Ana səhifə

1. DÜNyada orman kaynaklarinin önemi ve ormancilikta geliŞmeler


Yüklə 148.23 Kb.
tarix15.06.2016
ölçüsü148.23 Kb.
TÜRKİYE’DE ORMANCILIĞIN AMAÇLARI, ÜLKENİN SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMASI AÇISINDAN ÖNEMİ VE GELİŞME İHTİYAÇLARI

Or. Yük. Müh. Muzaffer Doğru, Mustafa Kömürlü,

Selim Kaplan, Halit Babalık, Turgut Çelikkol


1. DÜNYADA ORMAN KAYNAKLARININ ÖNEMİ VE ORMANCILIKTA GELİŞMELER
Dünya Bankası Başkan Yardımcısı Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Teşkilatı Ormancılık Bölümü Başkanı Ian Smith Johnson 1999 yılında Hükümetler arası Ormancılık Forumu toplantısında şunları söylüyor: “Son yıllarda giderek öğreniyoruz ki halen dünyamızda kalkınma ile ilgili ana krizler, gündemimizi oluşturan ve birçok ülkede yaşanmakta olan ekonomik ve finansal krizler, banka sistemlerinin çöküşü değildir. Zira bu krizlerden çıkmak, yapılan yanlışlıkları düzeltmek mümkündür.

Asıl kriz çok daha ciddi ve çok daha gerçektir.

Gerçek kriz sessiz kriz olup, sürdürülebilir kalkınmanın ve yoksulluğun azaltılması çabalarımızın dayanması gereken temeli oluşturan doğal kaynak kapitalizmin yok olmasıdır. Doğanın tahribatı sonucu:

Suyu tutan ve gıda maddelerini yetiştiren üst toprak tabakası erozyon nedeniyle süratle yok



olmaktadır.

Orman örtüsü yok edilen su toplama havzalarında oluşan seller, tarım alanlarımızı, ürünlerimizi,



yollarımızı, yerleşim yerlerimizi yok etmekte, yaşamları almaktadır.

Giderek kirlettiğimiz sularda ve denizlerdeki yaşam azalmakta ve fakirleşmektedir.

Soluduğumuz hava kirlenmekte, değişmekte olan iklimin yaşamın geleceği üzerinde oluşturduğu

tehdit giderek artmaktadır”.
Aslında bu krizin sessiz olduğunu söylemek artık mümkün değildir. Kriz sesini, giderek artan sellerde, hızla ilerleyen çöl alanlarında, yoksulluk ve açlıkta, betonlaşan çevrelerde mutluluğu bulamayan insanların sesinde, yok olan yaban hayatı ve bitkilerin sesinde duyurmaktadır.

Bu gerçek krizin çözümü her şeyden önce gerekli politik vizyon ve iradenin gelişmesine bağlıdır. Ülkenin kalkınma amaç ve politikalarının belirlenmesi sırasında doğal kaynakların ve çevrenin korunmasına ve geliştirilmesine gerekli önem verilmelidir. Bu amaç ve politikaların gerçekleşmesine hizmet edecek kurumların uygun şekilde geliştirilmesi ve güçlendirmesi de en öncelikli ihtiyaçlar arasındadır.

Dünya doğal kaynaklarının en önemli ana parçalarından birini oluşturan orman ekosistemleri halen yaklaşık 3.9 milyar ha. alan üzerinde yayılış göstermekte ve yerküre yüzeyinin yaklaşık %30’unu kaplamaktadır. FAO tarafından bundan 4000 yıl önce orman alanının 8 milyar ha. civarında olduğu tahmin edilmektedir. Mevcut ormanların önemli bir bölümü de tahribatlar sonucu bozulmuş olup, tahribat devam etmektedir. Yapılan tespitler halen dünyada her yıl 9.4 milyon ha. orman alanının yok olduğunu göstermektedir. Gelişmiş ülkelerin ormanlarının muhafaza edildiği, hatta bir miktar arttığı, buna karşılık gelişmekte olan ülkelerde verimli ormanların bozulmaya, bozuk ormanların yok olmaya devam ettiği görülmektedir. Kaybolan her orman parçası ile birlikte havamızın, suyumuzun ve toprağımızın da bir parçası, yani yaşam sigortamız yok olmaktadır.

Tehdit çok ciddidir ve çözüm yerel ve ülkesel tedbirlerin yanında, bölgesel ve küresel dayanışmayı da gerektirmektedir. Bu gerekliliğin altı 1992 yılında Rio’da gerçekleştirilen ve ülkemiz de katıldığı Birleşmiş Milletler Çevre Konferansı’nda kabul edilen Ormancılık Prensipleri ve Gündem 21’de çizilmiştir. Gündem 21 çevre ve doğal kaynakları etkileyen tüm alanlarda Hükümetlerin, Kalkınma Örgütlerinin, Birleşmiş Milletler kuruluşlarının ve ilgili sektörlerin kurum ve kuruluşlarının yapması gerekenleri tanımlayan bir eylem planı’dır. Ülkeler Rio Konferansı sırasında ayrıca, Biyolojik Çeşitlilik, Çölleşme ile Mücadele ve İklim Değişikliği sözleşmelerini imzalamak suretiyle sorumlulukları paylaşmayı taahhüt etmişlerdir. Bu anlaşmalar ülkemizce de imzalanmış ve Parlamentomuzca onaylanmıştır (İklim Değişikliği Sözleşmesi hariç).

Rio Konferansı kararlarının uygulanmasının takibi ve desteklenmesi amacıyla son yıllarda uluslararası ve bölgesel düzeyde çok çeşitli girişimlerin ve süreçlerin başlatıldığını görmekteyiz. Bunlar arasında Birleşmiş Milletler Ormancılık Forumu (1997 yılına kadar Hükümetler arası Ormancılık Paneli (IPF), 1997-2000 arasında Hükümetler arası Ormancılık Forumu (IFF) olarak çalışmıştır), tropik ormanların, ılıman kuşak ormanlarının, kurak ve yarı kurak bölge ormanlarının korunması ve sürdürülebilir yönetiminin geliştirilmesine yönelik gayretler binlerce uzmanın katılımları ile devam etmektedir. IFF/UNFF’un değerlendirme sonuçları ve önerileri Birleşmiş Milletler Ekonomi ve Sosyal Konseyine (ECOSOC) ve zaman zaman da genel kuruluna sunulmaktadır. Uluslararası yardım örgütleri bu girişimlere teknik ve finans desteği sağlamak suretiyle katılmaktadır.

Birleşmiş Milletler Ormancılık Forumunun kararlarının uygulanması çalışmalarını desteklemek üzere, Birleşmiş Milletler Ekonomik ve Sosyal İşler Dairesi (DESA), Dünya Bankası, FAO ve Uluslararası Tropik Ormanlar Örgütü (ITTO), Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP), Uluslararası Ormancılık Araştırma Enstitüsü (CIFOR), Küresel Çevresel İmkanı (GEF) ile Biyolojik Çeşitlilik, Çölleşme ile Mücadele Sözleşmeleri Sekreteryalarından oluşan 1995 yılında Ormanlar ile İlgili Kurumlar arası Güç Birliği (CPF) oluşturulmuştur. Ayrıca, tüm uluslararası girişim ve süreçlerde sivil toplum örgütlerinin ve sivil toplum hareketinin de giderek artan şekilde yer almakta ve etkinliğini artırmakta olduğunu görmekteyiz. Ülkemiz tüm bu girişim ve süreçleri yakından izlemekte ve özellikle Birleşmiş Milletler Ormancılık Forumu ve Avrupa Ormanlarının Korunması (Helsinki) Sürecine aktif olarak katılmaya önem vermektedir.

Uluslararası tüm girişim ve süreçlerin birleştiği, ormanların sürdürülebilir yönetimi ile ilişkili ortak politikalar, ilkeler ve beklentiler aşağıdaki şekilde ifade edilebilir.

1. Ülkelerin kendi doğal kaynakları üzerindeki hükümranlık haklarına saygı.

2. Çevre kaynaklarının korunması ile ilgili küresel sorumluluk.

3. Ormanların çok yönlü faydaları ve fonksiyonları sağlayacak şekilde yönetimi.

4. Ormanların biyolojik çeşitliliğinin korunmasına özel önem.

5. Yerel kırsal toplulukların (orman köylülerinin) kültürlerinin ve haklarının korunması.

6. Kırsal kalkınmaya destek, çok sektörlü kırsal kalkınma uygulamaları.

7. Katılımcılığın geliştirilmesi.

8. Toplum bilincinin ve politik irade ve desteğin geliştirilmesi.

9. Kurumsal ve yasal çerçevelerin geliştirilmesi.

10. Ulusal ormancılık programı veya planının hazırlanması, ormancılık politikasının geliştirilmesi.

11. Yetki ve sorumlulukların yerelleşmesi.

12. Ormancılık araştırma ve envanter çalışmalarının güçlendirilmesi.

13. Sürdürülebilir orman yönetimi için uygun kriter ve göstergelerin kullanılması ve sertifikasyon.

14. Orman ürünleri ticaretinde serbestiyet ve rekabetin geliştirilmesi.

Değişik uluslararası süreçlerce kabul edilen Sürdürülebilir Orman Yönetimi Ana Kriterleri:



1. Ormanların ve alanlarının muhafazası ve genişletilmesi.

2. Ormanların zararlılara (biyotik ve abiotik) karşı korunması.

3. Ormanların biyolojik çeşitliliğinin korunması.

4. Ormanların üretim fonksiyonlarının muhafazası ve geliştirilmesi. (odun ve diğer orman ürünleri)



5. Ormanların koruyucu ve çevresel fonksiyonlarının muhafazası ve geliştirilmesi.

(toprak ve su kaynaklarının korunması, karbon birikimi, vb.).
6. Ormanların sosyo-ekonomik ve kültürel hizmet ve fonksiyonlarının muhafazası ve geliştirilmesi.

7. Uygun ormancılık politikalarının, kurumsal yapıların, yasal çerçevenin oluşturulması.

Bu kriterlerin altında çok sayıda uygun gösterge mevcut olup, bu göstergelerin değerlerinin periyodik olarak, kalitatif ve kantitatif veya tanımlayıcı şekilde belirlenmesi, bir önceki döneme ait değerlerle mukayesesi ve elde edilen sonuçlara dayalı olarak geliştirme tedbirlerinin alınması öngörülmektedir.

Diğer taraftan bu gayretler içinde gelişmiş ülkelerin, gelişmekte olan ülkelerin doğal kaynaklarının korunması sorumluluğuna gerekli katkıları sağlamakta olduğunu söylemek mümkün değildir. Hatta, birçok gelişmiş ülkenin ve uluslararası firmaların diğer ülkelerin doğal kaynaklarını ve biyolojik çeşitlilik kaynaklarını kendi çıkarları için tahrip edici ölçülerde kullanma gayretlerinin devam ettiği de bilinmektedir. Diğer bir deyişle, ülkeler kendi doğal kaynaklarını daha etkin korumaya, daha iyi geliştirmeye ve daha adil ve dengeli kullanmaya yönelik uygun ulusal politika, strateji, ve programlar ile bunları gerçekleştirecek uygun sistemleri ve kurumları bizzat kendileri geliştirmek zorundadır.

2. TÜRKİYE’DE ORMANCILIĞIN AMAÇLARI, ÇOK YÖNLÜ FAYDALARI VE

ÜLKENİN SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMASI AÇISINDAN ÖNEMİ


2.1. Ormancılığın Tanımı ve Amaçları

Ormanlar üzerinde yüzyıllardır süregelen baskı ve orman kaynaklarının yönetimindeki yetersizlikler her şeyden önce ormanın ve ormancılığın tanımlanması ve çok yönlü işlevlerinin toplum tarafından algılanmasındaki yetersizlikler ile ilişkilidir. Örneğin; yürürlükteki Orman Kanununda: “tabii olarak yetişen veya emekle yetiştirilen ağaç ve ağaç toplulukları yerleri ile beraber orman sayılır” şeklindeki tanım, ormanı tanımlamakta son derece yetersiz kalmaktadır. Oysa bilimsel olarak orman: “ağaçlıklarla birlikte diğer bitkiler, hayvanlar ve toprak organizmaları gibi canlı varlıklarla, onların yaşama ve gelişmesini sağlayan yetişme ortamı adı verilen toprak, iklim, yeryüzü şekli gibi cansız çevre koşullarından oluşur” (Çepel). VIII. Beş Yıllık Kalkınma Planı Ormancılık Özel İhtisas Komisyonu Raporunda ise orman: “odun ve odun dışı çok değişik ürün ve hizmetler üreterek topluma fayda sağlayan, kendi içinde birtakım dengeleri olan, canlı, dinamik ve karmaşık yapıda, çok boyutlu bir sistem ve yenilenebilir özellikte olan bir kaynaktır” şeklinde tanımlanmaktadır. Son yıllarda, orman içinde yaşamakta olan kırsal toplulukların da orman ekosisteminin bir parçası olarak kabul edilmesi yönünde ki görüş sahipleri de çoğalmaktadır. Orman ekosistemlerine yapılan olumlu veya olumsuz müdaheleler sadece bu ekosistemi değil, çevredeki tüm diğer doğal kaynakları da etkileyebilmektedir.

Geçmiş dönemlerde ormancılık: “ormanların korunması, odun üretiminin sürdürülebilir olarak sağlanması, teknik ormancılık uygulamaları ile ormanların ıslahını ve geliştirilmesini sağlamak” olarak algılanmış ve uygulanmıştır. Ancak, ormanların odun dışı ürün ve hizmetlerinin, çevresel, sosyal ve kültürel rollerinin önemi hakkında toplumda giderek artan bilinçlenme ile ormanların değişik ürün, hizmet ve fonksiyonları ile ilgili beklentilerdeki artışlar ve bunların önceliklerindeki değişimler, ormancılığın geçmiş dönemlerdekinden çok daha kapsamlı bir meslek olarak tanımlanması ve uygulanması gerekliliğini ortaya koymaktadır.

Tanınmış ormancı bilim adamları (A.Van. Maaren, Zivnuska, Hummel. vb.) ormancılığı: “orman alanları üzerinde veya beraberinde bulunan doğal kaynakların insan refahı doğrultusunda kullanımı ve yönetimi” şeklinde tanımlamaktadırlar. Bizim de taraf olduğumuz Avrupa Ormanlarının Korunması (Helsinki) Sürecinde ise, orman kaynaklarının sürdürülebilir yönetimi: “ormanların, biyolojik çeşitliliğini, verimliliğini, gençleşme kapasitesini ve sağlığını muhafaza edecek, orman alanları ve kaynaklarının potansiyellerinden; ekonomik, sosyal ve kültürel faydaları bugün ve gelecekte, yerel, ülkesel ve küresel düzeylerde sürdürülebilir olarak sağlayacak ve diğer ekosistemlere zarar vermeyecek şekilde yönetilmesidir”.

Halen yürürlükte olan VIII. Beş Yıllık Kalkınma Planında ormancılığın tanımı: “toplumun orman ürünlerine ve hizmetlerine olan ihtiyaçlarını sürekli ve optimal olarak karşılamak amacıyla biyolojik, teknik, ekonomik, sosyal, kültürel ve yönetsel çalışmaların tümünü kapsayan çok yönlü ve sürdürülebilir bir etkinlik” olarak yapılmıştır. Diğer bir deyişle ormancılık, biyolojik ve teknik yönleri yanında ekonomik, sosyal, kültürel ve yönetsel boyutları da önemli olan bir kaynak yönetim mesleği olarak algılanmaktadır.

Ulusal ormancılık amaçları her ülkenin ormancılık politikası içinde ifade edilir ve en üst düzeydeki bir ana amaç ile bunun altındaki düzeylerde alt amaçlardan oluşur. Ana amaca, alt düzeydeki amaçların gerçekleştirilmesi ile ulaşılabilecektir.

Ormancılığının ana amacı kısaca “ormanların sürdürülebilir yönetimi ile toplum ve yerküre ölçeğinde gönence (refaha) optimal katkının sağlanmasıdır” (Geray).

Ana amaç altındaki alt amaçlar (görevler) genel olarak aşağıdaki üç başlık altında toplanabilir.



1. Orman alanlarının ve kaynaklarının etkin şekilde korunması

  • Ormanların sınırlarının ve alanlarının korunması.

  • Ormanların biotik ve abiotik zararlılara karşı korunması.

  • Ormanların biyolojik çeşitliliğinin korunması.

2. Ormanların uygun işlevlere göre geliştirilmesi ve genişletilmesi

  • Ormanların geliştirilmesi.

  • Orman alanlarının genişletilmesi.

3. Ormanlardan çok yönlü, sürdürülebilir faydalanma, faydaların adil ve dengeli paylaşımı

  • Orman ürünleri (odun ve odun dışı).

  • Sosyal-kültürel hizmetler.

  • Ekolojik ve çevresel hizmetler ve fonksiyonlar.

Bu amaçlara ulaşmak için orman kaynakları yönetimi aşağıdaki safhaları kapsayacaktır:

  1. Planlama;

  2. Uygulama;

  3. İzleme, denetim, değerlendirme ve geliştirme.

Planlama çalışmalarının ise:



(i) orman kaynaklarının mevcut durum ve potansiyellerinin;

(ii) orman kaynaklarından ve yönetiminden talepler ve beklentilerin;

(iii) orman alanlarının ve kaynaklarının uygun işlevlerinin (yönetim amaçlarının) belirlenmesi;

(iv) mevcut araçlar-imkanlar ile kısıtların dikkate alınması suretiyle, amaca ulaşmak için mevcut

alternatifler arasında en uygun olanının seçilmesi; ve

(v) gerçekleştirilecek eylemlerin zamansal ve mekansal planlamasını kapsaması gerekmektedir.

Orman kaynakları yönetiminin tüm safhalarında dikkate alınması gereken ve VIII. Beş Yıllık Kalkınma Planında kabul edilmiş bulunan ilkeler şunlardır:

- Sürdürülebilirlik

- Ekosistem yaklaşımı (orman ekosistemlerinin korunması, diğer ekosistemlere zarar verilmemesi)

- Biyolojik çeşitliliğin korunması

- Çok amaçlı yönetim ve faydalanma

- Katılımcılık

- Toplumun dengeli kalkınmasına katkı

Bunlara aşağıdaki ilkelerin de ilave edilmesi uygun olacaktır (Geray):

- Verimlilik ve maliyet etkenliği

- Saydamlık, hesap verebilirlik

- Geleneksel, toplumsal yapılara saygı

- Hakça paylaşım ve toplum yararı.
Ülkemizde bugüne kadar uygulanan geleneksel ana ormancılık politikaları ve stratejileri ise:

(i) ormanların korunması;

(ii) odun üretiminde yeterlilik ve devamlılık;

(iii) bozuk orman alanlarının ormanlaştırılması;

(iv) milli park, rekreasyon, av-yaban hayatı çalışmalarının yürütülmesi;

(v) orman köylülerinin kalkınmalarını desteklemek suretiyle ormanlara bağımlılıklarının ve zararlı

etkilerinin önlenmesi şeklinde olmuştur.

Mevcut kurumsal yapı ve mevzuatın da bu politikalar paralelinde oluştuğu görülmektedir. Tüm bu politikalarda; karar verme, planlama ve uygulama süreçlerindeki yetki ve sorumlulukların büyük ağırlıkla devlet ve toplum adına devlet orman teşkilatınca yüklenilmesi ve ormanların kamu yararı amaçlı yönetilmesi öngörülmüştür.


2.2. Ormancılığın Ülkenin Sürdürülebilir Kalkınması Açısından Önemi

Dünya Çevre ve Kalkınma Komisyonu tarafından kabul edilen ve Brutland Raporunda verilen (1987) tanıma göre sürdürülebilir kalkınma: “kaynakların kullanımının, yatırımların yönlendirilmesinin, teknolojik ve kurumsal değişimin ahenk içinde olduğu ve insan ihtiyaç ve beklentilerini karşılamada mevcut ve gelecekteki potansiyeli güçlendiren bir değişim sürecidir”. Sürdürülebilir kalkınmanın ekonomik, çevresel, sosyal ve kültürel boyutu mevcuttur.

Orman kaynaklarının sürdürülebilir yönetimi, sürdürülebilir kalkınmanın bu dört temel boyutunun tamamı için son derece önemli ve gereklidir. Orman kaynaklarının çok çeşitli ürün ve hizmetleri sağlayan yenilenebilir bir kaynak olması, bu ürün ve hizmetlere olan talebin hızlı bir artış içinde bulunması, ormancılığın esnekliği olan girdi ve çıktılar yönünden farklılaşmalara uyum gösteren bir sektör olması, emek-yoğun teknolojilerin uygulandığı ve vasıfsız işgücünü işlendirilmesi nedenlerinden dolayı ormancılık sektörü sürdürülebilir kalkınmayı desteklemede özel bir önem kazanmaktadır (kalkınmada görünmez el).

Ormancılık sektörünün ülke ekonomisine katkısı ile ilgili bilgiler ve bu alandaki çalışmalar genelde yetersiz kalmıştır. 1980 yılında DİE tarafından gerçekleştirilen bir değerlendirmeye göre, bu katkı %0.5 civarında tahmin edilmiştir. 1984 yılında OGM tarafından gerçekleştirilen ve kayıt dışı odun üretimi ve sübvansiyonlu satışları da dikkate alan değerlendirme ormancılık sektörünün milli ekonomi içindeki payını %1.76 olarak belirlemiştir. DİE’nin 1985 yılında gerçekleştirdiği bir çalışmaya göre, ormancılığın geri ve ileri bağlantı oranları 0.127 ve 0.786’dir. Buna göre ormancılık ara malı üreten ve kendisi dışında birçok sektöre girdi veren dolayısıyla stratejik önemi olan ve uyaran bir sektördür.

Ormanların sağlamakta olduğu işlevler ve faydalar şu şekilde özetlenebilir.
2.2.1. Orman ürünleri faydalanması

2.2.1.1. Odun üretimi ve faydalanması:

Ormanlardan odun üretimi geleneksel olarak en öncelikli faydalanma amacı ve şekli olmaktadır. Halen normal (verimli) orman alanlarının yaklaşık %80’i odun üretiminin ana amaç olduğu işletme ormanlarıdır. Yıllık odun üretimi yaklaşık 15 milyon m3’tür. Bu miktarın yaklaşık yarısı yapacak diğer yarısı yakacak odundur. Yapacak odun üretiminin büyük bölümünün kalitesi düşüktür. Ormanlardan kayıt dışı odun üretimi (çoğunlukla mahalli köylülerin enerji ihtiyacını karşılamak amacıyla) artan göç ve ikame maddeleri kullanım nedeniyle azalma göstermekte ise de hala önemli miktardadır (kaba tahminlere göre 5 milyon m3 civarında).

Odun üretimi çalışmalarında yaratılan istihdam miktarı (genelde yerel orman köylüleri için) önemli miktarlarda (2000 yılında 13 milyon işçi gün ve bu amaçla yapılan ödeme 90 trilyon TL. civarında) olup OGM toplam bütçe harcamalarının yaklaşık %25’ini oluşturmaktadır.

Yapacak odun üretiminin yaklaşık %35’i açık artırmalı, %35’i tahsisli satışlar (devlet ve özel sektör kuruluşlarına) olarak gerçekleşmekte, %12’si orman köylülerine yasal hak olarak indirimli fiyatlarla (sübvansiyonlu) sağlanmaktadır. Yakacak odun üretiminin ise yaklaşık yarısı orman köy ailelerine indirimli fiyatlarla sağlanmakta, ayrıca 1/3’ü orman köylülerine ve kooperatiflerine gelir sağlamaları amacıyla maliyet bedeliyle verilmektedir (Pazar satış hakkı). Bu durumda toplam odun üretiminin yaklaşık yarısı sübvansiyonlu satışlarla orman köylülerine sağlanmaktadır. Odun üretiminin ekonomiye katkısı 500 milyon dolar civarında tahmin edilmektedir.

2.2.1.2. Odun dışı orman ürünleri faydalanması



Türkiye ormanlarının çok zengin biyolojik çeşitiliği, ülkenin değişik yörelerinde yayılış gösteren ormanlar içinde zengin ODOÜ kaynaklarının yer almasına imkan sağlamaktadır. Türkiye ormanlarından sağlanan çok çeşitli ODOÜ’nden (hayvan yemi, su, tıbbi ve aromatik bitkiler, meyveler, sanayi hammaddeleri, mantarlar, süs bitkileri, yaban hayvanları ürünleri, vb.) gerek yerel gerekse ülke bazında çok çeşitli ihtiyaçların karşılanmasında yararlanılmakta, ayrıca ihraç yoluyla önemli sayılabilecek gelir imkanları sağlanmaktadır. Mevcut kısıtlı bilgi ve verilere dayalı olarak yapılan kaba tahminlere göre ODOÜ’nin ithalat değerlerine dayalı olarak tahmin edilen yıllık minumum katkı değeri 110 milyon dolar civarındadır. Ancak, bu ürünlerin yerel ve iç piyasadaki tüketim miktarları bilinmediğinden bu hesaplara dahil edilmemiştir. ODOÜ kaynaklarının uygun ve sürdürülebilir yönetimleri durumunda sağlayabilecekleri potansiyel faydalanma değerleri ise bu değerin çok daha üzerindedir.

ODOÜ’lerinin bir bölümü (sığla yağı, reçine, vb.) doğrudan OGM tarafından ve hazırlanan yıllık programlara göre üretilmekte ve pazarlanmaktadır. ODOÜ’lerinin geri kalan büyük bölümünün üretim ve yararlanması ise, OGM’ye sembolik tarife bedelleri ödemeleri karşılığında, orman köylülerince gerçekleştirilmektedir.

Özellikle Ege ve Akdeniz bölgelerinin bazı yörelerinde ODOÜ orman köylülerinin önemli gelir ve geçim kaynakları arasındadır. Bununla beraber, orman köylülerinin bu kaynaklardan halen sağlamakta oldukları faydalanmalar potansiyel faydalalanma imkanlarının çok altındadır. Bazı ODOÜ’nin üretimleri ve ihracatları sırasında gerekli özen ve kontrol sağlanamamaktadır.

ODOÜ arasında, hayvan yemi ve su kaynakları faydalanması özel öneme sahiptir. Hayvan yemi faydalanması orman içi mera ve otlak alanlarında otlatma, ağaç yaprakların toplanıp yem olarak kullanılması şeklinde olmaktadır. Bunun yanında, birçok yörede orman alanlarında da otlatma yapılmaktadır. Orman içi mera sahalarının alanı 1.5 milyon ha. civarındadır. Halen bozuk olarak kabul edilen orman alanları ile resmen orman sınırları içinde olmamakla beraber orman yönetim planlarında yer alan 11 milyon ha. civarındaki OT (orman toprağı) alanının önemli bir bölümünden halen otlatma amacı ile yararlanılmaktadır. Toplum gönenci açısından ot ve yaprak faydalanmasının öneminin başlıca nedenleri şunlardır: (a) faydalanma büyük bir insan kitlesini ilgilendirmektedir; (b) bu kesim genellikle yoksuldur; (c) besin güvenliğine katkısı önemlidir; (d) göçü önlemeye ve yerel kültürü korumaya katkı sağlamaktadır; (e) elde edilen ürünleri ekolojik ürün değerine sahiptir; (f) doğadaki vejetasyon olanakları değerlendirilmektedir. Özet olarak, uygun alanların hayvan yemi faydalanması işlevi ile yürütülmesi ve kurumsal yapı ve kapasitelerin bu yönde geliştirilmesi beklenmektedir.

Suyu arzeden doğal kaynakların temel ögeleri orman ekosistemleri ve otlaklar olup, ormansızlaşma ve otlak alanlarının tahribatı su kaynaklarının düzeninin bozulmasına, miktar ve kalitesinin azalmasına neden olmaktadır. Ülkemizde 104.5 milyar m3 olarak tahmin edilen yıllık ekonomik olarak kullanılabilecek su miktarının 48.1 milyar m3’ü orman alanlarında üretilmektedir (Kantarcı, 1993).

Orman içi sularda yaşayan balık ve diğer su ürünleri ile yaban hayvanlarından elde edilen ürünler (et, post, deri, vb.) yerel halkın gıda güvenliğine ve geçimine katkı sağlama bakımından çok ciddi bir potansiyele sahiptir. Örneğin yaban hayvanları populasyonlarının normal düzeylere getirilmesi halinde bu kaynaklardan sağlanabilecek yıllık et miktarının 47 bin ton civarında olacağı tahmin edilmekte olup, 2.5 milyon adet besi koyununa eşdeğerdir.



2.2.2. Sosyal ve kültürel işlevler ve faydalar

Toplumun son yıllarda hızla şehirleşmesi, eğitim, bilinç ve gelir düzeyinin gelişmesi paralelinde ormanların sağladığı rekreasyon, turizm, peyzaj (görsel değerler), avcılık, balıkçılık gibi sosyal ve kültürel hizmetlere olan talepleri ve orman kaynaklarından faydalanmada bu işlevlerin nisbi önem ve önceliğinde önemli artışlar görülmektedir. Orman içinde rekreasyon faaliyetlerine imkan sağlamak amacıyla 233 rekreasyon alanı tesis edilmiş olup, milli park ve tabiat parklarının çoğundan da rekreasyon ağırlıklı yararlanılmaktadır. Rekreasyon sahaları yılda 10 milyonun üzerinde kişi tarafından ziyaret edilmekte olup, önümüzdeki yıllarda daha da artacağı beklenmektedir. Son yıllarda turizm firmaları tarafından yerli ve yabancı turistler için günlük veya birkaç günlük olarak düzenlenen gezilerin arttığı görülmektedir. Ayrıca çeşitli cemiyetlerce yürüyüş ve kamping etkinlikleri de yaygınlaşmaktadır. Türkiye’de son yıllarda bazı orman ve yayla alanları üzerinde turizmi geliştirme alanlarının, yeterli çevresel etki değerlendirmesi yapılmadan, tesis edildiği ve bu sahalarda hızlı bir yapılaşmanın olduğu görülmektedir. Büyük şehirler civarında rekreasyon ve peyzaj güzelleştirme amacıyla yeşil kuşak ağaçlandırma çalışmaları AGM tarafından özel bir program dahilinde yürütülmektedir. Şehir ve yerleşim yerleri etrafında diğer amaçlarla (odun üretimi, vb.) tesis edilmiş bulunan birçok ağaçlama sahasının gelişen talepler doğrultusunda rekreasyon amaçlı kullanıldığı gözlenmektedir.

Ormanlar av ve yaban hayatı için en güvenli habitat alanlarını sağlamaktadır. Avcılık ülkemizde önemi gittikçe artan bir etkinlik durumundadır. Halen 2 milyon civarında avlanma belgeli avcıya karşın düzenli olarak avlanan avcı sayısı 150,000 civarında tahmin edilmektedir. Çok sayıda (1153) avcı cemiyetleri (bir bölümü Gençlik ve Spor Bakanlığı Avcılık Atıcılık Federasyonuna bağlıdır), av malzemesi ticareti ile uğraşanlar, az sayıdaki av safari firmaları, iki adet vakıf ve avlanma yörelerinde yaşayan köylüler bu sektörün değişik ilgi gruplarını oluşturmaktadır. Devlet kuruluşları arasında ise av ve yaban hayatının korunması ve geliştirilmesinden birincil derecede sorumlu kuruluş Orman Bakanlığı ve bu bakanlık içinde MPG’dir. MPG’nin son yıllarda avcı dernekleri ile ortak eğitim ve koruma çalışmaları başarılı katılımcı çalışmalar için örnek verilebilir. Ülkemiz yerli avcılar dışında yabancı avcılar için de çok cazip av kaynaklarına sahip olup, av kaynakları ve avcılığın gerçek potansiyelinin değerlendirilmesi halinde gerek ülke ekonomisine gerekse yerel köylülere önemli bir gelir kaynağı yaratılabilecektir. Av ve yaban hayatı gelirleri ülkemizde birkaç trilyon TL. olarak gerçekleşirken, Almanya’da 400 trilyon, Fransa’da 100 trilyon ve Macaristan’da 100 trilyon TL. karşılığı düzeylerindedir.

Orman içinde mevcut çok sayıda akarsular üzerinde son yıllarda çok sayıda alabalık çiftliğinin tesis edildiği görülmektedir. Buna karşılık, bu akarsular, göl ve göletlerin sahip olduğu önemli olta balıkçılığı potansiyelinden yararlanma son derece yetersiz durumdadır.



Yaklaşık 19,000 orman köyünde, 2 milyon hanede 7 milyon civarında orman köylüsü yaşamaktadır. Orman köylülerinin büyük bölümünün tarım alanları ve diğer gelir kaynakları çok kısıtlı olup, toplumun en yoksul kesimleri arasında yer almaktadır. Ormanlardan sağlanan gelir imkanları da sadece mütevazi düzeydedir. Yoksullukla mücadele ve kırsal kalkınma alanında politik destek, diğer kurum ve kuruluşların ilgileri, öncelikleri ve katkıları da yeterli olmaktan uzaktır. Bu durum sonucu, orman teşkilatı, ormanlar üzerine baskının azalması amacıyla, orman köylülerinin kalkındırılmasının, desteklenmesinin ana sorumluluğunu yüklenmeye karar vermiş ve bu amaçla politikalar geliştirmiş, kurumsal ve yasal düzenlemelerin gerçekleşmesine önderlik etmiştir (ORKÖY’ün kurulması, Orman Köylülerinin Desteklenmesi Yasası, orman köylülerinin yapacak ve yakacak ihtiyaçlarının indirimli fiyatlarla karşılanması, orman köy kooperatiflerine indirimli odun satışları, odun dışı orman ürünlerinin tarife bedeli faydalanma hakları, vb.). Ancak yapılan değerlendirmelere göre bu destek ve programların orman köylülerinin kalkınmasına sağladığı katkılar sadece mütevazi düzeylerde ve yetersiz kalmıştır. 1998 yılında, Dünya Bankası ile beraber yürütülen Ormancılık Sektör İncelemesi Çalışması sırasında 211 orman köyünde yapılan bir sosyal değerlendirme çalışmasına göre orman köylülerinin ormanlardan sağladığı gelirlerin, toplam aile gelirinin sadece %14’ü düzeyinde olduğunu göstermektedir. ORKÖY teşkilatını kuran ve desteklenmesi için yasa çıkaran devlet, bu teşkilatın çalışması için yasalarda belirlenen sorumluluklarını (finans desteğini) yerine getirmemiştir. ORKÖY’ün yetersizlikleri arasında özellikle: (i) orman teşkilatının diğer birimleri ile faaliyetlerini entegre etme ve eşgüdüm sağlamada; (ii) köy kalkınma alanında çalışan diğer devlet kuruluşları ve sivil toplum örgütleri ile işbirliği alanında; (iii) kıt kaynaklarını, ormana gerçekten bağımlı ve yoksul orman köylerine yönlendirmede (özellikle politik amaçlı müdahele ve tercihler nedeniyle) yer almaktadır. ORKÖY’ün bugüne kadar sağladığı kredi desteği orman köy ailelerinin sadece %15’ine ulaşabilmiştir. Sağlanan toplam desteğin tüm orman köylü nüfusuna bölünmesi halinde fert başına sağlanan ortalama kredi desteği sadece 4 dolar’a tekabül etmektedir. Diğer bir hesaplamaya göre ormanlardan odun üretiminin tüm gelirleri orman köylülerine verilse bile sağlanabilecek katkı fert başına sadece 10 dolar civarında olabilecektir. Bu durum, mevcut yapı, politika ve programların geliştirilmesi ihtiyacını açıkça ortaya koymaktadır. Halen FAO desteği ile ve tamamen Türk uzmanlarının katkıları ile yürütülen Ulusal Ormancılık Programı’nın Hazırlanması Projesi çalışmaları, çözüm için kırsal kalkınma ile orman ve diğer doğal kaynakların korunması, geliştirilmesi ve faydalanmasını kombine eden havza bazında entegre ve katılımcı çalışma modellerinin uygun olacağını ortaya koymaktadır. Geliştirilecek ve uygulanacak yeni model içinde uygun orman alanlarında, orman köylüsüne dayalı odun dışı orman ürün ve hizmetlerinden faydalanmaya özel önem verilmelidir (hayvan yemi ve su kaynaklarının faydalanması, ekoturizm, av ve yaban hayatı faydalanması, vb.). Orman köylülerinin kendi sorunlarının çözümüne yönelik ortak gayretleri ve örgütlenmeleri zayıf olup, orman teşkilatı ve sivil toplum örgütlerinin bu alandaki politika, kapasite ve programlarını güçlendirmeleri gerekmektedir. Bu durumların sonucu olarak son yıllarda orman köylerinden dışarıya göç yüksek oranlarda devam etmekte olup, orman köylülerinin nüfusu önemli miktarlarda azalmaktadır. Orman köylerinde yoksulluğun azaltılması ve kalkınma bir ulusal sorun olup, çözümü herşeyden önce politik irade ve geliştirilecek uygun politika ve programlara yeterli destek sağlanmasını gerektirmektedir. Bu bağlamda, son dönemlerde gündemde olan köykent modelinin, havza bazında entegre kalkınma modeli ile birleştirilerek uygulanması uygun bir politika olabilecektir. Ancak, bu modelin sürdürülebilirliği ve yaygınlaştırılabilirliği için gerekli finansal, kurumsal, yasal ve politika geliştirmeye yönelik ciddi çalışmalar gerçekleşmediği takdirde köykent modelinin geçmiş dönemlerde olduğu gibi birkaç pilot uygulama ile kalması ihtimali yüksektir.
2.2.3. Ormanların koruyucu ve çevresel fonksiyonları

Toplumda ormanların koruyucu ve çevresel fonksiyonlarına (toprak kaynaklarının korunması, su kaynaklarının düzenlenmesi, sel zararlarının önlenmesi, karbon birikimi, hava kirliliğinin önlenmesi, vb.) verilen önem ve bu alanda bilinç ve beklentiler özellikle son yıllarda önemli bir artış göstermektedir. Dağlık ve engebeli topoğrafyaya ve hassas toprak-su dengelerine sahip olan ülkemiz topraklarının yaklaşık %80’i değişik şiddette erozyon sorununa maruzdur. Erozyonla her yıl taşınan toprak miktarı 500 milyon ton olarak tahmin edilmekte olup, bu miktarın 350 milyon tonu nehirler ve akarsular vasıtasıyla barajlara taşınmakta ve enerji, sulama ve tarım sektörlerine çok önemli katkılar sağlayan barajların verimlilik ve devamlılığını tehdit etmektedir. Ormanların; toprak muhafaza -erozyonun önlenmesi-, su rejiminin düzenlenmesi ve sellerin önlenmesi suretiyle alt havzalardaki tarım alanlarındaki ürün ve verimlilik kayıplarını azaltmak ve gıda güvenliğini sağlamak, alt yapı ve yerleşim yerleri üzerindeki zararları önlemek, barajlarda sedimentasyonu azaltmak suretiyle sulama, enerji üretimi kayıplarını azaltmak, kullanma ve içme suyu temini vasıtasıyla sağlamakta olduğu doğrudan veya dolaylı ekonomik katkıların toplam değerinin çok yüksek ve muhtemelen odun üretim değerinin üzerinde olduğunu söylemek hatalı olmayacaktır. Avrupa’da ormanların tahribi sonucu meydana gelen erozyon zararının yıllık değeri 30.4 milyar dolar olarak tahmin edilmektedir (8. Plan Ormancılık ÖİKR). Bunların dışında can kayıplarının önlenmesi suretiyle sağlanan ve para ile ölçülemeyen katkıların önemi açıktır. Ormanların karbon birikimi ve hava kirliliğinin azaltılması fonksiyonlarının sadece ulusal açıdan değil, küresel açıdan da önemli olduğu kabul edilmektedir. Dünyada tropik ormanların iklim düzenleme bakımından sağladığı ekolojik üretimin parasal değeri yıllık 3.7 trilyon dolar olarak tahmin edilmektedir. Ancak tropik ormanların tahribi sonucu atmosfere karışan karbon miktarında 1.6 milyar tonluk bir artış meydana gelmiştir (Çepel, 1999). Ülkemizde ormanların tuttuğu karbon miktarı 424 milyon ton olarak tahmin edilmektedir (8. ÖİKR). Son yıllarda hazırlanan orman amenajman planlarında koruyucu fonksiyonlara verilen önemin artığı ve bu amaçla koruma işletme sınıfına ayrılan orman sahalarında önemli bir artış sağlandığı görülmektedir. AGM teşkilatının erozyon kontrolü amaçlı çalışmalarındaki artışın, diğer ağaçlama çalışmalarına nazaran daha fazla olduğu görülmektedir. Ancak erozyonun ana kaynaklarından birini oluşturan mera ve otlak alanlarının ıslahı ve yönetiminin geliştirilmesi alanındaki çalışmaların yeterli olduğunu söylemek mümkün değildir. Bu alanda, entegre ve katılımcı havza ıslahı ve yönetimi modelini geliştirmeye çalışan ve 1992 yılından beri devam etmekte olan Doğu Anadolu Havza Islahı Projesi önemli katkılar ve deneyimler sağlamaktadır. Ayrıca STÖ’lerin toplumun bilinçlenmesi ve politik sorumluluğun gelişmesi yönündeki katkılarının çok önemli olduğu bilinmektedir. Bu kuruluşlar ayrıca katılımcı yaklaşımlara dayalı bazı pilot uygulamaları da gerçekleştirmektedir. Ancak kazanılan deneyimlerin paylaşımı ve yaygınlaştırılmasında sorunlar bulunmaktadır.

2.4. Ormanlardan faydalanmanın ekonomik değer katkısının tahmini

Ormanların sağlamakta olduğu çok yönlü faydaların (odun ve odun dışı ürünler, sosyal ve kültürel hizmetler, koruyucu ve çevresel fonksiyonlar) mevcut ve potansiyel ekonomik değerlerinin hesaplanmasına/tahminine yönelik araştırma ve değerlendirme çalışmaları yetersizdir. Geçmişte de DİE ve orman teşkilatı tarafından yapılan değerlendirme çalışmaları yetersiz olup sağladıkları tahminler, gerçek değerlerin çok altında olmuştur. Bu durum, ormancılık sektörüne verilen önem ve ayrılan kaynakların yetersiz olmasının nedenlerinden birini oluşturmaktadır. Son zamanlarda mevcut kısıtlı verilere dayalı olarak gerçekleştirilen bazı değerlendirme çalışmaları, ormanların sağlamakta olduğu faydaların daha önce yapılan tahminlerin çok üzerinde olduğunu ve bu arada odun dışı ürün, hizmet ve fonksiyonların minumum değerlerinin bile, odun faydalanmasının sağladığı değerin iki katının üzerinde olduğunu ortaya koymaktadır. Bu çalışmalardan ikisinin sonuçları aşağıda verilmiştir.

Tablo 1: Ormanların odun dışı faydalarının minimum değerleri

(Kaynak: Ormancılık Sektör İncelemesi, Global Çevre Örtüşme Programı Raporu, 1998)



1. Odun dışı orman ürünleri

327,000,000

2. Yaban hayatı

36,000,000

3. Rekreasyon

2,000,000

4. Su toplama havzaları muhafazası

131,000,000

5. Kayıt dışı odun yararlanması

40,000,000

6. Karbon birikimi

463,000,000

7. Genetik kaynaklar

89,000,000

8. Korunan alanlarla ilgili özel değerler (araştırma, eğitim, vb.)

6,500,000

TOPLAM

1,094,500,000

Tablo 2: Türkiye ormanlarının ekonomik değer katkısı tahmini

(Kaynak: Birinci Ulusal Ormancılık Kongresi, Türkiye Ormancılar Derneği, 2001, M.F.Türker, M.Pak, A.Öztürk)

Değer Kategorisi

Fayda çeşidi

Dolar

%

Kullanım

değeri


Doğrudan kullanım değeri



Odun üretimi

449,815,000

26.54

ODOÜ

86,044,495

5.08

Otlatma, yem faydalanması

225,000,000

13.27

Avcılık

17,219,854

1.02

Rekreasyon

2,071,880

0.12

Dolaylı kullanım değeri

Karbon birikimi

801,000,000

47.26

Seçenek değeri

Tıbbi yararlanma

112,500,000

6.63

Kullanım dışı

değerler


Varoluş değeri

Biyolojik çeşitliliğin muhafazası

1,380,000

0.08




Miras değeri










TOPLAM EKONOMİK DEĞER

1,695,031,229

100.00


2.5. Orman Teşkilatının Mevcut Ana Faaliyetleri

Tablo 3: Orman Bakanlığının, değişik birimlerince halen yürüttüğü ana faaliyetler



Birim

Faaliyet

OGM


Orman koruma

- Yangına karşı koruma

- Diğer zararlılara karşı koruma


Orman kadastrosu

Orman yolları

Orman envanter, haritalama işleri

Orman amenajman planlaması

Odun üretimi, pazarlaması

ODOÜ üretim, pazarlama

Gençleştirme, geliştirme

Baltalık ormanların imarı, tesisi

Diğer faaliyetler

AGM


Tohum ve fidan üretimi

Ağaçlandırma

Erozyon kontrolü

Mera ıslahı

Özel ağaçlandırmaların desteklenmesi

ORKÖY

Aile ve kooperatiflere gelir artırıcı faaliyetler için kredi desteği

Odun tasarrufunu sağlayıcı faaliyetler

MPG


Milli parklar ve korunan alanlar tesis ve yönetimi

Av ve Yaban hayatı

Rekreasyon

Orman içi su ürünleri

OB


Araştırma

Eğitim

Yayım ve bilinçlendirme



3.1. GENEL KOŞULLAR, TOPLUMUN ORMANLARDAN TALEP VE BEKLENTİLERİ, ARAÇLAR-KAYNAKLAR
3.1. Genel koşullar


      1. Kırsal alandan dışarıya göç ve toplumun hızla şehirleşmesi

Orman köylerinden dışarıya geçici ve devamlı göç yüksek oranlarda devam etmekte olup, bu durum sonucu orman köylüleri nüfusunda ve ormanlara yaptıkları baskılar ve zararlı müdahalelerde son yıllarda önemli azalmalar görülmektedir. Diğer taraftan bu göç ciddi sosyal, kültürel ve çevresel sorunlar yaratmaktadır. Kırsal alanlardan dışarıya göç konusunda hükümetlerin, orman teşkilatı ve STÖ’lerin politika ve stratejileri arasında belirsizlikler ve çelişkiler bulunmaktadır. Ulusal Kalkınma Planında ortaya konan kalkınma politikalarına göre, kırsal nüfusun önümüzdeki dönemlerde büyük ölçüde (2023’de ülke nüfusunun %10’una) düşürülmesi öngörülürken, birçok STÖ köylülerin yerinde kalkınmasını ana politika olarak belirlemektedir. Orman teşkilatında ise çelişkili görüşler mevcuttur (olaya ormanlar açısından yaklaşanlar göçün lehinde, köylüler açısından yaklaşanlar ise aleyhinde görüşlere sahiptir).

Göçün gelecek dönemlerdeki değişimleri konusunda güvenilir bilgiler ve tahminler yoktur. Bir bölümün görüşüne göre sosyal, kültürel ve ekonomik nedenlerle göçün devamı ve kırsal nüfusun azalmaya devam etmesi kaçınılmazdır. Karşı görüşte olanlar ise, sosyal ve kültürel nedenlerle göçün önümüzdeki dönemlerde azalacağı ve köye geri dönüşün gerçekleşeceğine inanmaktadırlar.

Göç nedeniyle ormanlar üzerinde olumsuz baskılar azalmakta, diğer taraftan ciddi sosyal ve kültürel olumsuzluklar (ailelerin bölünmesi, orman köy kültürlerinde olumsuz değişiklikler, vb.) görülmektedir. Ayrıca göç nedeniyle plansız şehirleşme sorunları ve şehirler civarındaki orman alanları üzerinde yerleşim ve uygun olmayan yararlanma baskıları artmaktadır.
3.1.2. Ulusal kalkınma politikaları ve stratejileri

Bu politikalar ve stratejiler arasında orman kaynakları yönetimi açısından dikkate alınması gerekli olanlar:

- Ülke kaynaklarının yönetiminde katılımcılığın gelişmesi;

- Ormancılığa öncelikli sektörler arasında yer verilmesi;

- Kırsal nüfusun önemli ölçüde azalması ve tarımın ülke ekonomisi içindeki payının azaltılması;

- Kırsal kalkınmada, doğal kaynakların potansiyellerinden yararlanmanın güçlendirilmesi, sivil toplum

örgütlerinin ve yerel yönetimlerin katılım ve katkılarının artması, insan kaynaklarının ve kırsal toplum

örgütlerinin (kooperatifler) güçlendirilmesi;

- Bölgelerarası eşitsizliklerin azaltılması;

- Devlet kuruluşlarının düzenleyici ve denetleyici rollerinin artması, uygulayıcı rollerinin azaltılması;

- Yetki ve sorumlulukların yerelleşmesi;

- Devlet kuruluşları uygulama programlarına kaynak tahsislerindeki kısıtlamaların artarak devam etmesi;

- Ekonomide liberalleşme, devlet kuruluşlarının iç ve dış pazar şartlarında rekabet imkanlarının artırılması,

orman ürünleri sanayinin özelleştirilmesi;

- Kültürel ve doğal değerlerin korunmasının güçlendirilmesi;

- Avrupa Topluluğu ile Entegrasyon.

3.1.3. Diğer sektörlerdeki politika ve stratejiler ve orman kaynakları yönetimine etkileri

Diğer sektörlerde uygulanmakta olan politika ve stratejilerden bazıları ormancılık sektörü üzerinde önemli etkilere sahip olup orman kaynaklarının yönetiminin geliştirilmesi için bunların geliştirilmesi gerekmektedir. Bu politikalarla ilgili özet bilgi aşağıda verilmiştir.



- Tarım ve hayvancılık:

(i) liberalleşme, devlet desteği ve sübvansiyonların kaldırılması;

(ii) doğal kaynakların korunması, erozyonla mücadele önceliklerindeki yetersizlik;

(iii) mera alanlarının yönetiminde yetersizlik;

(iv) su toplama havzalarında entegre çalışmalarda yetersizlik.

- Turizm:

(i) turizm alanlarının aşırı ve plansız yaygınlaştırılması;

(ii) yerel halka dayalı eko-turizm politikalarında yetersizlik;



- Kültür:

Orman ve dağ yörelerinde yaşayan toplulukların kültürlerinin korunmasına yönelik

politika ve programlardaki yetersizlikler.

- Su Yönetimi:

(i) sulak alanların kurutulması;

(ii) erozyon ve sedimentasyon problemlerine yetersiz önem-katkı;

(iii) su toplama havzalarında entegre çalışmalarda yetersizlik.

- Enerji:

(i) çevresel etkilere duyarlılık eksikliği;

(ii) yenilenebilir enerji kaynaklarına yeterli önem ve dikkat.



- Çevre:

(i) koordinasyon, işbirliği ve entegre çalışmalardaki yetersizlikler;

(ii) merkeziyetçi yapı ve yönetim.
3.1.4. Çevre ve doğal kaynaklarla ilişkili Ulusal Strateji-Eylem Planları

- Ulusal Çevre Eylem Planı;

- Ulusal Biyolojik Çeşitlilik Stratejisi-Eylem Planı;

- Bitki Genetik Kaynaklarının Yerinde (in-situ) Korunması Ulusal Planı;

- Çölleşme ile Mücadele Ulusal Stratejisi-Eylem Planı.
3.1.5. Bölgesel kalkınma planları ve projeleri

- Güneydoğu Anadolu Bölgesi Kalkınma Planı (GAP);

- Doğu Anadolu Bölgesi Kalkınma Planı (DAP);

- Doğu Karadeniz Bölgesi Kalkınma Planı (DOKAP);

- Yeşilırmak Havzası Kalkınma Projesi;

- Doğu Akdeniz Bölgesi Kalkınma Projesi;

- Marmara Bölgesi Kalkınma Projesi.
3.1.6. Mevcut Yasal Çerçeve (orman yasaları ve mevzuatı, ilgili diğer yasalar ve mevzuat)
3.1.7. Uluslararası Anlaşmalar, Süreçler
3.1.8. Avrupa Topluluğu Müktesebatının Üstlenilmesine İlişkin Ulusal Program.

3.2. TOPLUMUN ANA İLGİ GRUPLARI, ORMAN KAYNAKLARINDAN VE

YÖNETİMİNDEN BEKLENTİLERİ

Toplumun değişik ilgi ve menfaat gruplarının orman kaynaklarından ve bu kaynakların yönetiminden farkılı talep ve beklentileri vardır.

- Orman köylüleri (katılım, faydalanma, mülkiyet sorunlarının çözümü, yasaların ve mevzuatın

iyileştirilmesi, eğitim ve bilinçlendirme, yoksulluğun azaltılması ve kırsal kalkınmaya katkının

artması).

- Şehir toplulukları (şehirler ve yerleşim yerleri etrafındaki ormanların korunması ve

geliştirilmesi, rekreasyon, peyzaj, hava kirliliğinin azaltılması, eko-turizm, su, avcılık).

- Orman ürünleri sanayi (orman ürünlerinin yeterli miktarda, kaliteli ve ucuz maliyetle düzenli

olarak sağlanması);

- Özel sektör (kazanç sağlama);

- Sivil toplum örgütleri (doğal çevre kaynaklarının korunması ve geliştirilmesi ve bu çalışmalarda

kendi katılım, rol ve katkılarının artması, işbirliği) Meslek kuruluşları STÖ içindedir;

- Üniversiteler (sürdürülebilir yönetim, kendi katılım, katkı ve etkinliklerinin artması);

- Hükümetler ve politikacılar (orman köylülerinin ve etkin grupların talep ve beklentilerinin

karşılanması, oy ve politik destek temini, ekonomiye katkı);

- Yerel Yönetimler (orman kaynaklarının yönetiminde daha fazla söz ve yetki sahibi olmak);

- Gelecek nesiller (çevresel, sosyal, kültürel ve ekonomik çok yönlü faydaları sağlayacak orman

alan ve kaynaklarının kendilerine devri);

- Uluslararası örgütler (kendi beklentileri yönünde politikalarının dikte edilmesini);

- Küresel toplum: (orman kaynaklarının etkin korunması ve sürdürülebilir yönetimi suretiyle gerekli

küresel katkı ve fonksiyonlarının sağlanması);

- Devlet orman teşkilatı: (orman kaynaklarının etkin korunması, geliştirilmesi ve yönetimi ile

toplumun değişik talep ve beklentilerinin sürdürülebilir şekilde sağlanması, orman kaynaklarının

yönetiminde orman teşkilatının mevcut ağırlıklı kontrol ve yetkilerinin muhafaza edilmesi.

Değişik ilgi gruplarının talep ve beklentileri arasında önemli farklılıklar ve sürtüşmeler olması yanında, toplumdaki değişmeler paralelinde (şehirleşme, bilinçlenme, vb.) talep ve beklentilerde zaman içinde değişiklikler de olabilmektedir. Bu nedenle orman kaynaklarının uygun planlanması ve yönetimi için değişik talep ve beklentilerin tesbiti ve dikkate alınması gereklidir.


3.3. ORMANLARIN YÖNETİMİNDE YARARLANILACAK KAYNAKLAR VE ARAÇLAR
- Orman

- Ormancılık kurumları

- Finans kaynakları

- Orman köylüleri, kültürler, gelenekler

- Yasal çerçeve, mevzuat

- Mevcut bilgi ve deneyimler



- Toplumda çevre ve doğal kaynaklar (ormanlar dahil) ile ilgili artan bilinçlenme

- Ulusal ve bölgesel planlar

- Uluslararası dayanışma ve işbirliği imkanları.
4. TÜRKİYE ORMANCILIĞININ ANA SORUNLARI-KISITLARI VE GELİŞTİRİLME İHTİYAÇLARI

1. Ormanın tanımındaki, ormanların sınırlarının ve alanlarının baskılara karşı

korunmasındaki yetersizlikler.

2. Orman kaynaklarının korunması ve yönetimi ile ilgili kararlara ve sorumluluklara

diğer toplum kesimlerinin katılmasındaki yetersizlikler.

3. Ormanlardan mevcut yönetim ve yararlanmalarda odun dışı işlevlere (odun dışı

ürünler, hizmetler ve faydalanmalara) yeterli önem ve ağırlığın verilmemesi.

4. Toplumun en yoksul kesimleri içinde yer alan ve ormanlar üzerinde baskı oluşturan

orman köylerine yeterli kalkınma desteğinin sağlanamaması.

5. Orman teşkilatının değişik birimlerinin çalışmaları arasında eşgüdüm yetersizliği.

6. Öğretim, eğitim, araştırma faaliyetlerindeki yetersizlikler.

7. Yasal yetersizlikler.

8. Kurumsal yetersizlikler.

5. ORMANCILIKTA KURUMSAL YAPI İLE İLGİLİ SORUNLAR VE GELİŞTİRİLME İHTİYAÇLARI
5.1. Sorunlar ve Geliştirilme İhtiyaçları

1. Orman Bakanlığı’nın değişik birimlerinin görev alanlarındaki örtüşmeler ve açıklıklar.

2. Taşra düzeyinde iki ayrı bölge müdürlüğü altında teşkilatlanma.

3. Elemanların merkezi birimlerde toplanması, uygulama birimlerinde eleman eksiklikleri.

3. Politizasyon.

4. Atama ve terfiğlerde uygun nesnel ölçütlerin uygulanmaması ve tesbit edilecek başarı

ölçütlerine göre etkin izleme ve değerlendirmelere dayalı olarak motivasyon sistemi eksikliği.

5. Orman teşkilatının içe kapalı çalışması, halkla ilişkiler ve katılımcılıkta kurumsal kapasite yetersizliği.

6. Odun dışı ürün ve hizmetlerle ilgili kurumsal yapı ve eleman yetersizlikleri.

7. Yukarıda sıralanan sorunların çözümü ile birlikte; koruma, yararlanma ve verimlilik konularındaki

sorunları çözebilecek etkin bir yönetimin geliştirilme ihtiyacı.

5.2. Kurumsal yapının geliştirilmesi sırasında dikkate alınması gerekli ilkeler
1. Kamu malı olan ormanların yönetimi ve işletilmesi orman teşkilatının elinde olmalıdır,

ancak orman teşkilatının kurumsal kapasitesi ve yönetim etkinliği güçlendirilmelidir.

2. Daha önceki dönemlerde denenen ve başarısız olan kurumsal düzenlemeler dikkate alınmalıdır.

3. Ormancılığın çevresel, sosyal, kültürel ve ekonomik işlevleriyle çok boyutlu ve disiplinli bir

meslek olduğu dikkate alınmalıdır.

4. Doğal afetlerin önlenmesine yönelik çalışmalar, su havzalarının korunması ve dağlık havzalar

ekonomisinin geliştirilmesine yönelik çalışmalar, ormancılık sektörünün görev alanı içinde dikkate

alınmalıdır.

5. Merkez ve taşrada, bağlayıcı, zorlayıcı ve müeyyidesi olan eşgüdüm mekanizmaları ile doğal

kaynak yönetiminde yönetim otoritesi sağlanmalıdır.

6. Merkez kuruluşu küçültülmeli ancak daha etkin konuma getirilmelidir. Merkezin yapısı;

politika geliştirme, izleme, değerlendirme, denetleme ve destek alanlarında güçlendirilmelidir.

7. Yerel yetkiler artırılmalı, hizmet üreten taşra birimleri güçlendirilmelidir. Ancak bunun altyapısı

oluşturulmalı, pilot uygulamaların sonuçlarından da yararlanılarak belirli bir süreçte gerçekleşmelidir.

8. Yönetimde şeffaflık sağlanarak, oluşturulacak kamu örgütü içi ve toplumsal katılımı sağlayacak

mekanizmalar oluşturulmalıdır.

9. Karar verme sürecinde değişik birimlerin ve toplum kesimlerinin katılımını sağlayacak

mekanizmalar oluşturulmalıdır.

10. Kurumsal yapı geliştirme çalışmaları ile personel reformu beraber gerçekleştirilmelidir. Burada

ilke; aşırı üst düzey kadrolar oluşmasını ve merkezi birimlerde birikimin önlenmesi için arazi

uygulama birimlerinde çalışan elemanların özlük haklarının iyileştirilmesine ağırlık verilmesi

olmalıdır.








Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©kagiz.org 2016
rəhbərliyinə müraciət