu hizmeti götürülmeyeceği şeklinde dolaylı tehditlerin yapıldığı yöre halkı tarafından ifade edilmektedir.

Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım; ülkemiz son yıllarda altın şirketleri için çok kârlı bir yatırım alanı hâline getirildi. Bergama’da, Eşme’de, Tunceli’de, Kaz Dağlarında bu acı gerçeği yakından gördük ve yaşıyoruz. Buna karşın, devleti yönetenlerin antidemokratik yönetim anlayışıyla altın madencilerine karşı halkın tepkisini görmezden gelerek tarımsal sulama göleti için geçmişte kamulaştırılan bir araziyi bile bu şirketlerin menfaatine uygun hâle getirdiklerini görmekteyiz.

Doğal yaşama büyük zarar veren, telafi edilemez çevre kirliliğine yol açarak tarım ve hayvancılığı bitirip bölge halkını ekonomik ve sosyal açıdan mağdur eden, tarihî ve kültürel değerleri faydalanılamaz hâle getiren siyanürlü altın madenciliğinin ülkemize bir katkısının olmadığı, tam tersi büyük zararlar verdiği görülmektedir.

Bu durum Ulukışla için de geçerlidir. Ulukışla bölgesinin temel geçimi tarım ve hayvancılıktır. Bölgede kiraz halk için altından çok daha değerlidir. Ulukışla’da üretilen kirazın tamamına yakını yurt dışına ihraç edilmektedir. Kirazın yurt dışından yoğun talep görmesinin en büyük nedeni yörenin toprak, su ve havasıyla, doğallığını hâlâ korumasıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın İnan, konuşmanızı tamamlayın.

Buyurun efendim.

MÜMİN İNAN (Devamla) – Teşekkür ederim.

En küçük çevre kirliliği şüphesi bile kiraz ihracatçılarının bölgeyi terk etmesine neden olacaktır.

Altın madeni işletilmesi istenilen bölgede ortaya çıkacak ekolojik bir felaketin sonucunu sadece Ulukışlalılar değil, aynı zamanda Çukurova bölgesi de yaşayacaktır. Çünkü bu bölge Çukurova bölgesinin su varlıklarının ana kaynağıdır.

Daha geçtiğimiz günlerde İstanbul ve Marmara’da yaşanan sel felaketinin ardından Sayın Başbakanımız on beş yıldır yönettikleri şehirde Ayamama Deresi’nin taşarak felaketlere sebep olmasına “Dere intikamını alıyor.” şeklinde yorum yapmıştır.

Sayın Başbakana siyanürlü altın madenlerinin tahrip ettiği vadiler ve kirletilen dereler intikam almaya başlamadan bu konuda acilen tedbir alınması gerektiğini hatırlatmak isterim.

Başta AB ülkeleri olmak üzere birçok gelişmiş ülke, yarattığı geri dönülemez çevre felaketleri sebebiyle toprakları üzerindeki siyanürle altın işleme yöntemini terk etmiştir. Danıştay kararlarına rağmen bu yöntemi uygulamakta ısrar eden ülkemizin de bundan vazgeçmesi için bir an önce yapısal düzenlemeleri hayata geçirmesi gerekmektedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın İnan, ek süreniz tamamlandı.

MÜMİN İNAN (Devamla) – Çok az…

BAŞKAN – Lütfen, tamamını değil de birkaç cümle söyleyip konuşmanıza son verirseniz sevinirim.

Buyurun.

MÜMİN İNAN (Devamla) – Teşekkür ediyorum efendim.

İnsanlarımız yöneticilerin “Bir şey olmaz, gerekli tedbir alınır.” sözlerine artık güvenmemektedir.

Bu bizi, yarın çocuklarımız ve torunlarımızla beraber gelecek nesilleri tehdit eden ölümcül tehlikeleri ortadan kaldırmaya ve başlamakta olan tehlikeleri engellemeye gücümüz yeter. Ancak tercihlerimizi yüksek kazanç hırsından yana değil tabiattan ve insandan yana koyarak bunu başarabiliriz.

Yöre halkı “Hayati tehlike var ve bu yüksek sesle duyulsun.” istiyor. İnsanlarımız çok kararlı. Bölgeye zehir saçarak ölümcül sonuçlar doğuracağına inandığı bu tesislerin açılmaması için sonuna kadar direneceğini ifade etmektedir. Bu konuda yapılacak çalışmalarda Hükûmetin tercihini kendilerinden yana kullanmasını istiyor.

“İnsan buraya kadar hayatta kaldı çünkü arzularını değiştirebilmek için fazla bilgisizdi. Şimdi, gerçekleştirebiliyorken onları değiştirmek zorunda, yoksa ölüp gidecek.” diyor bir düşünür.

Bu duygularla yüce heyetinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

...
ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Niğde Milletvekili Sayın Mümin İnan’ın gündem dışı söz alması üzerine, Hükûmet adına cevaplamak üzere kürsüye geldim. Hepinizi saygıyla, hürmetle selamlıyorum.

Konu, Niğde Ulukışla ilçe ve köylerini etkileyecek siyanürle maden arama faaliyetleri. Yani kısaca cevap vereyim: Siyanürle maden aramıyoruz. Sürem dolmadığı için devam ediyorum: Siyanür ancak işletmede kullanılabiliyor biliyorsunuz, hem dünyada hem de Türkiye'de. Fakat Niğde Ulukışla ilçesinde Gümüştaş Madencilikle alakalı çok kısa bir hikâyesi var, isterseniz onu kısaca aktarayım: 1998 yılında Eti Holdingten devirle burası alınıyor ve bir kısım şikâyetler üzerine, ilgili muhtarların, Maden köyü Muhtarı Erdoğan Özgüler, Alihoca köyü Muhtarı Yaşar Özçelik’in verdiği dilekçe çerçevesinde arkadaşlarımız gidip yerinde araştırdılar ve bu alanda bir faaliyet olmadığını, bu alana yakın bir mesafede bir şantiye binasının olduğunu gözlemlediler. Bunun üzerine muhtarlarımız, sahadaki madencilik faaliyetleriyle alakalı herhangi bir itirazlarının olmadığının, itirazlarının ancak ileride yapılabilecek altın ayrıştırma işlemleriyle alakalı olduğunun, böyle bir tedirginlik duyduklarının ve aramalarla alakalı bir şikâyetlerinin olmadığının altını çizdiler. Tabii, buraya kurulacak şirketin köylüler için, orada bulunan vatandaşlarımız için bir sıkıntı doğurabileceğini söylediler. Bunun üzerine, oradaki madencilik faaliyetini sürdüren şirketin yetkilisi Sabahattin Sakatoğlu tarafından şöyle bir beyanatta bulunuldu: Tesis yeri olarak seçilen alanın, zaten çalışmalar neticesinde zemin etüdü yapıldığında, böyle bir tesis kurmaya çok müsait olmadığını diplomatik bir dille aktardılar. Çünkü, kendileri, vatandaşa rağmen orada bir faaliyette bulunamayacaklarını, bu madenin, ister altın, ister gümüş, isterse diğer kıymetli madenlerden oluşan herhangi bir maden olsun bunu zaten yapamayacaklarını söylediler.

Diğer taraftan, ilgili diğer bir şirket de, imzaladığı bir yazıyla beraber, maden köyü siyanür liç tesisleriyle alakalı kurmayı planladıkları bu tesisin özellikle bu köyün etrafında kurulmasının uygun olmadığını, şirketin testten sonra herhangi bir siyanürle liç tesisi kurmamaya karar verdiğini, hatta bu tür faaliyetlerini de tamamen kapatacağını belirtti.

Yani, şöyle bir rahatlığımız var: Meselenin teknik yönüne herhangi bir vukufiyetimiz olmaksızın orada madencilik faaliyeti yapılmayacak. Ortada problem de kalmamış oldu.

Değerli arkadaşlar, bir şeye karar vermemiz lazım: Biz, madencilik işine girecek miyiz, girmeyecek miyiz, buna bir karar vermemiz lazım hep beraberce. Madenler, ormanlardan arındırılmış, deltalardan arındırılmış, vadilerden arındırılmış, köylerden çok uzak yerlerde, istediğimiz yerlerde veya şurada madencilik faaliyeti yapalım, mera vasfını da kaybetmiş dediğimiz yerlerde olmuyor. Buna hep beraberce karar verelim. Tercihimiz… Ben 1986 yılında Kütahya gümüş arıtma tesislerinde bir yıl proses kontrolde çalıştım, bizzat mühendis olarak çalıştım. Siyanürle bizzat çalıştım. Kullanılan siyanürün yüzde 1’i ancak madencilik faaliyetlerinde kullanılıyor bugün Türkiye’de. 300 bin ton siyanürün ancak yüzde 1’i madencilikte kullanılıyor. Dünyada ise yüzde 90’ı ancak altın üretiminde, aranmasında değil, ancak altın üretiminde kullanılıyor.

Değerli arkadaşlar, biz, çevre herhangi bir zarar görmesin diye Çevre Bakanlığımızla beraber yaptığımız çalışmalarda bir tercihte bulunabiliriz. Dışarıdan ister düşük faizli isterse yüksek faizli borçlanarak… Şu ana kadar üzerimizdeki faiz yükünü atmakla uğraşıyoruz, çalışıyoruz. Bizim tek öz kaynaktan ödeyebileceğimiz sektör madencilik sektörüdür.

TKİ, kendisine MTA’nın yaptığı arama faaliyetlerinden sonra sunulan yerleri işletmekle bir kısım kömür işletmelerinde kullanıyor. Maden Genel Müdürlüğü aynı şekilde. Bizim o zaman bulduğumuz yerlerle alakalı, şu anda doğal gaz bulduğumuz yerin üzerinde diyelim ki orman var, tercihimizi yapalım, biz hiçbir madencilik faaliyetlerinde bulunmayabiliriz. Buna, hatta -bırakın Hükûmetçe, bırakın Enerji Bakanlığınca- Meclisçe karar verelim, ben hepsinin dokümanlarını getireyim, biz madencilik faaliyetleri yapmayacağız diye karar alalım. Bunun bir orta yolu olması lazım.

Dünyada birçok yerde…

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Orta yolu siz bulun!

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Devamla) – Değerli arkadaşlar, bunu bir kenara bırakarak, bu dediğim soruyu bir kenara bırakarak çözüme varamazsınız.

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Orta yolu siz bulun Sayın Bakan!

ERTUĞRUL KUMCUOĞLU (Aydın) – Sayın Bakanım, demagoji yakışmıyor!

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Devamla) – Bakın, ilk defa dünyada altın Niğde Bor’da aranmıyor. Romalılar zamanından bu tarafa altın bulunmuş ve Türkiye’de faaliyette bulunuluyor.

Bir kere bir altının, siyanürle alakalı konuda söyleyeyim… Bugün Niğde’de yapılan bütün madencilikle alakalı işlemlerden devletin aldığı devlet hakkı toplam 250.209 TL. Yani buradan alınan herhangi bir para falan yok veya alınan bu paraya istinaden bir çalışma sürdürülmüyor. Asıl yer altı zenginliklerinin kazandırılmasıyla alakalı. Herhangi bir yerde siyanür kullanabilmeniz için Çevre Bakanlığı, Enerji Bakanlığı ve Maden İşleri dâhil dört tane temel ölçütü karşılamanız lazım. Atık barajında herhangi bir bozundurma yapıldı mı? Baraj düzgün dizayn edildi mi? Yer altı suyuna herhangi bir karışım var mı? Çevreye etki durumu nedir? Bunların herhangi bir tanesi yerine gelmeksizin hiçbir şart yerine gelmiş sayılmıyor ve oraya müsaade edilmiyor, bizim tarafımızdan madencilikle alakalı bir faaliyetin yürütülmesine müsaade edilmiyor.

Bugün deniz seviyesinde eksi 50 metre inip de bina yaptığınız kotta hiçbir sızdırmazlık olmadığı teknik olarak kabul edilmişken nasıl olur da siyanürün bir damlasını “sızdı” olarak kabul edebiliriz. Göz baka baka ben bir mühendis olarak bunu nasıl yapabilirim.

Değerli arkadaşlar, böyle bir şey söz konusu değil ama teknik olarak siz diyelim ki siyanürün kullanıldığında zararlı olmadığına kanaat getirmiş olsanız dahi buna bir karar vermeniz lazım. “Yapmayalım madencilik faaliyetlerini, başka işlere bakalım.” Bu bir yoldur, bu bir çözümdür ama ben çözümün oradan geçtiği kanaatinde değilim.

Bugün bor madeniyle alakalı çok fazla cümle kullanırız. Çok da fazla bilgi kirliliği var borla alakalı. Bugün, değerli arkadaşlar, bırakın borun herhangi bir arazide çıkmasını, sizin villanızın bahçesinde çıksa, oturduğunuz köyün elmalığında çıksa bu bor size ait değil. Ben çıkarsam benim öz malım değil. Devlet bunu alıp ancak işletmesini, hatta ticaretini dahi ancak devlet yapabilir. Siz şahsi olarak 1 kilo boru alıp şuradan bu tarafa satamazsınız. O yüzden, biz, stratejik madenlerde, uranyum gibi, toryum gibi, bor gibi stratejik madenlerde zaten devlet hakkıyla alakalı şerhimizi kaldırmış değiliz. Böyle bir şey gündemde yok. Böyle bir şey olamaz da.

AHMET DURAN BULUT (Balıkesir) – Sayın Bakan, devlet yüzde 2 alıyor yüzde 98’ini şirkete veriyor, haksız bir kazanç da var.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Devamla) – Bakın, şimdi, biz, önümüzdeki süreçte Petrol Kanunu’yla alakalı buraya kanun tasarısını getireceğiz. Bunu hep beraber iktidarıyla muhalefetiyle, sivil toplum örgütleriyle hep beraber tartışacağız ve hepimizin ikna olduğu ve mutabık kaldığı hem dünyadaki uygulamalarıyla birlikte hem de Türkiye’deki uygulamalarıyla birlikte hep beraber karar vereceğiz.

Ben sabahleyin Katar’dan geldim. Katar’da 1993 yılında çıkartılan 1 gram doğal gaz yok. Daha sonra çıkartma faaliyetlerine başlıyor ve çıkarttığı doğal gazı sıvılaştırıp, Japonya’dan Amerika’ya kadar birçok ülkeye satıyor ve 600 kilometrekarelik bir enerji şehri kuruyor. Gelen yatırım miktarı ne kadar biliyor musunuz değerli arkadaşlar, 122 milyar dolar. Biz ancak arabayla gezebildik. 10 kilometre suni oluşturulmuş rıhtım var ve ancak oradan yüklenebiliyor. Şimdi, bizim madenlerimizde bu tür fırsatları yakalayabileceğimiz noktalar var. Bu bizim öz kaynağımız. Şu bir yoldur: Biz kendimiz kullanmayalım, bunu çocuklarımıza ve torunlarımıza bırakalım, bu bir yoldur, bunu yapabiliriz. Yani biz şimdi çıkartmayalım, ama elli yıl sonra çıkartalım. Ama şu bir yol değildir: Biz madenlerimizi hiç çıkartmayalım ve biz bunları hiç kullanmayalım, bunlar yer altında kalsın. Değerli arkadaşlar, bu bir yol değildir. O yüzden 46 bin tane madencilikte arama ruhsatının, realize edilmesi gereken, gerçekleştirilmesi gereken ve hayatiyete geçirilmesi gereken mutlaka çok yönleri var ve biz 70 tane maden üzerinde çalışıyoruz. Bunların içerisinde çok kıymetli madenler var, hemen hemen hiç kıymeti olmayan madenler var. İsterseniz, konu Niğde’den açılmışken, Niğde Ulukışla’daki ruhsat listesindeki madenleri kısaca saymak isterim. Bunlardan alçı taşı var toplam yedi tane bölgede, işletmede bulunan, çinko var, kurşun var, kil var, demir var az miktarda ve altın, gümüş kısmı var. Altın ile gümüş kısmını hamdolsun kapatmışız şu anda. Bu doğru mu? Bunu tartışalım. Biz bunun tekniğini isterseniz geniş bir şekilde bir brife edelim bütün milletvekillerimizi, hatta grupları dahi brife edebiliriz, bakalım, bununla alakalı bir tehlike var mı? Eğer tehlike yok da, spekülatif ifadeler varsa, lütfen bu oyuna da gelmeyelim değerli arkadaşlar. Ben sizi temin ederim, bir kısım spekülasyonların nereden kaynaklandığının kaynağını bile gösterebilirim. Biz kendimize güveniyorsak ve yaptığımız işlemlere güveniyorsak, teknik olarak da bunların bütün özellikleri ispat edilmişse o zaman gelin bu oyuna biz gelmeyelim.

O açıdan eğer… Bunu Grup Başkan Vekilimize de bu vesileyle söylüyorum, hem AK PARTİ Grubunda hem de muhalefet partilerinin gruplarında sırf siyanürle alakalı, sırf altın işletmeciliğiyle alakalı, arama faaliyetleriyle alakalı geniş bir bilgilendirme yapabiliriz ve hep beraberce de karar verebiliriz.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bakanım.

Sayın milletvekilleri, gündeme geçiyoruz.

OSMAN DURMUŞ (Kırıkkale) – Sayın Başkanım, konuyla ilgili yerimden iki dakika açıklama yapabilir miyim.

BAŞKAN – Sayın Durmuş, ben bu konuda vereyim ama şöyle yani açıklamayı yapan Sayın Mümin İnan’dı. Bu hususta tabii ki sizler gibi pek çok birikimi olan insanlar vardır sağlık noktasında. Şunun için söylüyorum: Yani buradaki tıpla ilgili veya sağlıkla ilgili bütün arkadaşlarımız bu konuda Meclisi bilgilendirmeye kalkarsa çok zor durumda kalırız, zamanı verimli kullanmamış oluruz diye düşünüyorum.

OSMAN DURMUŞ (Kırıkkale) – Münhasıran altın ve siyanüre ait iki dakika yerimden ifade etmek istiyorum.

BAŞKAN – Anladım, ben ona bir şey demiyorum. Şu ana kadar versem zaten iki dakika da geçerdi ama bu tip talepler diyelim ki başka bir uzmanlık alanı sizinle aynı konuda olan bir arkadaştan gelirse onları ne yapacağız başka bir zamanda?

OSMAN DURMUŞ (Kırıkkale) – Açıklamamdan sonra gelmeyeceğine eminim efendim.

BAŞKAN – Onu ben bilemem, ona uzmanlığı olan kişiler karar verir. Yani bu konuyla ilgili olarak…

OSMAN DURMUŞ (Kırıkkale) – Zaten dakikalar geçiyor, iki dakika verseydiniz…

BAŞKAN - …böyle bir talebiniz için ben size iki dakika süre vereyim ama bundan sonraki arkadaşlar için şunu söylüyorum: Yani bu konularda uzmanlığı olan arkadaşlar Sayın Bakanı bilgilendirebilir ama maksadınız Genel Kurulu bilgilendirmek midir, onu bilmiyorum. Sayın Bakanın talebi gruplara böyle bir açıklama yapalım diyor.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Bakan Genel Kurula soru sordu, dedi ki: “Gelin karar verelim.” Genel görüşme açın…

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Durmuş Sayın Bakanı anlamış Sayın Başkan. Gelenek hâline geldi.

BAŞKAN – Ama arkası da var Sayın Başkanım. Yani dediği nedir Sayın Bakanın? “Gruplara bilgi vereyim, gruplarda tartışalım Meclis karar versin.” diyor, ama, ben, Sayın Durmuş’un madem böyle bir talebi vardır…

Buyurun Sayın Durmuş.

OSMAN DURMUŞ (Kırıkkale) – Çok teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Efendim, Bergama hadisesinden dolayı 57’nci Hükûmetin aldığı bir karar var Danıştayın 2 defa iptaline rağmen. Sayın Bakana altın madenini işletmeyelim demiyoruz, “Altın madeni yalnız siyanürle çözülür.” Hayır, başka çözümler var. Ayrıca, siyanür kullanma zorundaysa siyanür havuzunu nereye yapacağız? Birincisi bu. İki: Bu madeni çıkaranlar çevreye ne kadar özen gösterecek? Mesela havuzda aylık ölçümlerde siyanür oranının litrede 2 miligramı geçmemesi lazım, bitki örtüsünün korunması lazım, kaynak sularının orada olup olmadığı, fay hatlarının olup olmadığına özen gösterilmesi lazım. Yani il sağlık müdürlüğü bunu ölçebilecek, halk sağlığı laboratuarı ölçebilecek donanıma sahip mi? Madenci bu özeni gösterecek mi? Bu madenci yerli bir madenci mi olacak, Avrasya’da Eurogold’un ya da Kanada Gold’un çıkaracağı bir firmayla ortaklık mı olacak? Bu konularda bilgi sahibi olmak istiyoruz.

Türkiye’de altın çıkarılmasına karşı ciddi bir lobi var. Ama biz muhalefet olarak -ben MHP Grubu adına söylüyorum- buna karşı değiliz. Ama insanları önce korumak, sonra da yer altı madenlerimizi çıkarmak ve çevreye saygılı davranmak zorundayız diye düşünüyorum. Onun için, bazı maddeleri var… Özellikle Bergama’yı araştırırsanız… O dosyada bizim hükûmetimizin tamamını mahkemeye verdiler, dolayısıyla Yüce Divana göndermek istediler. O konular incelenirse tedbir alınabilir diye söylüyorum. Bunu düzeltmek istedim efendim.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Durmuş, açıklamalarınız için.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN - Sayın Bakanım, son olarak birkaç cümle de siz söyleyin, bu konuyu kapatalım. Siz de zaten gruplara bilgi vereceğinizi söylediniz. Arkadaşlar size bilgi aktarabilir. Bu da güzel bir gelişme olur.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Tamam.

BAŞKAN - Buyurun.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Şimdi ben Değerli Milletvekilimin kaygılarına katılmıyor değilim. Ama niye bunu ben söylediğimde geçerli olmuyor da, siz söylediğinizde geçerli oluyor?

OSMAN DURMUŞ (Kırıkkale) – Biz “Maden çıkarmayalım mı?” diye soruyoruz.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Bakın Değerli Milletvekilim, diyorum ki: Ben bizzat şantiyesinde çalıştım bir yıl, siyanürlü alanda bizzat ben çalıştım. Bu işin de içinden geliyorum. Dört tane şart bir araya gelmeksizin ve yerine getirilmeksizin ne Maden İşleri -Enerji Bakanlığı- ne ÇED’den dolayı Çevre Bakanlığı zaten izin vermiyor. Biz istesek de izin veremez. Nedir bunlar, tekrar ediyorum: Bir kere çevreye etki durumu nedir? Yer altı suyuna karışım var mı? Ölçümlemeler yapılıyor. Baraj düzgün dizayn edilmiş midir? Bunlar yerine gelmeksizin bozundurma yapılmış mıdır? Zaten verilemez, istese de yapılamaz ve verilemez. O yüzden, bu konudaki vatandaşımıza gösterdiğimiz hassasiyetin bizde az olmadığını hatta tam tersine hassasiyetin ön planda olduğunu söyleyebiliriz. O tür gösterilerde bulunan, Bergama gibi gösterilerde bulunan o meşhur tiplemeler vardı. Bir iki tane…

OSMAN DURMUŞ (Kırıkkale) – Asteriks…

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Asteriks’le alakalı…

Bakın, geçen gün bir arkadaşımla konuştum, “Bizzat ben kendisiyle konuştum.” dedi, “Biz yanlış yapmışız diye söyledi.” dedi.

AKIN BİRDAL (Diyarbakır) – Ama oğlunu işe alarak susturdunuz Sayın Bakan, yoksa raporlar açık.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Bakın, spekülatif yönlendirmelerin dışında biz ciddi bir karar verip ciddi bir iş yapmak zorundayız. Biz devlet idare ediyoruz, söylentilerle biz iş yapamayız. O yüzden tabii ki çevre faktörlerine son derece itina göstereceğiz, vatandaşımızın hassasiyetine tabii ki son derece itina göstereceğiz ama bilgi kirliliğine asla müsaade etmeyeceğiz. O açıdan bunları beraberce paylaşalım diyorum.

Saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bakanım.

Milletvekili arkadaşlarımıza da Sayın Bakana da teşekkür ediyoruz.

Anlaşılan odur ki Sayın Bakanım, toplumun bu konuda daha çok bilgilenmeye ve bilgilendirilmeye ihtiyacı var. Yetkisi olan bütün arkadaşlar, Sayın Bakan ve ilgili arkadaşlarımız da toplumumuzu, Meclisimizi bilgilendirirlerse seviniriz.

Teşekkür ediyorum katkıları için bütün arkadaşlarımıza.


09 Ekim 2009 16:26 tarihinde...... yazdı:



Arkadaşlar merhaba,

bildiğiniz gibi ulukışlada yapılması düşünülen maden arama ve ayrıştırma faaliyetinin engellenmesi mücadelesi sürüyor. Bugün bu mucadleeye ilişkin iki önemli gelişme oldu. Bunlardan ilki bugün birgüngazetesinde niğde eski valisinin (şimdiki erzurum valisi) şirketle ihaleden 2 günönce yemek yediği haberi yayınlandı fotoğrafıyla. İkinci ve bomba haber ise dün meclis konuşmaları esnasında söz alan niğde milletvekilinin yöre halkının altın arama ve siyanür yöntemini reddettiğini, bu mücadelelerini muhtarlık düzeyinde dillendirdikleri bir dönemde şirketin köyden insanları bergamadaki maden alanına geziye götürmelerinin manidar olduğunu söylediği konuşma yapmasıydı. Bu konuşma üzerine enerji ve tabii kaynaklar bakanı taner yıldızın niğde ulukışla maden arama ve işletme fikrinden vazgeçildiğini açıklaması müthiş oldu. Ancak bu açıklamanın çok önemli noktaları vardı. Bunlardan ilki, bakan meclise soruyor "madencilik politikalarından vazgeçelim mi? eğer vazgeçelim kararı çıkarsa madecilik işini bırakalım, zaten develte katkısı çok az." ama diyor bakan maden arama vesiyanür yönteminin zararını ortaya çıkmadan engelleyecek teknoloji artık var. O nedenle ben siyanür ve madencilik zararlıdır demem ama devlete gelir sağlamak için başka yöntemler arayalım derseniz madencilik politikalarından vazgeçilmesini de konuşabiliriz. hatta diyor bakan, sizi brife edeyim ben madencilik hakkında; mesleğim itibariyle size uzmanları getireyim öğrenelimbu işi..


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©kagiz.org 2016
rəhbərliyinə müraciət