Ana səhifə

31. İStanbul film festivali 31 mart–15 Nİsan


Yüklə 176.54 Kb.
səhifə3/4
tarix13.06.2016
ölçüsü176.54 Kb.
1   2   3   4

João Canijo’nun son filmi Blood of My Blood / Kendi Kanım, koşulsuz sevgi ve hayatın gerçekleri çakışınca ortaya çıkan aile trajedisini konu alıyor. San Sebastian Film Festivali’nden FIPRESCI de dahil iki ödülle dönen filmin, 2011 Caminhos Festivali’nde En İyi Kadın Oyuncu ödülünü alan oyuncusu Rita Blanco festival kapsamında izleyici ile buluşacak.
Fransız yönetmen Ursula Meier’in son filmi Sister / Yukarıdaki Çocuk, İsviçre’de bir kayak merkezinde zengin turistlerden çalarak geçinen Simon’ın ablası Louise ile arasındaki içten illişkiyi anlatıyor. 2012 Berlin Gümüş Ayı Özel Ödülü alan film, uçsuz bucaksız ve epik görüntüleriyle, bir çocuğun portresi üzerinden, görünürde rehaf içinde yüzen bir toplumdaki çelişkileri gözler önüne seriyor.

Antidepresan
İstanbul Film Festivali’nde, 2010 yılında özel bir bölüm olarak yer alan ve izleyicilerden büyük beğeni toplayan “Antidepresan” bölümü, bu yıl da sinemaseverlere hayatı hafife alan, eğlendirirken düşündüren, mizaha ve dünyaya benzersiz açılardan bakan filmlerden oluşan bir seçki sunacak.
2009 yılında Rumba adlı filmle Uluslararası Yarışmaya katılan Belçikalı yönetmen üçlüsü Bruno Romy, Dominique Abel ve Fiona Gordon, son filmleri The Fairy / Aşk Perisi ile yeniden festivalin konuğu oluyor. Cannes Film Festivali’nde prömiyerini yapan film, bir insan ile bir peri arasındaki imkânsız aşkı, vücut diline dayalı, son derece eğlenceli bir biçimde anlatıyor
Ken Scott’ın yönettiği Starbuck / Benim 533 Çocuğum Var ise hareketli bir Québéc komedisi. Orta yaşlı ve genç ruhlu bir tembel olan David, sperm bankasına yaptığı bağışlar sonucu tam 533 çocuğun babası olduğunu öğrenir ve kimliğini gizleyerek onlarla tanışmaya başlar.
İlk filmi Metropolitan ile Oscar adaylığı alan komedi filmlerinin usta yönetmeni Whit Stillman’ın son filmi Damsels in Distress / Sıkıntılı Hanımlar, Venedik Film Festivali’nin kapanış filmiydi. Film bunalım öğrencilerle dolu bir lisede, öğrencilerin bu ruh hallerini değiştirmeye kararlı üç güzel kızı takip ediyor.
Ole Christian Madsen’in Oscar yarışında ilk dokuz film arasında olan, Danimarka yapımı Superclasico / Büyük Derbi, festivalin Antidepresan bölümündeki filmlerinden… Film, parçalanmakta olan Danimarkalı bir ailenin meşhur derbi maçı “superclasico” sırasında Arjantin’de geçirdikleri şarap, tutku ve futbol dolu günleri anlatıyor.

FESTİVAL’İN VAZGEÇİLMEZ BÖLÜMLERİ
Dünya Festivallerinden
Sabah Gazetesi’nin sponsorluğunda gerçekleştirilen “Dünya Festivallerinden” başlıklı bölüm, festival izleyicisine tanınmış yönetmenlerin saygın festivallerde gösterilen çoğu ödüllü son yapıtlarından 25’e yakın film sunuyor.
Başrolünde Juliette Binoche’un oynadığı ve 33 Scenes From Life ile tanınan Malgorzata Szumowska’nın yönettiği Elles / Kadınlar, “Dünya Sinemalarından” bölümünün cüretkâr filmlerinden. Okul masraflarını karşılayabilmek için fahişelik yapan genç kadınları anlatan Elles / Kadınlar, konuyla ilgili araştırma yapan ELLE dergisi yazarı Anne’ın genç ve oldukça bağımsız iki kadın ile yaptığı röportajdan sonra kendi para, aile ve seks kavramlarını sorgulamaya başlamasının hikâyesi.
American X’in yönetmeni Tony Kaye’nin son filmi Detachment / Kopma, Adrien Brody, Lucy Lui, Mad Men’den tanıdığımız Christina Hendricks, James Caan ve Breaking Bad’deki rolüyle Emmy ödüllü Bryan Cranston gibi oyuncularla dolu kadrosu ile göz dolduruyor. Bir devlet okuluna vekil öğretmen olarak atanan Henry’nin okulu ve öğrencilerini değiştirişini konu edinen film Amerikan eğitim sistemini eleştirirken American X’i bile gölgede bırakıyor.
Michale Boganim’in Çernobil felaketinin 30. yıldönümünde çektiği Land of Oblivion / Unutulan Topraklar, alternatif enerjileri yok saymaya devam edenlerin Çernobil ve Japonya misali, nükleer santral felaketlerini bizlere yaşatmaya devam edeceklerini hepimize bir kere daha hatırlatıyor ve Çernobil’in bugünkü halini gözler önüne seriyor. Filmde Anya karakterini James Bond: Quantum of Solace, Max Payne ve Hitmen gibi büyük bütçeli aksiyon filmlerinde rol almış olan Olga Kurylenko canlandırıyor.
Cannes’da Yönetmenlerin On Beş Günü bölümünde prömiyerini yapan 2011 yapımı The Silver Cliff / Gümüş Uçurum sancılı bir ayrılma süreci geçiren bir kadını konu alıyor. Yönetmen Karim Aïnouz’u festival izleyicileri her ikisi de festivalde gösterilmiş olan Madame Sata ve Gökteki Suely ile tanıyor.
Belçikalı aktör, ressam ve yönetmen Bouli Lanners’in toplumunun kıyısında ve şehrin uzağında geçinmeye çalışan iki erkek kardeşin hikâyesini anlattığı The Giants / Devler filmi de festivalde. Belçika, Fransa ve Lüksemburg'da yapımı film Cannes’da Yönetmenlerin On Beş Günü bölümünün kapanış filmi olarak gösterildi.
Slovakya’nın Oscar adayı ve Martin Sulik’in altı yıl aradan sonra çektiği ilk uzun metrajlı filmi Gypsy / Çingene, büyülü gerçekçilik ve mizah etkileri taşıyan dokunaklı, insancıl bir dram. Shakespeare’in Hamlet’inden esinlenen film, babası öldükten sonra yaşadığı Roman mahallesinden çıkıp kardeşlerinin yaşamını düzeltmeye çalışan on dört yaşındaki Adam’ın hikâyesini anlatıyor.
Yönetmen Pierre Schoeller’in, Fransa Ulaştırma Bakanı Bertrand Saint-Jean ve bir kaza sonrası onun başından geçenler etrafında kurgulanan 2011 yapımı filmi The Minister / Bakan, 2011 Cannes FIPRESCI Ödülü'nün de sahibi. Dardennes Kardeşler’in yapımcılığındaki film, derin politik bir entrikanın iç yüzünü inceliyor.
Hong Kong sinemasının en yenilikçi yönetmenlerinden Ann Hui, Venedik Film Festivali’nde dört ödül de dahil birçok festivalden ödülle dönen son filmi A Simple Life / Sade Bir Hayat’ın festivalde gösterimi vesilesiyle İstanbul’a gelecek.

Guillaume Canet’nin başrolünü Leila Bekhti ile paylaştığı iki sevgiliyi oynadıkları Cedric Kahn’ın yönettiği A Better Life / Daha İyi Bir Hayat gösterimi kapsamında Leila Bekhti festivalin konuğu olacak.

Genç Ustalar
Colin’s sponsorluğunda gerçekleştirilen “Genç Ustalar” bölümünde, ilk ya da ikinci filmleriyle dünya sinema endüstrisinin dikkatlerini üzerine çekmiş genç yönetmenlerin filmleri yer alıyor.
Özgün anlatımı ile Cannes Film Festivali’nde en iyi ilk filme verilen “Altın Kamera” ve Londra Film Festivali’nde En İyi Yeni Yönetmen ödülü alan Las Acacias / Akasyalar, Arjantinli yönetmen Pablo Giorgelli’nin ilk uzun metrajı. Las Acacias, bir kamyon şoförünün birlikte seyahat ettiği Paraguaylı bir kadın ve bebeğiyle arasında gelişen ilişkiyi anlatan dokunaklı ve sıra dışı bir yol hikâyesi.
Cannes Film Festivali’nin “Belirli Bir Bakış” bölümünde gösterilen ve festival tarihinin ikinci Eşcinsel Palmiyesi’ne layık görülen Beauty / Güzellik, Güney Afrikalı yönetmen Oliver Hermanus’un ikinci filmi. Durban Film Festivali’nde de En İyi Film ödülü alan bu sert dram, içine kapanık ve dışarıdan bakıldığında sıradan bir hayat süren Francois’in bastırdığı cinsel duygularının önlenemez biçimde su yüzüne çıkmasıyla hayatının kontrolden çıkışını konu ediyor.
Brezilyalı yönetmen Helvécio Marins Jr.’ın ilk uzun metrajı Swirl / Döngü, bu yılki Venedik Film Festivali’nin Ufuklar bölümünde gösterilen filmler arasında en çok ses getirenlerden biri oldu. Brezilya’nın sakin ve küçük bir kasabası, Sao Ramao’da geçen film, kendini oynayan amatör aktörlerle, hayatın neşesini arayan küçük hikâyelerden oluşuyor.
Oyunculuk kökenli Avusturyalı yönetmen Karl Markovics’in ilk uzun metrajlı filmi Breathing / Nefes, ıslahevinde cezasını çekerken şartlı tahliye edilen genç Roman üzerinden kurgulanıyor. Avusturya’nın bu yılki Oscar adayı olan film, 2011 yılında Cannes'da Avrupa Sinemaları Ödülü ile yine 2011'de Kiev Molodist Büyük Ödülü ile FIPRESCI Ödülleri'ni topladı. Filmin oyuncularından Thomas Schubert festival izleyicileri ile buluşmak üzere İstanbul’a gelecek.
Adrian Sitaru’nun ilk uzun metrajlı filmi Oltanın Ucunda’dan sonra merakla beklenen ikinci filmi Best Intentions / İyi Niyetler, festival programında… Sitaru’nun kendi deneyimlerine dayanan, annesinin hastaneye düşmesiyle hayatı rayından çıkan “sağlam bir adamı” anlattığı yeni filmi, 2011 yılında Locarno'da En iyi Yönetmen ve filmdeki performansıyla Bogdan Dimitrache, En İyi Erkek Oyuncu Ödülleri'ni almıştı.
Festival kapsamında İstanbul’a gelen Konstantin Bojanov’un Cannes’da Altın Kamera için yarışan Avé’si kendini dışarıya karşı soyutlamış bir sanat öğrencisi olan Kamen ile hayalgücü oldukça geniş Avé’nin yol hikayesi.
Angelina Nikonova’nın sıradışı bir intikamın soğuk ve çarpıcı hikayesini anlattığı, Venedik Film Festivali’nde prömiyeri yapılan Twilight Portrait / Alacakaranlığın Portresi de bölüm kapsamında izleyicilerle buluşacak filmlerden. Yönetmen Angelina Nikonova ve başrol oyuncusu Olga Dykhovichnaya festivalin konuğu olarak İstanbul’a gelecek.

NTV Belgesel Kuşağı
İstanbul Film Festivali’nin belgeseller bölümünün sponsorluğunu bu yıl da NTV üstleniyor. NTV Belgesel Kuşağı’nda son dönemin ses getiren belgeselleri yer alıyor. Hukuk, müzik, sinema, sanat, ekonomi, toplumbilim, insan hakları, siyaset, biyoloji gibi farklı konuları işleyen bu filmler, toplumsal değişimleri ele alıp gerçeği belgelerken alışılmadık ve çarpıcı tarzlar izliyor.
”Aile İçinde” bölümünde Brothers / Erkek Kardeşler filmiyle izleyicilerle buluşacak Fin sinemasının usta yönetmeni Mika Kaurismaki, NTV Belgesel Kuşağı’ında yer alan Mama Africa / Afrika Ana adlı belgeselinde Güney Afrika’nın dünya müziğine armağan ettiği en büyük seslerden biri olan Miriam Makeba’nın hayatını anlatıyor.
Cannes Film Festivali’nde “Belirli Bir Bakış” ödülünü alan Arirang, Güney Kore’nin en önemli yönetmenlerinden Kim Ki-Duk’un son filmi. Yönetmenin bu sefer kamerayı kendisine çevirdiği ve kendisini, sanatını ve hayatını sorguladığı Arirang sinema, ün, başarı üzerine bir itiraf, bir zihin egzersizi niteliği taşıyor.
Frederik Wiseman’in çektiği Crazy Horse, Paris’in ünlü gece klübü Crazy Horse’a gerçekçi bir bakış sunuyor. Dünyadaki en şık ve muhteşem çıplak revüleri sunan kulüp yıllardır Paris gece hayatının en önemli uğrak yerlerinden biri sayılıyor. Crazy Horse, yeni bir gösterinin hazırlıklarını konsept aşamasından provalara kadar takip ederek bu renkli dünyayı gözler önüne seriyor.
Micha X. Peled, Küreselleşme üçlemesi ile NTV Belgesel Kuşağı’nın öne çıkan yönetmenlerinden. Hammadde aşamasından perakende satışa ticari ürünleri izleyen üçlemenin ilk filmi China Blue / Mavi Çin, giydiğimiz kıyafetlerin hangi koşullarda imal edildiğini gizli çekilen görüntülerle ortaya çıkarıyor. İkinci film Store Wars: When Wal-Mart Comes to Town / Dükkan Savaşları, dev perakende satış firması Wal-Mart’ın küçük bir Amerikan şehrinde bir alışveriş merkezi inşa etmek istediğinde halkta ortaya çıkan kutuplaşmayı anlatıyor. Son film Bitter Seed / Acı Tohumlar ise küreselleşmenin küçük çiftçilere yaptığı olumsuz etkileri Hindistan’da her otuz dakikada bir çiftçinin intihar ettiği gerçeği üzerinden ortaya koyuyor. Yönetmen Micha X. Peled her üç filmini de sunmak üzere İstanbul’a gelecek festival konuklarından.
Matthew Akers’ın yönettiği Marina Abramovic: The Artist Is Present / Marina Abramoviç: Sanatçı Aramızda ise 1995’te İstanbul Bienali’ne katılan,çağımızın en tartışmalı ve en parlak çağdaş sanatçılarından Marina Abramovic’i konu alıyor. Performanslarında kendi bedenini kullanan; beden ve politika üzerinden sanatını sürdüren Abramovic, 2010’da New York Modern Sanat Müzesi (MoMA) için hazırladığı performansta, kendini bir eser olarak sunmuş, 736 saat süren performansta hiç kıpırdamadan bir sandalyede oturmuştu. MoMA’da sunulan bu performansı ve sanatçının sergisini hazırlık sürecinden bitimine kadar izleyen film, Şubat ayında Berlin‘de Panorama İzleyici Ödülü ve Sundance’te Büyük Jüri Ödülleri’ni kazandı.
Yönetmen Rithy Panh, Kızıl Khmer’lerin lideri Kaing Guek Eav ya da bilinen adıyla Duch'un ideolojiye duyduğu sadakati, saplantı halini alan işini, hiyerarşi kültünü ve güce duyduğu tutkuyu, Duch, Master of the Forges of Hell / Duch, Cehennemin Mimarı filmiyle anlatıyor. Yönetmen filmde, 1,8 milyon insanın ölümüne neden olan kanlı bir rejimin klideri Duch ile yaptığı görüşmelerde sarf ettiği yalın ifadeleri hiçbir müdahale etmeden aktarıyor.
Dans takıntılı dedektif Rajesh Ji’nin gözünden günümüz Hindistan’ına eğlenceli ancak derinlikli bir bakış sağlayan The Bengali Detective / Bengal’de Bir Dedektif’in yönetmeni Philip Cox festivalin konuğu olarak İstanbul’a gelecek.
Festival kapsamında İstanbul’a gelecek Yasmina Adi’nin yönettiği Here We Drown Algerians-October 17th, 1961 / Burada Cezayirlileri Boğduk: 17 Ekim 1961 Paris’te Cezayir Savaşı’nı protesto etmek isteyen Cezayirlilierin yürüyüşü sırasında protestoculara karşı polisin şiddet içeren müdahelelerini konu alıyor.

Yıllara Meydan Okuyanlar
Yıllara Meydan Okuyanlar” bölümünde hâlâ formda, dünya sinemasına yön vermeyi sürdüren, ödüle doymayan ve yıllara meydan okuyan yönetmenlerin en son filmlerini izleme fırsatı bulacaklar.
Arjantinli usta senarist ve yönetmen Edgardo Cozarinsky’nin Venedik Film Festivali’nde prömiyeri yapılan son filmi Nocturnos / Gece Gezenler, sevdiği kadın tarafından terk edilen, ayrılık acısı çekerken gece vakti Buenos Aires sokaklarında amaçsızca gezen bir adamın yaşadıklarını, belgesel ve kurmaca arası bir çizgide anlatıyor. Önceki filmi Rondo Nocturna / Gece Bekçisi de festivalde gösterilen yönetmen Edgardo Cozarinsky festival kapsamında İstanbul’a da gelerek filmin gösterimlerine katılacak.
Geçen yıl festivalde gösterilen, üç boyutlu Cave of Forgotten Dreams / Unutulmuş Düşler Mağarası’nın yönetmeni Werner Herzog’un son filmi Into The Abyss / Uçuruma Doğru, Londra Film Festivali’nde En İyi Film ödülünü aldı. Efsane yönetmenin deyimiyle insan ruhunun derinliklerine bakış niteliğinde olan film, ölüm cezasına çarptırılmış suçluların insani yönüne odaklanıyor.
1992 yılında Europa Europa ile Oscar’a aday olan Polonyalı kadın yönetmen Agnieszka Holland bu yıl In Darkness / Karanlıkta Kalanlar ile yine Yabancı Dilde En İyi Film heykelciği için yarıştı. Film Nazi işgali altındaki Polonya’da Yahudileri kurtarmaya çalışan bir hırsızın hikâyesini anlatıyor. Filmin başrol oyuncusu Benno Fürmann filmi sunmak için festival konuğu olarak İstanbul’a gelecek.
2008 yılında 27. İstanbul Film Festivali’nde “Sinema Onur Ödülü”nü almak üzere İstanbul’a gelen, çağdaş Rus sinemasının en önemli yönetmenlerinden Alexander Sokurov’un Venedik’te Altın Ayı kazanan son filmi Faust bölümün öne çıkan filmlerinden. Faustta, Goethe’nin aynı adlı klasik eserini birebir uyarlamak yerine, eserin satır aralarını yeniden okumayı tercih eden Sokurov, daha önceki Moloch, Taurus / Boğa ve The Sun / Güneş filmlerinde ele aldığı “gücün çürümüşlüğü” temasını son filminde de devam ettiriyor.
Tony Gatlif’in son filmi Indignados / Öfkeliler Afrikalı genç yasadışı göçmen Betty’nin gözünden Avrupa’da isyan haraketlerini anlatıyor. Ünlü yönetmen, filminin gösterimi için festival konuğu olarak İstanbul’a gelecek.
Yıllara Meydan Okuyanlar” bölümünde 31. İstanbul Film Festivali’nin Sinema Onur Ödülü’nü alacak Terence Davies’in The Deep Blue Sea / Aşkın Karanlık Yüzü, usta yönetmen Ermanno Olmi’nin The Cardboard Village / Kilisedeki Gecekondu, Arturo Ripstein’ın The Reasons of the Heart / Gönül Laf Dinlemez ve André Techiné’in Unforgivable / Affedilmeyenler filmleri de izleyicilerle buluşacak.

Geceyarısı Çılgınlığı
Uyarıcı, sarsıcı, kışkırtıcı filmleri uykuya tercih edenlerin dört gözle beklediği geleneksel “Geceyarısı Çılgınlığı” bölümü Size Magazine sponsorluğunda gerçekleştirilecek. Festival boyunca cumartesi geceleri 24.00 birer film sizi dehşete düşürüp uykunuzu kaçıracak.
Üç filmin izleyiciyle buluşacağı bölüm kapsamında, Toronto Film Festivali’nde Halkın Seçimi ödülü alan Gareth Evans’ın son filmi The Raid / Baskın dikkat çekiyor. Bir binada kapana kısılan bir özel timin, bir gangsterin kurduğu katil ve eşkiya ordusuna karşı aksiyon dolu mücadelesini izlerken yerinizden kıpırdayamayacaksınız.
Gotik yazar Matthew Gregory Lewis’in 1796 tarihli romanının yeni uyarlaması The Monk / Şeytanın Yüzü, Geceyarısı Çılgınlığı tutkunlarının kaçırmaması gereken filmlerden… Lemming ve Harry, İyiliğinizi İsteyen Bir Dost filmleriyle tanınan yönetmen Dominik Moll’un filminde ünlü Fransız aktör Vincent Cassel rol alıyor.
İzleyenin hem korkacağı hem de sinirlerinin bozulacağı bir film yapma fikrinden yola çıkan ödüllü reklam filmi yönetmeni Ben Wheatley, Geceyarısı Çılgınlığı bölümüne Kill List / Ölüm Listesi filmiyle konuk oluyor. Senaryosunu kendi kâbuslarını temel alarak yazan Wheatley’nin filmi askerlikten kiralık katilliğe geçiş yapan Jay’in hikâyesini konu alıyor.

Mayınlı Bölge
İstanbul Film Festivali’nin ilgiyle beklenen bölümlerinden Mayınlı Bölge’de farklı tür ve anlatım teknikleriyle sınırları zorlayan, yaklaşımları ve teknik özellikleriyle sıradışı filmler yer alıyor.
2010 yılında çok ses getiren Nothing Personal / Özel Hayatlar filmiyle festivalin konuğu olan Urszula Antoniak, Cannes Film Festivali’nde Yönetmenlerin On Beş Günü bölümünde gösterilen son filmi Code Blue / Mavi Kod ile ilk filmindeki başarısını devam ettiriyor. Hollanda Film Festivali’nde En İyi Görüntü ve En İyi Ses ödüllerini alan Mavi Kod, duygularını sürekli bastıran ve ölüm düşüncesiyle büyülenmiş hemşire Marian’ın ruhsal dengesini tamamen kaybetmesini anlatıyor.
Tayland sinemasının önde gelen “yeni dalga” temsilcilerinden Pen-ek Ratanaruang’ın son filmi Headshot / Beyninden Vurulmuş gerilim, film noir ve kara mizah türleri arasında gezinirken, usta bir katil olan Tul’u takip ediyor. Bir iş üstündeyken başından vurularak üç ay komada kalan Tul, ayıldığında görüşünün değiştiğini ve artık her şeyi tepetaklak, tersten gördüğünü fark ediyor.
Markus Schleinzer’in Cannes’da Altın Palmiye için yarışan son filmi Michael, Melbourne Film Festivali En İyi Avrupa Birliği Filmi ödülü ve Artfilmfest’te ise “işlediği zor konuyu cesur ve farklı yaklaşımı ile seyircileri kendi sonuçlarını çıkarmaya iterek anlattığı” için Vali Ödülü aldı. Büyük tartışmalara yol açan film 35 yaşındaki Michael ile kaçırdığı ve cinsel tacizlerde bulunduğu 10 yaşındaki Wolfgang’ın birlikte geçirdikleri son beş ayı cesurca anlatıyor.
Ünlü Belçikalı koreograf Wim Vandekeybus’un, adını aynı adlı sahne performansından alan son filmi Monkey Sandwich / Şehir Efsaneleri, prömiyerini Venedik Film Festivali’nde yaptı. Film, takıntılı ve sinirli yönetmen Jerry’nin tiyatroya küsüp bir köy kurması ve oradaki insanları bir tiyatro oyunu gibi yönetmeye çalışmasını anlatıyor.
Flanders, L’Humanité / İnsanlık gibi ödüllü filmlerin yönetmeni Bruno Dumont’un son filmi Outside Satan / Şeytanın Ötesinde, din üzerine avangart bir inceleme. Suç, mucize ve toplumdan dışlananlar üzerine minimal bir kışkırtma niteliğindeki film başıboş gezen bir adamın sıra dışı bir kız ile kurduğu ilişkiyi anlatıyor.
Jan Zabeil’in filmi The River Used to be a Man / Nehir Bir İnsandı, sonsuz bir deltanın ortasında medeniyetten uzak, başıboş sürüklenen bir Alman gezgin aracılığıyla “uzaklık” fikrini irdeliyor. . Film insanı hipnotize eden görselliği ve sıra dışı anlatım teknikleri ile Almanya’nın yükselen yıldızı Alexander Fehling’i başrole taşıyor.

2011 Titanic (Budapeşte) Dalgaları Aşmak Ödülünü alan İsveç yapımı Savage / Canavar’ın yönetmenleri Martin Jern & Emil Larsson festivalin konukları olacak. Film, çevresindeki alkolizm ve suç batağından kendini kurtarmaya çabalayan gençlerin tüylerinizi diken diken edecek hikayesi.


Venedik’te neredeyse 10 yıldan beri gösterilen ilk Avusturalya filmi, Hail / Selam, belgeselci Amiel Courtin-Wilson’ın ilk uzun metraj kurmaca filmi. Yönetmen festivalin konuğu olarak İstanbul’a gelecek isimler arasında.

Canlandırma Sineması
Festivalde bu yıl canlandırma sinemasına, en yeni ve en başarılı uzun metraj canlandırma filmlerinden bir seçkiyle özel bir bölüm ayrıldı.
1998 yılında büyük ses getiren Kirikou and the Sorceress filminin yönetmeni Michel Ocelot’nun son filmi Tales of the Night / Gece Masalları, Berlin Film Festivali’nde yarışmaya alınan ilk 3 boyutlu animasyon filmi oldu. Bir kız, bir oğlan ve bir yaşlı teknisyenin her gece terk edilmiş bir sinemada buluşarak, büyücüler, periler, prenseslerle dolu büyülü bir dünyaya doğru yaptığı yolculuk izleyenleri büyüleyecek.
Gideon Defoe’nun The Pirates! adlı serisinin ilk iki kitabına dayanan The Pirates! Band of Misfits / Korsanlar!, festivalin diğer 3 boyutlu animasyon filmi. Peter Lord ve Jeff Newitt’in yönettiği bu büyüleyici stop-motion animasyon, Wallace & Gromit ve Tavuklar Firarda’nın yapımcılarından...
Ünlü yönetmen Hayao Miyazaki’nin oğlu Goro Miyazaki, son filmi From Up On Poppy Hill / Tepedeki Ev’de, 1963’ün Yokohama’sında geçen “yaşamdan bir kesit”, günlük hayattan bir hikâye sunuyor. 1980 tarihli bir shojo manga’ya dayanan hikâye bizzat yönetmenin babası Hayao Miyazaki tarafından senaryolaştırılmış.
İki dalda Goya ödülü kazanan Wrinkles / Kırışıklıklar, The Illusionnist’in animatörü Ignacio Ferreras’ın yönetmenliğinde Paco Roca’nın aynı adlı ödüllü çizgi romanından eğlenceli ve duygu yüklü bir uyarlama.

Çocuk Mönüsü
Hollanda–Türkiye arasında diplomatik ilişkilerin kurulmasının 400. Yılı nedeniyle bu yıl “Çocuk Mönüsü”, çocuk filmleri konusunda uzmanlaşmış bir ülke olan Hollanda’dan filmler sunuyor. Uluslararası çocuk filmi festivallerinde beğeni toplayan, aile boyu izlenebilecek filmlerin en iyi, en sürükleyici, en parlak, en öğretici olanları bu bölümde bir araya geliyor. Festival boyunca hafta sonları Nişantaşı Citylife City’s, Rexx ve Akbank Sanat sinemasında gösterilecek. Filmlere simültane Türkçe seslendirme yapılacak.

ANILARINA
Geçen festivalden bu yana kaybettiğimiz sinemacıların yapıtlarıyla anıldıkları bu bölümde, Türk sinemasının “koca çınarı” olarak bilinen Ö. Lütfi Akad’ın sınır boylarında kaçakçılık yapan Hıdır’ın hayatını anlattığı filmi 1966 yapımı Hudutların Kanunu gösteriliyor. Köylüyü sömüren ağalık sistemi ve kaçakçılığa iten yobaz zihniyetin eleştirildiği filmde Hıdır rolüyle Yılmaz Güney başrolde. 1987 yılında düzenlenen 6. İstanbul Film Festivali’nin Sinema Onur Ödülü’nün sahibi Ö. Lütfi Akad’ın filmi Hudutların Kanunu, geçen yıl Cannes’da gösterilen restore kopyasından gösterilecek.
Festival, 2012 yılının Şubat ayında kaybettiğimiz yönetmen Yusuf Kurçenli’yi, 1987 yılında çektiği Gramofon Avrat filmiyle anıyor. Türkan Şoray’ın başrolünde yer aldığı Gramofon Avrat, Sabahattin Ali’nin aynı adlı hikâyesinden uyarlanmış ve Yusuf Kurçenli’nin edebiyat uyarlamaları arasında öne çıkmıştı. Festival otuzuncu yılında, Yusuf Kurçenli’ye Sinema Onur Ödülü’nü sunmuştu.
Dünya sinema camiasının en büyük kayıplarından Theo Angelopoulos, festivalde 1975 senesinde çektiği The Travelling Players / Kumpanya filmiyle anılıyor. Modern sinemanın yenilikçi, özgün filmlerinden ve başyapıtlarından biri olarak nitelendirilen Kumpanya, karakterlerinin Yunanistan’da ve tarihte yaptığı yolculuk üzerinden 1939-1952 yılları arasında yaşanan iç savaş ve sonrasına ışık tutuyor. Angelopoulos 2000 yılında 19. İstanbul Film Festivali kapsamında Şakir Eczacıbaşı’ndan Yaşam Boyu Başarı ödülü almıştı.
Göze çarpan ve hep tartışmalar yaratan tarzı ile tanınan avangart İngiliz yönetmen Ken Russell’ın 1970 yapımı filmi The Music Lovers / Yalnız Kalpler, Çaykovski’nin çalkantılı hayatını anlatıyor. Yirminci yüzyılın en ilginç yönetmenlerinden sayılan Ken Russell, 2004 yılında 23. İstanbul Film Festivali kapsamında İstanbul’a gelmiş ve Şakir Eczacıbaşı’nın elinden Festivalin “Yaşamboyu Başarı Ödülü”nü de almıştı.
Yönettiği 113 filmle dünya sinemasına damgasını vuran Raul Ruiz’in 1983 yılında Cannes’da Sinema Perspektifleri ödülü alan filmi Three Crowns of the Sailor / Denizcinin Üç Altını, yine bölüm kapsamında seyirciyle buluşacak. Filmde, bir gemicinin dünyanın dört bir yanında yaşadığı maceralar bir efsaneymiş gibi anlatılıyor.
Ölümünün otuzuncu yılında kült yönetmen Rainer Werner Fassbinder’ın 1978 yapımı Despair / Cinnet filminin yenilenmiş kopyası bölüm kapsamında sinemaseverlerle buluşacak. Vladimir Nabokov’un 1934 yılında Rusça yazdığı, 1937 yılında İngilizce’ye çevirdiği ancak Alman bombardımanı sırasında çevirisi yok edilen romanı üzerine kurulan film, içerdiği tüm psikiyatrik öğelerle köksüzlük duygusunu anlatıyor.
Festival sinemanın en büyük yıldızlarından Marilyn Monroe’yu, ölümünün 50. yılında, oyuncunun başrolünde yer aldığı Laurence Olivier filmi, The Prince and the Showgirl / Prens ve Şov Kızı ile anıyor.

İSTANBUL TASARIM BİENALİ İŞBİRLİĞİYLE ÖZEL GÖSTERİM:

URBANIZED / KENTLEŞMİŞ
Filmseverler, İstanbul Film Festivali ve Ekim ayında birincisi düzenlenecek İstanbul Tasarım Bienali işbirliğiyle, yönetmen Gary Hustwit imzalı tasarım filmleri üçlemesinin (Helvetica, Objectified) son bölümü, Urbanized / Kentleşmişi izleme fırsatı yakalayacaklar. Belgeselde Sör Norman Foster, Rem Koolhaas, Jan Gehl, Oscar Niemeyer, Amanda Burden, Enrique Peñalosa, Alejandro Aravena, Eduardo Paes, Rahul Mehrotra, Tarna Klitzner ve Ellen Dunham-Jones gibi dünyanın başlıca mimarları, şehir planlamacıları, siyaset kurucuları ve düşünürleriyle birlikte, yaşadıkları şehirlerde değişim yaratmış sıra dışı vatandaşlar da yer alıyor. Hustwit’in tasarım üçlemesinin tamamı İKSV’nin Ekim’de düzenleyeceği 1. İstanbul Tasarım Bienali’nde gösterilecek.

ÖZEL GÖSTERİM: THE STORY OF FILM: AN ODYSSEY /

FİLMİN HİKAYESİ: UZUN VE MACERALI BİR YOLCULUK
Dünya prömiyerini Toronto Film Festivali’nde yapan on beş saatlik görkemli belgesel, The Story of Film: An Odyssey / Filmin Hikayesi: Uzun ve Maceralı Bir Yolculuk, İstanbul Film Festivali’nde gösterilecek. Yönetmen Mark Cousins’in beş yılı aşkın bir çalışması sonucunda dünya sinema tarihini bütünüyle gözler önüne seren 900 dakikalık belgeseli, festivalde Pera Müzesi’nin sinema salonunda iki seansta, dört gün boyunca meraklılarıyla buluşacak.
1   2   3   4


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©kagiz.org 2016
rəhbərliyinə müraciət